Ekonomideki bozulmayı başkalarına yıkmak

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

 

FED kararı ve Gezi Parkı eylemleriyle başlayan süreç, ekonomideki bozulmayı hızlandırdı. Bakmayın dün olduğu gibi kısa süreli toparlanmalara, hatta bu toparlanma birkaç gün de sürebilir; ancak genel eğilimin olumsuz yönde olduğu açık.

FED mi, Gezi Parkı eylemleri mi, hangisi ekonomiyi daha çok etkiledi diye kafa yorsak, kesin bir yargıya varabilir miyiz? Kesin bir yanıt vermek kolay değilse de, herhalde FED kararı yanıtı doğru olacaktır.

Ama, içerde tansiyonun böylesine çıkmasına yol açılmasaydı, yani Gezi Parkı eylemlerinin çok daha erken bitmesi sağlanabilseydi, hatta bu eylemlerin fitilini ateşleyen sabahın köründe çadır basma eylemi yaşanmasaydı, FED kararlarının etkisi çok daha az olabilirdi. Şanssızlık, eylemlerin üstüne FED kararının denk gelmesiydi; ayrıca biz, sanki biraz da bilinçli olarak, içerdeki gerginlik bitmesin istedik.

Şimdi ilginç şeyler yaşanıyor. Gezi Parkı eylemlerinin ekonomiye yaptığı tahribattan, faiz lobisi gibi iddialardan, adresi belli olmayan kesimlere dönük suçlamalardan dem vururken, ekonomideki bu olumsuz seyirde FED kararlarından hiç söz edilmiyor. Varsa yoksa Gezi eylemleri. Oysa Gezi eylemleri bitti bile; bundan sonrası için ancak FED kararlarına dikkat çekebiliriz, çekeceğiz de. Hem de uzunca bir süre.

Peki neden ekonomide yaşanan olumsuzlukta FED kararlarını değil de, Gezi eylemlerini ön plana getirmeyi tercih ediyoruz ki?

FED kararları için CHP'yi suçlama, bu kararlar yüzünden ekonomide ortaya çıkan ve giderek derinleşecek olan bozulmanın nedeni olarak CHP'yi gösterme olanağı olabilir mi?

Ama Gezi eylemleri için olabilir, değil mi... Oluyor da zaten. "İki koyunu güdemezler" diye eleştirilen CHP, farklı farklı kentlerde günler boyunca binlerce kişiyi organize edebiliyor. Hangisi doğru ki?

ABD'den "geri dön" çağrısı

Gezi Parkı eylemleri yurtiçinde tansiyonun yükselmesi gibi bir olumsuz etki yarattı. Ama yabancıyı asıl harekete geçiren FED kararları. FED; "Piyasaya artık daha az dolar süreceğim" diyor ve ekliyor: "Amerikan ekonomisi de düzelme yolunda."

Yani "Ey likidite, artık Amerika'ya dönebilirsin" mesajı veriliyor. Milyarlarca dolara hükmedenler, biraz fazla kazanacağım diye diken üstünde kalacakları ülkeleri, bu arada Türkiye'yi mi tercih ederler artık, yoksa en güvenli liman olarak gördükleri ABD'yi mi?

İyi de, bizde hükümet yabancıların böyle bir yöneliş içinde olacaklarını görmüyor mu? Görmez olur mu... O zaman şu soru geliyor akla; "Madem görüyorlar, öyleyse neden içerde ipleri daha da germek için adeta çaba gösteriyorlar"...

"Safları sıklaştıralım"

Gezi Parkı eylemlerinin sandığı nasıl etkileyeceği ya da etkileyip etkilemeyeceği konusunda sağlıklı bir çalışma ne yazık ki yok. Ama kesin olan bir şey var.

Başbakan Erdoğan Ankara'ya dönüşünde ikisi Adana ve Mersin'de, dördü Ankara'da olmak üzere bir günde altı küçük miting yaptı; ardından Kayseri, Samsun ve Erzurum mitinglerini gerçekleştirdi. Başbakan, miting yapmak için Gezi eylemlerini fırsat mı bilmişti; olamazdı, Erdoğan istediği zaman miting yapabilirdi zaten.

Ama acaba Başbakan bu eylemlerden aslında çok mu çok rahatsız oldu. Öyle ya, bayram değil seyran değil, seçim dönemi değil, bu mitingler nereden çıktı. Mitinglerin adı özenle seçilmiş belli ki; "Milli İradeye Saygı Mitingi", yani "Eylemlerle milli iradeye saygısızlık ediliyor, biz de karşılığını veriyoruz" dercesine. Bu da Gezi Parkı eylemlerinden fazlasıyla rahatsız olunduğunu göstermiyor mu?

Ekonomi ve muhalefet

Başbakan Erdoğan eylemleri muhalefetin organize etmediğini bilmiyor mu, tabii ki biliyordur. Ekonominin içinden geçmekte olduğu ve daha da derinleşme eğilimi gösteren sorunların da ağırlıkla FED kararlarından kaynaklandığını bilmez olur mu, elbette onu da biliyordur. Ama her iki konuda da CHP'ye yüklenmeyi tercih ediyor. Gezi eylemleri ve FED kararıyla oluşan ekonomik sıkıntıların faturası CHP'ye kesilmek isteniyor.

Öyle anlaşılıyor ki, hükümet de ekonominin giderek daha ciddi sıkıntılar yaşayacağını görüyor. O yüzden şimdiden "önlem" alınıyor, faturanın nereye kesileceği belirlenmiş bulunuyor. Ve yine söylüyoruz; tüm hesaplar Cumhuriyet tarihinin neredeyse en önemli yılı olan 2014 için yapılıyor.

 

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar