31 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Sahi dövizi kim yükseltiyor?

Bir geri dönüş söz konusu olmazsa artık dolar 4 lira, euro 5 lira. Dolar geçen yıl sonunda 3.81 düzeyindeydi, ocak ve şubat sonu 3.78 ile geçildi. Yani asıl tırmanma martta yaşandı ve dolar bir ayda yüzde 6’ya yakın artış gösterdi.

Geçen yılın sonunda 4.55 olan euro ise ocak sonunda 4.68’e çıktı. Şubatta bir miktar gerileyerek 4.66’ya inen euro 5 liraya dayanmış durumda. Eurodaki mart ayı artışı ise neredeyse yüzde 7’yi buldu.

FED, dedik; ABD’nin çelik için uygulamaya koyduğu vergi, dedik; ABD’nin Çin’e dönük vergi uygulaması, dedik... Sonuçta dolar değer kazandıkça kazandı.
Ama açıklamakta zorlandığımız bazı yönler var. Tüm paralar bizim paramız kadar değer yitirmiyor.

Türk parasının diğer paralara göre olumsuz anlamda ayrışması ve hem dolara hem euroya karşı daha hızlı değer yitirmesi nelerden kaynaklanıyor olabilir?

Döviz talebinin kaynağı

Klasik arz-talep kuralı işlediğinde, yani döviz daha çok aranır olduğunda haliyle fiyat yükselecektir.

Arz-talep dengesi iki nedenle bozulur. Ya döviz azalmıştır ya döviz almak isteyenler çoğalmıştır...

Türkiye döviz basmadığına göre eğer azalma varsa bu dışarıdan daha az döviz geldiğini gösterir. Ya da içerideki dövizin dışarı gittiğini...

Dışarıdan dövizi getirenler burada hisse senedi ve iç borçlanma senedi alan yabancılardır. Ya onlar daha az alım yapmaktadırlar ya da ellerindeki kıymetleri satıp TL’ye dönmekte ve bu parayı da dövize çevirip götürmektedirler.

Yabancılar eskisi kadar döviz getirmiyor, bunu biliyoruz. Çarkın dişlileri biraz zor dönüyor. Geçen haftayla bu hafta ciddi tutarlı bir döviz çıkışı oldu mu, onu henüz bilmiyoruz. Geçen haftanın hareketini bugün öğreneceğiz.

Peki yabancılar dışında biz bu döviz kuru artışına nasıl etkide bulunuyor olabiliriz? Kuru yükselten önemli etkenlerden biri vatandaşın döviz talep etmesi, döviz alması. Dövizin bir ayda yüzde 5’ler, 6’lar düzeyinde arttığını gören ve elindeki Türk Lirası’na bir yılda ancak yüzde 12-13 faiz alabilen vatandaş, gider döviz alır, bunun önüne de geçilemez.

En büyük etken şirketler

Vatandaşın kendini enfl asyondan korumak amacıyla aldığı dövizin çok daha fazlasına ihtiyaç duyan bir kesim var: Şirketler...

Döviz borcu olan şirketlerden söz ediyoruz... Merkez Bankası’nın geçen yılın sonundaki durumu gösteren verilerine göre Türk şirketlerinin toplam döviz varlıkları 115 milyar dolar. Ama buna karşılık Türk şirketlerinin döviz yükümlülükleri 328 milyar dolar. Yani tam 213 milyar dolarlık bir yükümlülük söz konusu.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek birkaç gün önce de değindiğimiz gibi bu konuda boş yere mi uyarılarda bulunuyor, “Döviz kazancı olmayanlar döviz cinsinden borçlanmasın” diye...
Şimşek’in bir de eleştirisi var. KOBİ’ler için dövizle borçlanma konusunda sınırlama getirdiklerini, ama büyük şirketlerin “Biz borcumuzu yönetebiliriz” diye sınırlamaya karşı çıktıklarını belirten Şimşek, ama bu yönetimin gereğince yapılamadığına dikkat çekiyor.

Bitmeyen çile gibi...

Hatırlanacaktır, 2016’nın sonu ile geçen yılın başında da döviz kurunda hızlı bir artış yaşanmıştı. Bu döviz talebi nereden geliyordu ve kuru kim artırıyordu, buna yanıt aranmaya başlandığında en somut açıklama Başbakan Yıldırım’dan gelmişti.

Başbakan, döviz kurunu açık pozisyonu olan Türk şirketlerinin döviz talep etmesinin yukarı çektiğini söylemişti.

Aradan bir yıl geçti. Şirketlerin döviz açıkları azalmak bir yana artış gösterdi. Bu konuda hala bir önlem de alamadık. Şimdi yana döne “Döviz niye bu kadar hızlı artıyor” diye neden arıyoruz...

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap