13 °C
Murat YILDIZ
Murat YILDIZ TEKNO STRATEJİ myildiz@dunya.com

Teknoloji uzmanınız hangi üniversiteden mezun?

Teknolojiyi yalnızca kullandığımız aygıtları değiştiren bir araç olarak görmek, değişimi tamamen ıskalamak anlamına geliyor. Hayatımız, yaşama bakış açımız, insani ilişkilerimiz… her şeyimiz değişiyor. Geçtiğimiz yıllarda bize öğretilen birçok şeyin artık eskide kaldığı, yetersiz olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bilgi, bir insanın hazmedemeyeceği kadar hızla artıyor.

Teknoloji şirketleri, bu değişime hızlı ayak uydurmak zorundalar. Dolayısıyla daha genç, parlak ve öğrenmeye aç beyinleri istihdam etmeleri gerekiyor. Burada şu dilemma ortaya çıkıyor: 4 yıllık bir üniversiteden mezun olmak, ardından yüksek lisans yapmak ve muhtemelen hiçbir iş tecrübesine sahip olmayan biri mi, yoksa 11 yaşından bu yana kodlama yapan, liseden mezun olmuş bir hevesli genç mi? Bazı şirketler için cevap çoktan verildi bile. Facebook başta olmak üzere birçok teknoloji şirketi, uygulama geliştiren yeni nesil kadrolarında üniversite mezun şartı aramıyor.

Muhtemelen buna itiraz eden birçok kişi olacaktır. Ancak dikkat edin, şu anda itiraz edenlerin neredeyse tamamı akademik kariyerleri için uzun yıllar ter dökmüş insan kaynakları yöneticileri. Bu nesil yavaş yavaş yerlerini başkalarına bıraktığında, işletmelerdeki anlayış da daha çabuk değişmeye başlayacak.

Peki üniversiteler gerçekten de boşa zaman kaybı mı? Öncelikle kod geliştirme gibi spesifik bir alan haricinde birçok meslek dalı elbette uzun dönem bir eğitim gerektiriyor. Hukuk, birçok mühendislik, kimi sosyal bilimler ve elbette tıp ve benzeri bilimler için akademi şart. Ancak bu bilimlerin öğretildiği üniversitelerde de her zaman konuştuğumuz gibi özel sektör ve üniversite iş birlikleri artık bir zorunluluk haline geldi. 4 ya da 6 yıl üniversitede eğitim gören bir kişinin, hiçbir tecrübeye sahip olmadığı iş ortamında en az 2 yıl bocalıyor. Dahası, muhtemelen hızlı bir şekilde güncellenemeyen müfredat yüzünden kimi zaman değişimi de kaçırmış oluyor.
Geçtiğimiz günlerde okuduğum özel bir raporda Amerika’da birçok işletmenin halen lisans derecelerine olan bağımlılığı yüzünden birçok işsizin başvuru bile yapamadığı üzerine detaylı bir analiz vardı. Lisans Enflasyonu (Degree Inflation) diye özetlenen bu durumda örneğin üretim sektöründe 1000 potansiyel adaydan 848 adedi işe giremiyor. Yani bu işe uygun oldukları halde başvuru şansları bile kalmıyor. Teknoloji sektöründe ise bu rakam 159. Daha ilginci ise, şirket yönetimlerinde bu rakam 6.

Türkiye’de uzun zamandır üniversiteler farklı sertifika programları ile yetenek geliştirmek için daha kısa programlar açıklıyorlar. Muhtemelen bu yaklaşım birçok işletmenin insan kaynaklarındaki algıyı da bir nebze değiştirecektir. Yetenekli gençleri bir an önce iş hayatına kazandırmak için onları fazla beklettirmemek gerekiyor.

Akıllı Servis Merkezi

Geçtiğimiz günlerde Samsung’un yeni Akıllı Servis Merkezi’ni ziyaret etme fırsatı buldum. Samsung Electronics Türkiye Müşteri Hizmetlerinden Sorumlu Başkan Yardımcısı Gökhan Uğurlu, bu yeni merkezlerden şu ana kadar 14 adet açtıklarını söyledi. Yakın zamanda da 21 9 ilde toplam 21 merkeze çıkaracaklar. Akıllı Merkez ne yapıyor? Samsung marka cep telefonunuz arızalandığında bu merkeze randevu almadan gelebiliyor, tamir veya değişim işini 1 saat içerisinde yaptırabiliyorsunuz. Eğer mümkün ise telefonunuzdaki veriler de yeni telefona aktarılmış oluyor. Modern ve yenilikçi bir tasarıma sahip merkezlerin artması, müşteri memnuniyeti açısından faydalı olacaktır.

Sıfır kod ile uygulama Amerika’da

Geçtiğimiz aylarda Octopod firması kurucusu Şenol Balo ile tanıştım. Octopod hiç kod bilmeden kurumsal uygulamalar geliştirmenizi sağlıyor. Şenol bey sohbetimizde birkaç dakika içerisinde bana bir kişi kayıt takip uygulaması bile geliştirdi. Tamamen sürükle bırak mantığı ile çalışan Octopod ile birçok kurumsal ihtiyacınız için uygulama geliştirebiliyorsunuz. Şenol bey şimdi şirketini Amerika pazarına taşımış. XPODA markası ile 5.8 milyar dolarlık No Code, yani kodsuz yazılım geliştirme pazarında faaliyetlerini uluslararası arenaya taşımış. Kendisini tebrik ediyorum.

5 dakikada network

Evde network kurmak için denemediğim yöntem kalmadı. Prizden dağıtım, kablosuz çoklayıcılar ve hatta kısa mesafelerde kablo çekmek. Çünkü evimde networke ihtiyaç duyan 22 cihaz var. Mobil olanlar için her odada aynı kalitede bağlantı şart. Nihayet TP-Linke Deco M4 ile tüm odalarda 50 mbit ve üstü sorunsuz bağlantıya kavuştum. 3 tane farklı kablosuz routerı kurmak ise 5 dakikamı aldı. Acemi bir kullanıcı bile evde ve ofisinde tamamen güvenli ve kontrol edilebilir bir network kurabiliyor. Nihayet bu işler bu kadar kolaylaştı.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap