Kadın işgücünün değerli olması için ekonominin büyümesi lazım

Bir toplumu dönüştürmek çok zor. Değişimin çok daha hızlı olmasını bekliyorsunuz, fakat bunun için hükümetler politikaları ve kadının bir birey, zeka ve yetenek olarak görülmesi gerekiyor

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

didem.png

Meltem Kurtsan, kadının ekonomiye katılabilmesi için üstün bir çaba gösteren kadınlardan birisi. Geceleri küçük dükkanında tentürdiyot üreten eczacı bir babanın ve çocukları ilkokulu bitirirken, üniversiteye başlayıp, kocasına yardım etmek için eczacılık okuyan bir annenin kızı. 

“Ben okurken, annem de evde ders çalışıyordu; babam beni ve kardeşimi çalışalım diye eczaneye götürüyordu” diyen Meltem Kurtsan, meslek seçiminde babasının ihtiyaçlarını göz önüne aldı ve eczacılık okudu. Üniversite yıllarında babası ile birlikte çalıştı. 1999’da Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nda “Geleceğin Global Lideri” seçildi. 

2000’de TÜSİAD’a üye olarak, Kadın Erkek Eşitliği Çalışma Grubu ile Fikri Haklar Çalışma Grubu başkanlıklarını yürüttü. 2002’de Kadın Girişimciler Derneği KAGİDER’i kurdu. 

İlaç sektöründeki bilgi ve eğitim ihtiyacını fark etmesinin üzerine aynı yıl MK Danışmanlık Eğitim Tıbbi Ürünler Ltd. Şirketi’ni kurdu. O günden itibaren ilaç, kozmetik ve gıda sektörlerine yönelik 100’den fazla eğitim ve konferans düzenledi. 2004’te babasından devraldığı Otacı – Kurtsan Holding Başkanlığı’nı 2013’te sürdürülebilir büyümeyi garantilemek için profesyonel bir kadroya devretti. Bu tarihler arasında, Harvard Üniversitesi’nde 3 dönem yöneticilik programına katıldı. Bodrum’daki çiftliğinde doğal yaşam ve sağlıklı beslenme konularında araştırmalar yaparak Herbafarm markası altında tıbbi bitkiler yetiştirmeye başladı. TOBB bünyesinde 2007’de kurulan Kadın Girişimciler Kurulu Üst Kurul Üyeliği ve İTO bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu'nun ilk başkanı oldu. Bu listeyi daha da uzatabiliriz. Ama sözü Meltem Kurtsan’a bırakalım:

Kadın işgücünün gelişimi adına çok önemli işlere imza attınız. Bugün Türkiye’de kadının durumu hakkında neler söyleyeceksiniz? 

76-002.jpgDavos’ta Geleceğin Global Lideri seçildiğimde, herkesin dernekli olduğunu gördüm. Türkiye’de ise kadın derneği olmadığını fark ettim. O dönemde TÜSİAD’da 70-80 iş kadını bir araya geldik ve KAGİDER’i kurduk. AB fonlarına ulaştık ve çok hızlı büyüdük. Yine o dönemde TOBB’da hiç kadın olmadığını gördüm. Bu konuda çalışmalar yaptık ve kadın girişimciliği için bilinçli bir farkındalık yarattık. Tüm bu çabalara rağmen, iş hayatında daha farklı sonuçlar alabilirdik; fakat bir toplumu dönüştürmek çok zor. Değişimin çok daha hızlı olmasını bekliyorsunuz. Bunun için hükümetler politikaları, zihinsel dönüşüm, kadının bir birey, zeka, yetenek olarak görülmesi gerekiyor. Üniversiteden mezun olan kadın sayısı yüksek olsa da, kadınların iş yaşamına katılımı hala çok düşük. 

Baba şirketini profesyonellere devrettiniz ve yönetimden çekildiniz.

Babamın vefatından sonra vasiyeti üzerine yönetimi ben devraldım. Aile şirketlerinin önemli güçleri var; ama aileyi kurusallaştıramazsanız, bilgi birikimi sürdürülebilir olmuyor. Harvard’da aldığım eğitim sonrasında, şirketin kişiye bağlı kalmaması gerektiğini öğrendim. 3. kuşaklara bir mecburiyet bırakmamak gerekli. Şirketin devam etmesini sağlayarak herkes kendi yolunu seçebilmeli. Koltuğu bırakmam gerekiyordu ve tabi ki bu zor oldu. Şirkette bugün profesyonel bir yönetim kurulu var. Ben ve kardeşim yönetim kurulundan çıktık. Sadece annem yönetim kurulunda. 3. kuşaktan da birer kişi seçeceğiz; ama onlar aynı zamanda, rekabet ortamında başka şirketlerde çalışacaklar, çünkü aile şirketi hazıra konacak bir yer değil. 

