21 °C

Evet mi? Hayır mı?

Evet mi? Hayır mı?

 

Prof. Dr. Nurettin BİLİCİ / Hacettepe Üniversitesi Maliye Bölümü Öğretim Üyesi

 

Adalet ve Kalkınma Partisi'nin TBMM'den geçen Anayasa tasarısı 26 maddeden oluşmakta ve mevcut Anayasanın çeşitli maddelerinde değişikliği öngörmektedir. TBMM'deki kabul oylarının yeterli sayıda olmaması, değişikliklerin ancak referanduma sunulması ve burada olumlu sonuç alınması durumunda yürürlüğe girebileceği sonucunu ortaya çıkarmıştır.

Cumhuriyet Halk Partisi TBMM'de kabul edilen Anayasa değişiklik önerisinin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi kararını 7.7.2010 tarihinde açıklamıştır. Karar çok önemli ölçüde iptal isteminin reddi yönünde çıkmıştır. İptal edilen sadece iki husus vardır. Bunlardan birincisi Anayasa Mahkemesi ve Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üye adaylarının belirlenmesine ilişkin ibarelerdir. Buna göre üye adayları belirlenirken tek adaya oy verme yerine üç adaya birden oy verme kuralı geçerli kılınmıştır. İkincisi de HSYK'ya seçilecek üyelerin hukukçular dışındaki kişiler yerine sadece hukukçulardan oluşabileceği ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi'nin kararında, teklif edilen değişikliklerin özüne dokunulmadığı sadece işaret ettiğimiz, ayrıntı sayılabilecek iki hususun iptal edildiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda 12 Eylül 2010 tarihine yapılması takvime bağlanan referandum yolu açılmış olmaktadır. Referanduma sunulacak olan Anayasa değişiklik tasarısı içinde yer alan düzenlemeler iki gurupta değerlendirilebilir. Birinci gurupta; genel olarak itiraza yer bırakmayan, çoğunluğun kabul edebileceği ve daha çok ikinci gruptaki önerileri kamuflaja yönelik düzenlemeler yer almaktadır. Bu düzenlemelere örnek olarak; Yüksek Askeri Şura kararlarının yargı denetimine açılması, yaşlılara ve çocuklara yönelik pozitif ayırımcılığın getirilmesi, memurlara toplu sözleşme yapma hakkının verilmesi, memurlara verilen tüm disiplin cezalarına karşı yargı yolunun açılması, yurt dışına çıkış yasağının hakim kararı dışında kaldırılması, Kamu Denetçisine (Ombudsman) başvurma hakkının getirilmesi ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru hakkının getirilmesini verebiliriz.

Anayasa değişiklik tasarısının kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açan ikinci gurup düzenlemeleri, Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın üye yapısının değiştirilmesi ile ilgili olanlardır. Aşağıda bu iki kurumun mevcut üye yapısı ve değişikliğin gerçekleşmesi durumunda nasıl olacağı karşılaştırmalı olarak verilmektedir.

Anayasa Mahkemesi'nin üye yapısında değişiklik

Mevcut düzenlemede 11 asıl 4 yedek üyeden oluşan Anayasa Mahkemesi üye sayısı değişiklik tasarısı ile 17'ye çıkarılmakta, yedek üyelik kaldırılmaktadır. Mevcut durumda:

-Yargıtay 2 asıl ve 2 yedek üyeyi; Danıştay 2 asıl 1 yedek üyeyi; Sayıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1'er asıl üyeyi (toplamda 3) kendi üyeleri arasından belirlemektedirler. Bu organlar her bir boş yer için üçer aday göstermekte ve bu adaylar arasından son seçimi Cumhurbaşkanı yapmaktadır. 

-YÖK 1 asıl üye belirleme yetkisine sahiptir (Yükseköğretim kurumları içinden 3 aday belirlenmekte ve son seçimi yine Cumhurbaşkanı yapmaktadır).

-Geri kalan 3 asıl 1 yedek üyenin atamasını ise bizzat Cumhurbaşkanı, üst kademe yöneticileri veya avukatlar arasından yapmaktadır (Any. m. 146).

Mevcut sistemde Anayasa Mahkemesi üyelerinin belirlenmesinde esas güç Yargıtay, Danıştay gibi Yüksek Mahkemelerin elindedir. Her ne kadar belirlenen 3 aday arasında son sözü söyleme yetkisi Cumhurbaşkanına verilse de, o 3 adayı Cumhurbaşkanının önüne gönderen, adı geçen Yüksek Mahkemelerdir.

Değişiklik Tasarısı ile 17'ye çıkan üyelerin seçimi şu şekilde yapılacaktır:

-TBMM tarafından 3 üye seçimi:

-Sayıştay adayları arasından 2 üye,

-1 üye serbest avukatlardan (Baro başkanlarının aday göstermesi ile).

Bu organlar toplam 3 üyenin her biri için üçer aday gösterecek ve bu adaylar arasından son seçimi TBMM yapacaktır.

-Cumhurbaşkanı tarafından aday adayları arasından 10 üye:

-Yargıtay 3, Danıştay 2, Askeri Yargıtay 1, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 1 üyeyi kendi üyeleri arasından belirleyecekler.

-YÖK 3 üyeyi (1'i hukukçu olmayabilir) belirleyecekler.

Bu organlar toplam 10 üyenin her biri için üçer aday gösterecek ve bu adaylar arasından son seçimi Cumhurbaşkanı yapacaktır. 

-Bizzat Cumhurbaşkanı tarafından 4 üye: Cumhurbaşkanı 4 üyeyi üst kademe yöneticileri veya Anayasa Mahkemesi raportörleri arasından seçecektir.

Kanun Tasarısının Geçici Maddesi ile, Anayasa Mahkemesinde halen yedek üye konumunda olan 4 kişinin Yasanın yürürlüğe girmesiyle asıl üye statüsüne geçmesi öngörülmüştür. Bir diğer maddede ise mevcut düzenlemede 65 yaş olan Anayasa Mahkemesi üyelerinin çalışma üst sınırı 12 yılla sınırlandırılmaktadır.

Karşılaştırmadan anlaşılacağı üzere, yeni sistemde; "güvenilmez" görülen Yargıtay, Danıştay ve diğer iki askeri mahkemenin toplam üye belirleme kapasitesi 7 ile sınırlandırılmakta, buna karşılık geri kalan 10 üyeyi belirleme yetkisi, "güvenilir" kalelere bırakılmaktadır.

HSYK'nın yapısında değişiklik

Mevcut düzenlemede 7 asıl 5 yedek üyeden oluşan HSYK üye sayısı, değişiklik tasarısı ile 22'ye çıkarılmaktadır. Mevcut durumda:

-Adalet Bakanı kurulun başkanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı ise Kurulun tabii üyesidir (2 üye).

-Yargıtay 3 asıl 3 yedek üyeyi,

-Danıştay 2 asıl 2 yedek üyeyi kendi üyeleri arasından belirlemektedirler.

Bu organlar her bir boş yer için üçer aday göstermekte ve bu adaylar arasından son seçimi Cumhurbaşkanı yapmaktadır (Any. m. 159).

Mevcut yapıda HSYK üyelerinin belirlenmesinde de esas güç aynen Anayasa Mahkemesi üyelerinin belirlenmesinde olduğu gibi; Yargıtay ve Danıştay'a aittir. Yargıtay ve Danıştay üyelerinin seçiminde ise temel rol HSYK'ya aittir (Bkz. Any. m. 154, 155).

Yeni sistemde HSYK'nın üye sayısı 22'ye yedek üye sayısı ise 12'ye çıkarılmaktadır:

-Yine Adalet Bakanı kurulun başkanıdır. Adalet Bakanlığı Müsteşarı ise Kurulun tabii üyesidir (2 üye).

-4 üye Cumhurbaşkanı tarafından doğrudan,

-Yargıtay 3 asıl 3 yedek,

-Danıştay 2 asıl 2 yedek,

-Türkiye Adalet Akademisi 1 asıl 1 yedek,

-Adli yargı hakim ve savcıları tarafından 7 asıl 4 yedek,

-İdari yargı hakim ve savcıları tarafından 3 asıl 2 yedek.

