6 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Beklentiler hâlâ bozuk

Beklentiler bir türlü sakinleşmiyor. Temel ekonomik parametreler ve fiyatlara ilişkin bekleyişler bir ay düzeliyor gibi olsa sonraki aylarda yeniden bozuluyor. Eğilim olarak baktığınızda pek çok değişkende beklenti bozulması sürekli hale gelmiş gibi görünüyor. 

TCMB’nin geçen hafta yayınladığı 2014 yılı eylül ayı beklenti anketi beklentilerdeki bozulmanın iyice yerleşik hale geldiğini gösteriyor. Zaman boyutu içinde değerlendirildiğinde bir çok değişkende beklenti bozulmasının on iki aydır, dozunu da artırarak devam ettiği gözleniyor. 

İçinde bulunduğumuz zaman diliminde enfl asyon ekonominin en önemli değişkenlerinden birisi olma özelliği taşıyor. Fiyatlamalarda, özellikle de faiz oranının belirlenmesinde temel göstergelerden birisi tüketici enfl asyonudur. Enfl asyonun temel gösterge olarak benimsenmesinin nedeni bu ikili arasındaki yoğun etkileşimdir. Etkileşimin yönünün fiyatlardan faize doğru olduğu kabul edilir. Yükselen enfl asyon ortamında faizlerin yönünün de yukarı doğru olacağı anlamına gelir bu. Enfl asyon faiz ilişkisinde bugünün enfl asyon düzeyinden çok ileriye dönük enflasyon beklentisi ağırlık taşır. Enfl asyon beklentisinin yukarı yönlü olması halinde faiz de bir süre sonra yönünü yukarıya çevirir. 

Beklenti anketi son bir yıldır buna benzer bir durum yaşandığını gösteriyor. 2013 yılı eylül ayındaki beklentilerle karşılaştırıldığında enfl asyon (TÜFE) beklentilerinin hiç durulmadığı görülüyor. Eylül 2013 den bu yana, ekim ve aralık ayları hariç, enfl asyon beklentisi hep yükseliyor. Yani insanlar enfl asyonun ilerde daha yüksek olacağını düşünüyorlar. Bu düşüncelerinde ısrarlılar. Aydan aya enfl asyon beklentilerini yukarıya doğru değiştiriyorlar. 

Eylül 2013 de cari yıl sonu için enfl asyon beklentisi yüzde 7.44 olarak saptanmış. Bu beklenti sonraki on iki ay içinde sürekli yükselmiş. 2014 yılı sonu için beklenen enfl asyon yüzde 8.99 olarak saptanmış. Kısacası insanlar TCMB’nin 2014 için ilk hedefine de revize hedefine de ikna olmamışlar. Kendi beklentilerini hep bu düzeylerin üzerinde tutmuşlar. Mal, hizmet ve finansal varlık fiyatlamalarında da kendi beklentilerine uygun yönde hareket edecekler kuşkusuz. Eylül 2013’de 12 ay sonrası için enfl asyon beklentisi yüzde 6.64 olmuş. Bu yılın eylül ayında on iki ay sonrası (yani eylül 2015) için enflasyon beklentisi yüzde 7.44, Eylül 2016 için beklenti ise yüzde 6.80. TCMB anketinde enfl asyon beklentileri bağlamında 24 aylık bir panorama var. Bu süre içinde enfl asyon beklentisi hiçbir noktada yüzde 6’nın altına inmiyor. Bulunduğumuz zaman noktasında katılaşmış bir enfl asyon beklentisine işaret ediyor bu sayılar. 

Yükselen enflasyon beklentisi, beklendiği gibi, faiz beklentisini de peşine takmış. Örneğin eylül 2013’de yüzde 6.45 düzeyinde olan TCMB ortalama (ağırlıklı) fonlama maliyeti beklentisi eylül 2014’de yüzde 8.33 düzeyine çıkmış. Ancak burada bir süreklilik yok. Bu yılın ilk beş ayında yüzde 10’lu sayılara çıkan TCMB faizi beklentisi sonradan yönünü aşağıya çevirmiş. TCMB faizine ilişkin beklentilerin aşağıya çekilmiş olmasını temel bir iktisadi gelişmeden çok para otoritesi üzerindeki siyaset baskısına yormanın doğru olacağı kanısındayım. Devlet tahvillerinin ikinci piyasadaki faiz oranlarının gelişmesi bu düşünceme destek veriyor. Ekim 2013’den sonra yükselmeye başlayan bu piyasa faizleri nisan –ağustos 2014 arasında düşmüş, sonra tekrar yükselerek eylül 2014’de yüzde 9.14 olmuş. Yani ikinci piyasa faizleri belli bir desen izlemiyor ama son bir yıl öncesinden yüksek bir seviyeye geliyor. 

Aktörlerin enflasyon ve faiz beklentilerinde karamsar oldukları görülüyor. Benzer bir değerlendirmeyi büyüme performansına ilişkin beklentiler için de söylemek mümkün. Eylül 2013 tarihinde yüzde 3.5 olarak saptanan cari yıl büyüme beklentisi eylül 2014’te yüzde 3.2’ye gerilemiş. 2014 yılı büyüme hedefinin altında bir beklentiye işaret ediyor bu sayı. Bir sonraki yıl (2015) için büyüme beklentisinin encamı da çok farklı değil. Eylül 2013’ de yüzde 4.0 olarak ifade edilen bir sonraki yılın büyüme beklentisi eylül 2014 tarihinde yüzde 3.7 düzeyine gerilemiş. Bu sayılar ekonomide bir yavaşlama beklendiğine, bu beklentinin gelecek yıla da taşındığına işaret ediyor. Pek de iyimser beklentiler değil bunlar. 

Beklentilerde bozulmanın, karamsarlaşmanın çeşitli nedenleri var kuşkusuz. Bunların bir kısmı dışarıdan geliyor. Şimdilerdeki jeopolitik olumsuzluklar bunun önemli bir örneği. Bir kısım neden de içeride oluşuyor. Siyasi ortamın sürekli gergin tutulması da bunun önemli bir örneği.