21 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Sanayi üretimindeki artış daha da hız keseceğe benziyor

Sanayi üretimi artmaya devam ediyor etmesine ama artış hızının giderek yavaşladığı da dikkat çekiyor.

TÜİK’in dün açıkladığı verilere göre, “gözle görülür, elle tutulur, sayılabilir üretim”, yani herhangi bir arındırma işlemine konu olmamış endekse göre oluşan üretim nisan ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5.1 arttı.

Üretim artışı ocakta yüzde 12.9, şubatta 10.2, martta ise yüzde 7 olmuştu. Artış hızındaki gerileme nisanda da sürdü ve yüzde 5.1’e inildi.

Yılın ilk dört aylık döneminde geçen yıla göre oluşan üretim artışı ise yüzde 8.6 olarak ölçüldü.

Genel gidişatı aydan aya olan üretim değişimine göre daha sağlıklı gösteren bir başka veri var. Son bir yıldaki üretimin, önceki bir yıla göre olan değişimi. Buradaki hareketler, bir yıllık dönem kapsandığı için, doğaldır ki çok daha yavaş. Şimdi de bu değişime bakalım.

Ocak ayı itibarıyla bir yıllık üretim, önceki bir yıla göre yüzde 9.4 arttı. Yıllık üretimdeki değişim şubat ve mart ayları itibarıyla yüzde 10.2 düzeyinde oluştu, nisandaki oran ise yüzde 10’a indi. Muhtemeldir ki mayıs verileri açıklandığında yıllık üretim değişimini yüzde 10’un altında göreceğiz.

Kur yukarı, üretim artışı aşağı!

Sanayi üretiminin düzeyini ve bu düzeye bağlı olarak bir önceki yıla göre değişimi belirleyen bir dizi etken var. Bunların başında kuşkusuz ürettiğini satma olanağı geliyor. İster iç piyasaya olsun, ister dış piyasaya, ürettiğini satabilme olanağı... Eğer siparişler iyi gitmiyorsa, hele hele geriliyorsa doğaldır ki üretimde de frene basmak gerekiyor.

Satış olanakları pek canlı seyretmiyorsa ve bir de üretimi gerçekleştirebilmek için gereken koşullarda sıkıntı yaşanıyorsa üretimde giderek sıkıntı yaşanıyor; bir gerileme ortaya çıkmasa bile en azından artış hızı yavaşlıyor.

Türk sanayisi giderek ithalata daha bağımlı hale geldiği biliniyor. Sanayici üretebilmek için ithalat yapmak durumunda. İşte bu da en büyük sorunlardan biri olarak çıkıyor karşımıza.

İthalat pahalandıkça üretmekten kaçınma eğilimi başlıyor. Sanayici, giderek daha pahalı üretmek durumunda kaldığı ürünü gerek iç, gerek dış pazarda satabilme olanağı bulacak mı bulamayacak mı, bunu sorgulamaya başlıyor.

İhraç ürünler için kur yüksekliğinin ithalatta dezavantaj yaratmakla birlikte ihracatta da bu kez avantaj doğurduğu gerçeği ortada ama bu her zaman bire bir işlemiyor.

★★★

Üretim maliyetinde en büyük etkiyi döviz kuru yaptığı için dolar kuru değişimi ile sanayi üretimi değişimini bir grafikte bir araya getirdik.

İşte bu iki oranı bir grafikte izlediğimiz zaman nasıl ters yönlü bir hareket yaşanmakta olduğunu çok somut biçimde görebiliyoruz.

Grafik çok çarpıcı bir gidişata işaret ediyor. Sanayi üretimindeki artış, ilk dört ay itibarıyla gerileme eğilimi içinde. Buna karşılık dolardaki değişim aynı dönemde hep daha hızlı artış olarak kendini gösteriyor.

Nisanda adeta bir çakışma var. Sanayi üretimindeki artış yüzde 5.1, dolardaki artış yüzde 4.5.

Peki mayısta ne olacak? Doların mayısta yüzde 8.9 oranında arttığını biliyoruz. Bu oran, sanayi üretiminin mayısta çok düşük geleceğinin işareti gibi.

Yine vurgulayalım; sanayi üretiminin düzeyini belirleyen tek etken tabii ki döviz kurunun nasıl seyrettiği değildir. Ekonominin genel gidişatı, iç ve dış talep, siparişler ve beklentiler üretimi etkileyen başlıca faktörlerdir. Bizde dolar kuru biraz da bu faktörlerin özeti gibi olduğu için, özellikle de beklentilerin rakamsal görünümü sayıldığı için bu grafiği önemsemek gerektiğini düşünüyoruz.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.