Yeni sistemde; daha önce tek belirleyici güç olan (7 üyenin 5'ini belirlemekte idi) ancak "güvenilmez" görülen Yargıtay ve Danıştay güçsüz bırakılmaktadır. Çünkü bu iki yüksek mahkeme artık 22 üyenin sadece 5'ini belirleyebilecektir. Buna karşılık geri kalan 17 üye, "güvenilir" olduğu düşünülen organlar tarafından belirlenecektir.

Anayasa Mahkemesi ve HSYK bugüne kadar AKP'nin başını ağrıtmış, canını sıkmıştır. AK Parti Anayasa Mahkemesi'nin kapatma davasından kıl payı kurtulmuştur. HSYK da, özellikle Ergenekon soruşturması hakim ve savcılarının belirlenmesinde hoşa gitmeyen işler yapmıştır. O halde bu kurumları hizaya sokmak gereklidir ve şimdi bunun zamanıdır. Bu kurumları adam etme formülü de, yukarıda açıkladığımız şekilde dizayn edilmiştir.

Yeni yapılanma ile AKP, yargı üzerindeki gücünü artırarak, buradan kendi varlığına yönelik gelebilecek tehlikeyi bertaraf etme amacı içindedir. Aslında yaşananlar, bir hukuk problemi olmanın daha ötesinde, AKP-AKP'li olmayanlar kavgasının son raundlarından biridir. Bu düello AKP'nin iktidara gelmesinden bu yana sürmektedir ve şimdiye kadar hep AKP lehine gelişmiştir. AKP'li olmayanların elinde tuttuğu kaleler bir bir fethedilmiş, teslim alınmıştır. Yargıtay ve Danıştay kalan son kalelerden ikisidir. AKP 12 Eylül 2010 tarihine kadar da bu iki kalenin fethine yönelik planını halka kabul ettirmek için yoğun bir propaganda içine girecektir. Söyleyecekleri dünkülerden pek farklı olmayacaktır. Karşı tarafı suçlarken; 12 Eylül darbe Anayasasını savunanlar, otoriter-asker anayasasını savunanlar, statükoyu savunanlar, vesayet rejimini savunanlar, ulusalcılar, oligarşik düzeni savunanlar, gelenekçiler, değişime karşı çıkanlar, elitler, bürokratik cumhuriyetçiler gibi ifadeler kullanacaklardır.

Karşı taraf ise; yargıyı vesayet altına alıyorsunuz, yargı bağımsızlığını ortadan kaldırıyorsunuz, yargıyı siyasallaştırıyorsunuz, 12 Eylül darbecilerinin yaptığından daha kötüsünü yapıyorsunuz, Üniter Devlet-Ulus Devlet yapısını zedelediniz, yaptıklarınız demokrasi, hukuk devleti, erkler ayrılığı, yargıç güvencesi ilkelerine aykırıdır. Her şey halkın iradesi ile belirlenir diyorsunuz ama Anayasanın Başlangıç hükümlerinde:

"Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü…"  ifadeleri yer alıyor gibi çıkışlar yapacaklardır.

Bu propaganda savaşında "hayır"cıların işi hayli zor görünüyor. Öyle ya, hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı gibi ilkeleri korumada baş görevli olan Anayasa Mahkemesi bile değişiklikleri normal karşılamış, iptal etmemişse vatandaş niye bunlara kafayı taksın? Vatandaş yine AKP'nin 7-8 yıldır yaptıklarını, yapamadıklarını gözünün önüne getirip, "öncekilere göre daha iyi idi" kanaatine varırsa "evet" diyecektir. Aksi durumda "hayır" diyecektir.

Bense; Hukuk Fakültesinde hocalarımın beynimin içine kazıdığı ve kendimin de yıllardır öğrencilerime anlattığım "yasama, yürütme, yargı erkleri arasındaki kuvvetler ayrılığı; yargı bağımsızlığı" gibi müesseselerin göz göre göre yokoluşuna yanmaya devam edeceğim.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.