Daha sonra kendi çiftliğinizden elde ettiğiniz doğal ürünlerle Herbafarm’ı kurdunuz.

Bodrum’daki çiftliğimde kendiliğinden yetişmiş yüzlerce yıllık ağaçların meyvelerinden esinlenerek keçiboynuzu işine girdim. Bu çok değerli besinin dondurma ve pastacılık sektörnde hammadde olarak kullanıldığını gördüm. Türkiye’de bir ilk olarak keçiboynuzunu çekirdeği ile öğütme yoluna gittim. İnternet ve organik marketler yoluyla satış yapıyoruz. Yeni bir anlaşmaya imza attık ve artık Tekzen ve Saklı Cennet mağazalarında Herbafarm markası ile satışlara başlıyoruz. 

Geçtiğimiz günlerde yeni bir girişim içine girdiniz ve ECOR ortaklığı gerçekleşti. Bundan bahseder misiniz?

Harvard’dan sınıf arkadaşım Robert Noble geçtiğimiz yıl bir mail attı ve Sırbistan’da bir fabrika kurduğunu söyledi ve açılışa davet etti. Atık kağıt, Tetrapak ambalajları, kartonlardan levha üretiyorlar. Ürünün adı Ecor, ve iç dekorasyonda tavandan mobilyaya her alanda kullanılabiliyor. Bu ürünler elde edilirken ağaç kesilmiyor, kimyasal kullanılmıyor. Atıklardan elde edilen ürün, çevrenin korunmasına da katkı sağlıyor. Noble Çevreci Teknolojiler ABD’li bir şirket olmasına rağmen, Avrupa, Orta Doğu, Rusya ve Kuzey Afrika ülkelerinde de büyümek için İsviçre’de yapılanmış. Bu yapılanmada hem önemli bir rol oynayacağımı düşündükleri için hem de erkek egemen şirket yapısını değiştirmem için yönetim kuruluna katılmamı istediler. Ecor'un doğal bir ürün olması heyecanı ile severek kabul ettim. Türkiye, genç nüfusu, hızlı büyüyen inşaat sektörü ile onlar için de gelecek vadeden bir pazar. Türkiye’de özellikle Karadeniz Bölgesi'nde fabrika kurulmasını arzu ediyorum.Bu bölgedeki fındık kabuklarından panel üretmek için deneme çalışmalara başladık. Üretimin sürdürülebilir olması için, her bölgenin kağıt ve tarım atığı yerinde kullanılarak Türkiye'nin her bölgesine fabrika kurulabilir. 

Yabancı bir ortakla çalışmak nasıl bir fark yaratıyor? 

Kurumsal ve hızlı büyüyen bir dünya şirketi deneyiminin parçası olmak beni heyecanlandırıyor. Türkiye’de yatırım yapmaya hazırlar, ancak Türkiye'yi tanımıyorlar. Ben onlara bu ülkede bir gelecek gösterebilmeliyim ki, onlar da sermayelerini buraya akıtsınlar. Türkiye, gerek Balkan ülkeleri, gerek Orta Doğu, gerekse Avrupa’ya yakınlığı açısından çok önemli bir konuma sahip. Ecor için tüm bölgenin tedarikçisi olabiliriz. Üretim için cazip bir ortam sunmamız gerekiyor ki yatırımları buraya aksın. 

Heyecanını kaybetmeyen bir girişimci olarak, önümüzdeki dönemde hangi sektörlerin yükselişe geçeceğini düşünüyorsunuz? 

Tasarım çok önemli olacak. Biyoteknoloji, çevre konuları hızla önem kazanıyor. Özellikle gençler kalplerinin götürdüğü, ruhlarının besleneceği yere gidiyorlar. 

Bu süreçte kadınların yerini nerede görüyorsunuz? 

Doğanın bir dengesi olarak, nüfusun da yüzde 50’sini kadınlar, yüzde 50’sini erkekler oluşturuyor. Hayat bu şekilde programlanmışken, bir tarafı bastırıp, gücü diğer tarafa verirseniz, hayatın da dengesi bozulur. Kadın erkek eşittir derken, güç yarışından değil, zeka ve kabiliyetten, bunları eşit şekilde hayata geçirmekten bahsediyoruz. Kadın ve erkeğin uyumu ve işbirliğinin yaratacağı ortak akıl, gerek aileyi gerekse topluçok daha ileri götürecektir.

Kadın toplumdan destek görmeli

►Melek yatımcıların yüzde 97’si erkeklerin yönettiği risk sermayelerini destekliyorlar. Kadın girişimcilerini önündeki engeller neler? 

