26 °C
Şant MANUKYAN
Şant MANUKYAN dunyaweb@dunya.com

Çin'in tahvil satışı abartılmış bir silah!

Ticaret savaşlarının gündeme geldiği andan beri tartışılan konuların başında Çin’in elinde tuttuğu büyük ABD tahvillerini satması durumunda neler olacağı! Öncelikle Çin 2010’dan bu yana ABD tahvili (UST) almıyor ve hatta 2016 sonunda satmış (para çıkışı ve Yuan'ın değerini belli seviyelerde tutma çabası). Ancak bu dönemde ABD getirilerinde çok büyük veya tahmin edilemez bir hareket görmüş değiliz. ABD tahvili satışı nasıl gündeme geliyor? Aslında iki neden var. Birincisi spekülatif olarak heyecanlı bir konu. İkinci ve daha “bilimsel” diyebileceğimiz neden ise Çin’in ABD’ye doğrudan ithalat üzerinden cevap vermesinin zorluğu.

Çarşamba günü Başkan Trump’ın 200 milyar dolarlık ithalata da vergi getirmekten bahsetmesinin ardından 2017 ticaret rakamlarına baktığımızda Çin’in aynı oranda bir misillemede bulunamayacağını söylemek mümkün. Bu kapı kapalı olduğuna göre başka hangi alternatifleri var? Elbette akla hemen Yuan devalüasyonu geliyor. Önceki hafta bunu yapmayacaklarını açıkladılar. Sadece ABD ile değil diğer ülkelerle de sorun yaşanması anlamına geleceği gibi iç dengeleri de sarsacak bir adım olur.

UST satışının kur (yuan ve Çin para politikası) üzerinde hiçbir etkisi olmayacağını düşünmek elbette doğru değil ancak bu varsayımla hareket ederek asıl ABD tarafından neler olabileceğine bakalım . FED’in kendi çalışmasına göre varlık alımlarının (QE’ler) tahvil getirileri üzerinde 100 baz puanlık bir etki oldu ve bu etki zaman içinde giderek azalıyor. Çin 1.18 trilyon dolarlık portföyünü boşaltması durumunda bir QE operasyonunu tamamen geri almayı başarabilir. Bu da FED’in kullandığı tablolar üzerinde gidilirse 25-30 baz puanlık bir etki yaratacak gibi görünüyor. ABD piyasasını şok edecek bir büyüklük gibi diyemeyiz. Birkaç ay önce 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 3.0’ı aşmıştı. Daha önemlisi ABD böyle bir duruma karşılık veremez mi?

Piyasa bu yıl içinde 1 veya 2 faiz artışı daha bekliyor. FED’in artışları kesmesi bile Çin’in yaratacağı etkiyi bypass etmeye yeter. Ancak konu sadece getiri hareketi değil ABD Hazinesi borçlanma durumunda da diyebilirsiniz. Doğru bir nokta, o halde FED bilançosunu küçültme kararını geri aldığını açıklayabilir ve bu bile zamana yayılmış bir şekilde 600 milyar dolarlık destek anlamına geliyor. (şu anda Ekime kadar 40 milyar dolardayız son çeyrekte 50 milyar olacak) Çin'in eli elbette boş değil ama iddia edildiği kadar kuvvetli de değil ve tahvil satışı büyük ölçüde abartılmış bir silah. Öte yandan son veriler başka bir tespitte bulunmamıza da yardımcı olabilir. İşsizlik, enflasyon, FED bilançosu, faiz adımları, getiri eğrisi gibi standart göstergelere baktığımızda ABD ekonomisi diğer büyük ekonomilere ve dünyanın geneline oranla büyüme döngüsünün daha ileri aşamalarında diyebiliriz. Bu bir resesyona, görece olarak, daha iyi konumlandığı anlamına gelir. Yani ticaret savaşı kaynaklı bir yavaşlama veya resesyon söz konusu olacaksa ABD “gevşeme” politikalarına geçebilecek durumda (görece kelimesine vurgu yapıyorum) konumlanırken diğer büyümüş ekonomiler ya yavaşlama veya gevşek para politikasında yeni yeni çıkma statüsündeler. Ancak atılan ilk adımlara rağmen tam anlamı ile bir ticaret savaşının söz konusu olmayacağını düşünüyorum.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.