Savaşın üçüncü haftasında ekonomik görünüm
İran-İsrail ve ABD arasındaki savaşın üçüncü haftası bitiyor. Savaşın başlangıcında kısa süreceğine dair beklentilere göre şekillenen piyasa fiyatlamaları giderek savaşın uzayacağını fiyatlamaya başladı. İçinde bulunduğumuz hafta içerisinde ABD tarafında barışın yakın olduğuna dair açıklamalar piyasaları bir miktar rahatlatsa da İran tarafından yapılan açıklamalar barışın bu kadar yakın olmadığını gösterdi.
Tarafların uzlaşamamasının bir kara harekatı olasılığını artırdığını düşünüyoruz. Bu bağlamda, kısa süre içerisinde bir ateşkes anlaşması olmazsa piyasalar daha kötü senaryoları fiyatlamaya başlayacaktır.
Dünyada görünüm
Başlayan savaş piyasalar için bir şok etkisi yaratsa da risk algısının çok fazla yükselmediğini görüyoruz. Piyasanın tansiyonunu ölçen VIX endeksi stresin arttığını göstermekle birlikte geçen yıl İran-İsrail arasında yaşanan 12-gün dron savaşlarına göre daha düşük seviyede. Tahvil piyasasındaki stresi ölçen MOVE endeksi de benzer bir duruma işaret ediyor. ABD ekonomisinin bu savaştan olumsuz etkilenmeyeceğine dair beklentilerin buna neden olduğu söylenebilir.
Fakat FED’den bu yıl iki faiz indirimi beklenirken faiz indirim beklentilerinin ortadan kalkması esasen ABD ekonomisinin de etkileneceğini gösteriyor. Çünkü bu mevcut durum tipik bir petrol arz şoku değil. 1973, 1978, 2022 yıllarında yaşanan petrol arzı şoklarında küresel tedarik zincirinde sorunlar yaşanmamıştı. Fakat içinde bulunduğumuz durumda ekonomiler sadece artan enerji fiyatlarından etkilenmiyorlar. Petrol ve doğal gaz tedariğinde yaşanan sorunlar, özellikle Uzak Doğu ülkelerinde, reel ekonomiyi olumsuz etkilemeye başladı.
Bu durum küresel tedarik zincirinde Covid dönemine benzer sorunlar yaşanmasına neden olabilir. Diğer taraftan, ECB’nin de 2026 içinde faiz artışına gitme ihtimali yükseldi. Bu durum AB ekonomilerinin de süreçten olumsuz etkileneceklerine işaret ediyor. Bir süredir AB ekonomilerinde beklendiğimiz toparlanmanın ertelendiğini söyleyebiliriz.
Türkiye üzerindeki etkileri: Riskler ve fırsatlar
Artan petrol fiyatları Türkiye ekonomisini alternatif kanallar üzerinden genellikle olumsuz etkiliyor. İlk akla gelen etki artan enerji ithalatı maliyetlerinin cari açık üzerindeki olumsuz etkisi. Savaş kısa süre içerisinde sonlansa dahi enerji fiyatlarının bir süre daha yüksek seyredeceğini tahmin ediyoruz. TCMB’nin yaptığı son analizde petrol fiyatındaki 10 dolarlık fiyat artışının, petrol ürünleri ithalatını 5,1 milyar, ihracatını da 2,2 milyar dolar artırdığı gösteriliyor.
2026 yılı boyunca petrol fiyatlarının ortalama 80-85 dolar civarında seyretmesi durumunda (baz senaryoda petrol fiyatını 60 dolar varsayarsak) cari açığa katkısının 7 milyar dolar civarında olması beklenebilir. Doğal gazın maliyetini hesaplamak biraz daha karmaşık. Mevcut kontratlar üzerinden yapılan sabit fiyatlı ithalatın oranına bağlı olarak maliyet değişecektir. Mevcut açıklamalar 2026 yılı turizm gelirlerinde bir azalma olabileceğine işaret ediyor. Savaşın uzaması durumunda iptaller devam edebilir ve tahminimizin altında turizm gelirleri ile karşılaşabiliriz.
İhracatımız açısından baktığımızda, Orta Doğu ülkelerinin toplam ihracatımız içindeki payının %18 olduğunu görüyoruz. Savaş ortamında bu bölgeye olan ihracatımızda da düşüş beklenebilir. Küresel olarak ekonomik aktivitenin yavaşladığı ortamda AB ülkelerine ihracatımız azalabilir. Dolayısıyla cari açık üzerinde 15 milyar dolar civarında yukarı yönlü etki ihtimali var. Fakat bu noktada fırsatlara da değinmek gerekiyor. Uzak doğu ülkelerinde yaşanan petrol arz sorunları ve tedarik sorunları küresel alıcıları Türkiye gibi ülkelere yönlendirebilir. Deniz taşımacılığının daha pahalı hale gelmesi de Türkiye’yi Uzak Doğulu ülkeler karşısında AB’li şirketler açısındna daha cazip hale getiriyor. Riskleri konuşurken bu tür fırsatları da değerlendirmemize almamız gerekiyor.