Kadınların üzerinde, aile kurma baskısı var; kadınlar aynı zamanda ailenin sosyal yükünü de üsteniyorlar. Kadın erkeğe oranla daha çok çalışmak, daha çok emek harcamak, daha çok yorulmak zorunda. Girişimcilik için adanmışlık gerekiyor. Bu yüzden kadının ailesinden, toplumdan destek görmesi lazım. Ekonominin iyi yönetilmesi, iş imkanlarının artması lazım ki, kadın işgücüne de ihtiyaç duyulsun. Kadın işgücünün değerli olması için ekonominin büyümesi lazım.

Yeni sanayiler yeni fabrikalar gerekiyor

►Ülkedeki ekonomik durumu nasıl değerlendirirsiniz bir iş kadını gözüyle? 

Milli gelir güzel bir artış kaydetti. Kişi başına milli gelir 10 bin doları geçti. Büyümenin bu hızda devam etmesini umuyorum.; ama ekonomik büyüme büyük ölçüde inşaat sektörüne dayanıyor. Yeni buluşlar, yeni sanayiler, yeni fabrikalar gerekli. Bölgesel teşvik sisteminin yeterli olmadığını düşünüyorum. Teşvik sisteminin Türkiye’nin bölgesel avantajlarına göre oluşturulması gerekiyor. Üretim konularına göre teşviklerin artırılması gerekiyor. Günü kurtarmaya odaklanmamak lazım. Ar-Ge teşviklerinin çok iyi olduğu görüşündeyim. Birçok uluslararası şirketin Ar-Ge merkezleri Türkiye’ye geldi. Sanayi odaklı çalışılması gerekiyor.

"Herkes akıllı şeyler üretmeli"

Intel Yeni Teknolojiler Dünya Başkan Yardımcısı Ayşegül İldeniz, Boğaziçi Üniversitesi'nde düzenlenen bir panelde girişimcilik ve kariyer yolculuğunu anlattı. İldeniz’e göre, önümüzdeki dönemde en hızlı büyüyecek olan alan giyilebilir teknolojiler. Intel’in hedefi de giyilebilir teknolojileri yaygınlaştırmak; teknoloji ile ilgisi olmayan şirketleri de akıllı şeyler üretmeye davet etmek. Nitekim şirket bu kapsamda Fossil ve Luxottica gibi moda sektöründe faaliyet gösteren şirketlerle anlaşmalara imza atıyor. Ayşegül İldeniz, şu bilgileir veriyor:“Yıkıcı bir strateji izliyoruz. 2025’te 50 milyar akıllı nesne birbiri ile iletişim halinde olacaksa, 8 milyar insanın da bu nesnelerle kuracağı iletişime bir anlam getirmek şart. Bu yüzden geleneksel sanayilerin teknolojiye dahil olması; akıllı şeyler üretmesi gerekiyor. Bir diğer hedefimiz de teknolojiyi demokratikleştirmek. Bireylerin teknoloji üretebilmeleri için, teknolojinin çok erken yaşlarda eğitime dahil edilmesi; çocukların kodlamayı öğrenmesi şart. Makro açıdan baktığımızda ise, gelişen pazarların önemli fırsatlar sunduğunu görüyoruz. İnsanların kendi sorunlarına yönek çözümler üretiyoruz. Bu çözümleri yerel şirketlerle birlikte geliştiriyoruz." Intel, Hindistan’da tacize uğrayan kadınlar için alarm butonu olan bir saat üretmiş. Butona basan kadın, anında ailesine veya polise ulaşabiliyor. Benzer uygulamalar Türkiye için de gündeme gelecek. "Küçük şirketlerin parlak fikirlerini hayata geçirebilmeleri gerekiyor" diyen İldeniz, Türkiye'de girişimcilerin en önemli eksikliklerinden birisinin de iİngilizce olduğunu söylüyor ve "Bütün dünya İngilizce konuşuyor, bir tek biz konuşamıyoruz" diye ekliyor. 

Girişimcilerin önündeki önemli bir diğer sorunun da risk yönetmek olduğunu ifade eden Ayşegül İldeniz, şöyle devam ediyor: "İntel Türkiye olarak üniversitelerde girişimcilik dersleri verdik. Eskişehir, Gaziantep ve Samsun'da gençleri motive etmeye çalışıyoruz. Kadınların yaşadıkları sorunlara teknoloji yoluyla çözümler üretmeye çalışıyoruz, sosyal girşimcilik projelerini destekliyoruz." “Intel’de sadece yönetmiyorum, aynı zamanda yaratıyorum. Yaratmak için de sürekli olarak kendinizi yenilemeniz lazım” diyen İldeniz, bu yüzden dağlara tırmanıyor; yelken yapıyor; uzak ülkelere gidiyor. Ve bu sayede kimsenin düşünemediği ihtiyaçlara cevap veren teknolojiler üretiyor.

Bu konularda ilginizi çekebilir