Borsada yabancı payı iyi ki yüksek

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

 

Borsada yabancı yatırımcıların payı, ortada henüz Gezi Parkı eylemlerinin ve FED kararının söz konusu olmadığı 24 Mayıs'ta yüzde 66.40 düzeyinde bulunuyordu. Yani borsanın üçte ikisine yabancılar hakimdi. Aradan bir ayı biraz aşkın bir zaman geçti, yabancı payı yüzde 63.71'e inmişti. Yani yabancıların Türkiye'yi apar topar terk edeceklerinden, hatta terk etmekte olduklarından korkulan bir dönemde, aslında pek de önemli sayılmayacak bir çıkış söz konusuydu. Yabancıların payı topu topu 2.69 puanlık bir azalma göstermişti.

Yabancıların payı gerilerken, yerli yatırımcının payı da doğal olarak yüzde 33.60'dan yüzde 36.29'a çıkmıştı.

Peki niye böyle oldu. Özellikle FED kararlarından sonra gelişmekte olan ülkelerden ciddi bir çıkış olacağı algısı doğmuşken, Türkiye'deki hisse senedi piyasasından neden öyle çok da fazla bir çıkış yaşanmıyordu.

El değil, gövde taşın altında

Kimi zaman borsada yabancı ağırlığının fazla olmasından yakınılır. Aslında bu, yakınılması gereken bir durum mudur, yoksa böylesine kritik dönemlerde bir emniyet supabı mıdır, tartışılır.

Yabancıların borsadaki payı üçte ikiler düzeyinde değil de, örneğin yüzde 10-15 düzeyinde bulunsa, yaşadığımız çalkantı çok daha keskin olurdu.

Yüzde 10-15 civarındaki bir pay, yabancıların "elinin taşın altında olduğu" anlamına gelirdi. Oysa üçte iki dolayındaki pay, yabancıların "gövdesinin taşın altında olduğu"nu gösteriyor.

Elinizi canınız acısa da taşın altından çekebilirsiniz; ama ya gövdenizi?

Hızlı düşüşe engel

Yabancıların borsadaki payları, bu çalkantılı dönemde bile 3 puandan az düştü. Bu demek değil ki yabancılar Türkiye'den çıkmak istemiyorlar. Hiç kuşkunuz olmasın, en azından bir süreliğine çıkmak için can atıyorlardır. Ama elleri kolları bir anlamda bağlı.

Yabancıların mayıs sonunda borsada yaklaşık 75 milyar dolarlık portföyü vardı. Portföy, bugünlerde 60 milyar dolar civarına indi. Ama tabii ki bu hızlı düşüş yanıltmamalı. Bu gerileme, ağırlıklı olarak hisse senedi fiyatlarında ortaya çıkan düşüşten kaynaklandı.

Yabancıların elindeki hisse senetlerinin tutarı, biraz önce de belirttik 60 milyar dolar civarında. Bu kadar hisse senedinin yarısı bile satılmak istense, çok büyük rakam söz konusu. Bu kadar hisse senedini kim alacak; yerli yatırımcı olabilir mi, mümkün değil. Ya başka yabancı yatırımcılar, o da pek olabilir görünmüyor. Dolayısıyla böylesine yüklü bir portföyü kısa sürede hem de fazla zarara girmeden boşaltmak olanaksız.

Ama varsayalım ki yabancı panik halde çıkmak için satışa geçti; fiyatlar tepetaklak gidiyor. Yaşanacak döviz talebiyle kurlar da fırlayacak, bu da kaçınılmaz. Yabancı için hem zararına satış, hem yüksek kurdan çıkarken bir de kur darbesi yemek gibi bir durum ortaya çıkacak ki, bunu göğüsleyebilmek de kolay değil.

Bu arada Merkez Bankası'nın da işi çok zor. Şu sıralar değilse bile, kurlarda çok daha agresif bir tırmanma eğilimi ortaya çıkarsa Merkez Bankası ne yapacak? Belki elindeki silahlar kur artışını sınırlamaya yetecek yetmesine ama, kurun kimin talebinden dolayı artmakta olduğu konusu ön plana çıkacak.

Kurların, yabancı yatırımcının hızlı çıkışı karşısında yükselme eğilimi göstermesi ve bu yükselişi frenlemek için yoğun bir şekilde rezervin kullanılması, bir bakıma yabancılara yurtdışına çıkarken avantaj sağlamak anlamına gelecek. Öyle bir durumda Merkez Bankası'nın tutumu da tartışma konusu olacak.

65 milyarlık da DİBS var

Yabancı yatırımcının elinde haziran ortasındaki verilere göre 65 milyar dolarlık da devlet iç borçlanma senedi bulunuyor. Yabancı yatırımcı, DİBS portföyü taşıyan tüm yatırımcılar gibi faiz artışından dolayı kar etmek bir yana zarara uğramış durumda. Hele hele bu kağıtların vadesinden önce satılması gibi bir durumda, o zarar "cebe" konulmuş olacak. Dolayısıyla yabancıların devlet iç borçlanma senedi piyasasından ellerindeki kağıtların vadesi dolmadan çıkmaları da pek mümkün görünmüyor.

Ama vade doldukça yapılacak ödeme yeni kağıt alımına mı yöneltilir, yoksa tercih bu paranın yurtdışına çıkarılmasından yana mı kullanılır, bunu zaman gösterecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar