26 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Çelişki içindeyiz

Mayıs ayı enflasyon verileri açıklandı. Beklentileri aşan ölçüde hızlanan bir enflasyon temposu var. Bu hem tüketici fiyatlarıyla ölçülen enflasyon (TÜFE) hem de üreticilerin kullandığı girdilerin ağırlıklı olduğu yurtiçi üretici fiyatlarıyla ölçülen enflasyon (Yİ-ÜFE) açısından böyle. Neresinden baksanız fiyat artışlarında ciddi bir hızlanma görülüyor. TÜFE’de bir önceki aya kıyasla mayıs ayı fiyat artışı yüzde 1.62. Geçen yılın aynı ayında bu oranın yüzde 0.45 olduğunu söylersem bu yılın daha başında enflasyonun tırmandığı düzey kolayca kavranabilir. Yılın başından beri hesaplanan fiyat artışı ise daha beş ayda yüzde 6.92 düzeyine ulaşmış vaziyette. Yıllık bazda (12 aylık) ölçülen enflasyon mayıs ayı başı itibariyle yüzde 12.15 olarak ölçülmüş. Bu veriler tüketicilerin çarşı pazarda karşı karşıya kaldığı fiyatların ciddi ölçüde arttığını gösteriyor. Üretici fiyatları açısından biraz daha sıkıntılı bir tablo var. Yurtiçi üretici fiyatları mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3.79 oranında bir artış göstermiş. Mayıs 2017’de bu oran yüzde 0.52 düzeyindeymiş. Üreticilerin maliyetlerini etkileyen fiyatlar ocak-mayıs arasındaki beş aylık dönemde yüzde 12.12 yükselmiş. Yıllık (12 aylık) dönem itibariyle ölçülen üretici fiyatlarındaki artış geçen yılın mayıs ayında yüzde 15.26 iken, bu yılın mayıs ayında yüzde 20.16’ya sıçramış.

Uzun lafın kısası hem üreticilerin maliyetleri hem de tüketicilerin ödemek zorunda olduğu fiyatlar bu sene zıvanadan çıkmış gibi görünüyor. Bu tablo hakkında rivayet muhtelif. Seçim sürecinde olduğumuz için enflasyondaki hızlanmayı makul bulanlar var. Tam tersine mevcut tabloyu Türkiye ekonomisinin yere çakıldığının işareti olarak tarif edenler de mevcut. Bu iki yaklaşımda da hakikat payı var. Tüketici ve üretici fiyatlarının bu ölçüde artıyor olmasında seçimin payı var kuşkusuz. Ama bugün itibariyle enflasyonun hızlanmış olması, yere çakılmasak dahi, hızlı büyümeye set çekecekmiş gibi görünüyor.

Bana kalırsa bu durum ekonomide ciddi bir çelişki yaşandığını gösteriyor. Gerçekten de ekonomi talep yönetimi- büyüme- enflasyon arasında çelişik bir konumda. Seçim sürecinde hemen bütün ülkelerde görüldüğü gibi bizde de siyasi iktidar ekonominin hızla büyümesini sağlamak, yani seçmene cazip görünmek için muslukları gevşetmiş, harcamaları tavan vurdurmuş durumda. Bu tür gevşemeler hemen her seçimde yapılıyor. Ama önceki yazılarımda da belirttiğim gibi seçimin sonuçları az çok kestirilebiliyorsa siyasi iktidar fazla bir gevşemeye gerek görmüyor. Dolayısıyla büyüme çok fazla kışkırtılmıyor, olağan temposunda sürüyor, enflasyon da daha makul bir düzeyde kalıyor. Kimse de yere çakılacağız diye düşünmüyor. Seçim sonucu belirsiz ise geleceğe dönük kaygılar artıyor, bu risk algısını besliyor, ulusal paradan kaçış başlıyor, kur ve faiz yukarı yönlü baskılanıyor, fiyat artışları hızlanıyor ve büyüme yavaşlıyor. Bu tablo seçime giden bir siyasi iktidar için kabul edilebilir bir durum değil. Gittikçe olumsuzlaşan tabloyu olumluya çevirmek için iktidar muslukları sonuna kadar açıyor, toplam talebe ciddi enjeksiyon yapıyor. Sonuçta büyüme hızlanıyor ama devletin destek için ekonomiye bol bulamaç döktüğü fonlar enflasyonu da kışkırtıyor, fiyat artışları tavan yapıyor. Aktörler uygulanan talep yönetimi-büyüme-enflasyon arasındaki çelişkiyi risk olarak okuyor ve iki adım geri atarak daha korumalı bir konuma çekiliyorlar. Döviz kuru ve faiz de yukarıya doğru hareketleniyor. Sonuçta ekonomi büyürken enflasyon hızlanıyor, kur ve faiz yükseliyor.

Çelişki olarak nitelediğim durum bu. Bu çelişkinin ekonomiyi nereye götüreceği az çok belli. Hızlanan enflasyon, yükselen döviz kuru ve yukarıya doğru hareket eden faiz ortamında kışkırtılarak hızlandırılan büyümenin sürdürülmesi pek mümkün olmuyor. Büyümeyi kışkırtarak yüksek hızda tutmak daha yüksek enflasyon, ulusal paranın daha fazla değer kaybetmesi ve daha yüksek faiz demektir. Bu koşullar sonuçta ekonomiyi yine aynı noktaya getirecektir. En fazla seçime kadar götürülebilecek parasal genişleme ile hızlandırılan büyüme serüveninin seçimin hemen ardından hız kesmesi kaçınılmazdır. Genellikle de böyle olur zaten. Ama bizim açımızdan ufukta bir sorun var gibi görünüyor. Genel seçimlerin hemen ardından yerel yönetim seçimleri geliyor. Yani gevşemeyi hemen tersine çevirmek siyaseten pahalı bir egzersiz olabilir. Çelişki de uzun süre devam etmeyeceğine göre iş nereye varır diye merak ediyor insan.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.