Avrupa Birliği için Türkiye’nin önemi azalıyor mu?
Bu sorunun cevabını şimdiden verelim: Hayır! Fakat AB son dönemde yeni arayışlar içinde. Son dönemde çok kutuplu dünya düzeninden sıkça bahsediyoruz. ABD’nin saldırgan tavırları müttefiklerini uluslararası ticarette alternatif arayışlarına itiyor.
Son dönemde bu konuda Avrupa Birliği’nin (AB) arayışları gündemde yer etmeye başladı. AB önce Mercosur işe 17 Ocak tarihinde bir serbest ticaret anlaşmasına vardı. Sonrasında ise Hindistan ile bir serbest ticaret anlaşması konusunda anlaşmaya varıldığı haberini öğrendik. AB ve Hindistan’ın serbest ticarete başlaması durumunda önemli bir ticaret bloku oluşacağını belirtmek gerekir.
Hindistan’ın küresel ekonomi içindeki payı %3,6, AB’nini küresel ekonomi içindeki payı %17,1. Dolayısıyla ortaya çıkan ticaret bloku küresel ekonominin beşte birinden büyük olacak. İki ülkenin aralarındaki ticaret büyüklüğü 120 milyar euro seviyesinde. Hindistan’ın AB’ye ihracatı 70 milyar euro, AB’nin Hindistan’a ihracatı 49 milyar euro seviyesinde. Türkiye açısından düşünülmesi gereken konu ise olası serbest ticaret ortamının Türkiye açısından yaratacağı riskler ve fırsatlar.
AB-Hindistan yakınlaşması hangi aşamada?
Mevcut durumda müzakerelerin sonuçlandığı kapsamının birçok ürünü kapsadığı şeklinde haberler var. Şimdi bu anlaşmanın imza ve yürürlüğe girme süreci olacak. Dolayısıyla gümrük duvarlarının kaldırılması çok hızlı bir süreç olmayacak. Anlaşmanın kimyasal, kozmetik, plastik, araç parçaları, tekstil, seramik ve makineleri içeriyor. Bunlar dışında bazı tarımsal ürünler de anlaşmaya dahil.
Bunlar arasında zeytinyağı, alkolik olmayan bira ve meyve suları, işlenmiş gıda (ekmek, makarna, çikolata, evcil hayvan maması) ve kuzu eti. Anlaşma iki ülkenin hizmet ticareti konusunda da iyileştirmeler yapmasını içeriyor. Mevcut durumda AB hizmet sektörünün Hindistan’a ihracatı 26 milyar euro, Hindistan’ın AB’ye hizmet ihracatı 33,8 milyar euro. Anlaşmanın son dönemde popülerliği artan dijital ticarete dair de düzenlemeler içerdiği anlaşılıyor.
Anlaşma Türkiye açısından tehlike yaratır mı?
Türkiye’nin AB ile ticaret yapısına baktığımızda %39 makine ve taşıt ekipmanı, %22,8 imalat sanayi ürünleri (deri ve mamulleri, kağıt, iplik ve kumaş, demir-çelik, metal mamulleri), %7 ile gıda ve %6,4 ile kimyasallardan oluşuyor. Hindistan’ın AB’den ithalatında ise makine ve ekipman %27,1, kimyasallar %23, imalat sanayi ürünleri %20, mineral yakıtlar %10 yer tutuyor.
Bu çerçevede AB pazarında rekabete açık sektörler arasında tekstil ve hazır giyim, makine ve teçhizat, baz metaller ve metal ürünler, kimyasallar ve otomotiv yedek parça sayılabilir. Bu sektörlerin önemli bir kısmında Türkiye’nin Hindistan’a göre hem mesafe hem de kalite avantajı var. Bununla birlikte ana metal sanayi ve otomotiv yedek parça gibi sektörlerde Hindistan ile fiyat rekabetinin artması beklenir.
Diğer taraftan Hindistan’ın AB pazarına gümrüksüz erişimi Türkiye’yi Hindistan menşeli ürünler için açık pazar haline getirebilir.
Türkiye bu aşamada neler yapabilir?
Uzun süredir Gümrük Birliği anlaşmasının gözden geçirilmesi konuşuluyor. Fakat bu süreç daha ziyade dış politikadaki anlaşmazlıklar nedeniyle öteleniyordu. Mevcut durumda Gümrük Birliği anlaşmasının gözden geçirilmesi elzem hale geldi. Bunun dışında AB’ye ihracat yapan yukarıda bahsettiğimiz sektörlerdeki şirketlerimizin Hindistan ile fiyat rekabetine hazır olmaları gerekiyor. Türkiye’nin ihracatta AB konsantrasyonunun yüksek olduğu bir gerçek.
Son yıllarda alternatif ihracat pazarlarını artırarak bu konsantrasyonu azaltmaya çalışıyor. Fakat bu konuda daha aktif olmamız gereken bir dönemdeyiz. AB’nin yaptığı gibi Türkiye’nin de yeni ticaret ortaklıklarına ihtiyacı var. Savunma sanayi gibi yüksek teknoloji içeren sektörlerdeki kazanımları diğer sektörlere de yaymak gerekiyor. Savunma sanayi örneği gösterdi ki doğru yere doğru teşvikler verilince ve yatırımlar yapılınca istenilen sonuçlar alınıyor. Teşvik sistemini de bu çerçevede gözden geçirmekte fayda var…