22 °C
Taner BERKSOY
Taner BERKSOY EKONOMİ DÜNYASI tberksoy@pirireis.edu.tr

Çin işi

Yeni yıl öncesinden başlayan iyimser hava dünya ekonomisinde risk iştahında yükselme yaratmış bu da piyasalarda pozitif bir iklim yaratmıştı. “Mıştı” dememin nedeni var. Yeni yılın ilk haftasında gözlenen piyasa hareketleri sanki yerleşik hale gelecekmiş gibi algılanmış, finansal fiyatlar da buna göre hareket etmeye başlamış, oyuncular buna göre pozisyon almış ve pek çok yorumcu da kendi sınırlarını zorlayacak ölçüde iyimser bir havaya girmişti. Son iki gün içindeki gelişmeler bütün bunların “mış gibi” yapılmış hareketler olabileceğini düşünmemize yol açtı. Çin’den ABD tahvillerinin elden çıkarılacağı haberi yayıldı. Bu trilyonlarca doların ortalığa döküleceği anlamına geliyordu. İyimserlik bir anda buharlaştı. Ufak çaplı bir panik yaşandı. Finansal fiyatlar oynadı. Bu arada unutulmuş olan bir doğru da bir kez daha gündeme geldi. Dengesizlikler sürdüğü müddetçe istikrarsızlık da devam edecekti, Küresel ekonomide finansal göstergelerin bütünüyle sakinleşmesi, risk algısının sürekli olarak pozitif alanda kalması ve getirilerin de buna göre oluşması söz konusu değildi. Tersine, bu günün dengesizlik koşullarında oynaklık hep olacak, kararlar sıkça değiştirilecekti. Son iki gün içinde aynen de böyle oldu.

Aslında bu oynaşmanın iyi bilinen bir “oyun”. ABD ve Çin çok uzun zamandır bu oyunu oynuyorlar. Oyunun altında gerçek bir küresel dengesizlik yatıyor. Malum, Çin’in merkezden kontrol edilen bir komuta ekonomisi var. Son zamanlarda daha liberalleştiği(!) söylense de Çin ekonomisi bu vasfını hala koruyor. ABD’de ise dışa açık, müdahaleden oldukça uzak, yani liberal bir piyasa ekonomisi var. Bu ikili üretim ve küresel ticaret açısından dünyanın ilk iki sırasını paylaşıyorlar. Ancak bunların arasındaki ticaret pek dengeli değil. Bir yandan komutayla belirlenen fiyatlar bir yandan da görece fazlasıyla ucuz olan işgücü kullanımı bu ikili arasındaki ticarette Çin lehine imkanlar yaratıyor. Çin ekonomisi düşük maliyetli ucuz ürünler üretip büyük miktarlarla ihraç ediyor. ABD tüketicisi bundan memnun, bolca Çin ürünü ithal ediliyor. Buna karşılık ABD’den yapılan Çin malı ithalatı sınırlı kalıyor. Sonuçta, Çin lehine ciddi bir ödeme fazlası ortaya çıkıyor ve bu sürüp gidiyor. Yıllar içinde Çin’de ciddi bir ABD varlıkları (dolar) birikimi olmuş durumda. Doğal olarak Çin bu dolar birikimini nakit olarak tutmuyor. Geri ödenmeme riski (default) en düşük varlıklardan birisi olan ABD Hazine Tahvilleri’ne yatırıyor. Bu adeta “oyun” gibi bir alış veriş. Dikkat ederseniz ABD’nin ticaret açığının finansmanı büyük ölçüde Çin’e yapılan ABD tahvil satışından sağlanan gelir ile yapılıyor, ABD’den ticaret yoluyla çıkan dolarlar sermaye girişi kanalıyla geriye dönüyor.

Bu bir “oyun”. Aslında iki tarafın işine yarasa da temelde bir “Çin işi”. Bu oyun küresel kriz sürecinde biraz gevşedi. ABD ekonomisinin büyüme rayına oturmasıyla da son zamanlarda yeniden canlanmaya başladı. Sonuçta Çin’de büyüklüğü 1.12 trilyon dolar tutarında bir tahvil birikimi oluşmuş durumda. Bu anlattığım işin ekonomik boyutunun kaba bir özeti. Meselenin bir de siyasal yönü var. Sanırım esas oyun da burada oynanıyor. Malum, sistemik nedenlerle iki tarafın arasında uzlaşması zor olan anlaşmazlıklar var. Oldum olası ABD bu uzlaşmazlıkları ekonomik yaptırım tehdidi ile aşmaya çalışır. Buna karşılık Çin’de elindeki büyük hacimli ABD tahvil stokunu karşı tehdit olarak kullanır. ABD’den bir heyet Çin’i ziyaret eder ve yapılan konuşmalarda istekleri karşılanmadığı takdirde Çin’e karşı ekonomik yaptırımlar uygulanacağı ifade edilir. Birkaç gün sonra bir Çin yetkilisi dünyanın herhangi bir yanında yaptığı bir konuşmada taşıdıkları ABD tahvili yükünü azaltmak istediklerini ve tahvilleri elden çıkartacaklarını fısıldar. Bu tehditler en azından “oyun”un sonlanabileceği anlamına gelir. Bu tabii iki tarafın da işine gelmez. Bir sonraki oyuna kadar müzakereler kapı arkasına taşınır.

Bu kez de böyle olduğu anlaşılıyor. Başlangıçta ortaya dökülen söylentiler nedeniyle ABD’den başlayıp küreye yayılan bir finansal hareketlilik yaşandı, fiyatlar alt üst oldu. Ardından Çin yetkilileri bu haberlerin gerçeği yansıtmadığını, dolar rezervlerini azaltmak gibi bir niyetin olmadığını açıkladı. Ortalık sakinleşti. Yazıyı bu defaki oyun da böylece sonlandı diyerek bitirmek isterdim ama her zaman olduğu gibi oyun bu kadar masum biçimde sonlanmadı. Çin işi yine geriden gelen garibanların başına patladı. Bunlarda misliyle finansal olumsuzluk yaşandı. Biz de bu kervana katıldık. Yüksek kırılganlık nedeniyle Türk mali varlıkları en fazla zarar gören yatırım araçları olarak öne çıktı. Bir kez daha “mış” gibi yaptık ve çaktık anlayacağınız.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.