Ya 2018’de bu yılki kadar döviz bulamazsak...

Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Yurt dışında yerleşikler ya da yaygın ifadeyle yabancılar bu yıl hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi alımı yoluyla net 11 milyar dolar getirdiler. Bu, son beş yılın en yüksek tutarı.

Şimdi belki de kara kara düşünmemiz gereken şu: “2017’yi döviz yönünden fena geçirmedik ama ya yabancılar 2018 yılında bu yılki kadar döviz getirmezlerse ne olacak?”

Çarkın dönebilmesi için belli bir dövize ihtiyacımız var. Elbette Türkiye’nin döviz kaynağı yalnızca hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedine gelen para değil. Ama bu para adeta “dişlileri yağlayan” bir para. Azaldı mı, hele hele olmadı mı, sıkıntı yaşanıyor.

Hem bu “taze” döviz girecek ki piyasaya, hisse senedi piyasası canlı seyretsin; devlet iç borçlanma senetlerinin faizi çok fazla yükselmesin, hatta yerine göre çok talep olunca düşsün.

O yüzden bu paranın gelmesi önemli. “Gelmezse gelmesin, onlara mı kaldık” deme lüksümüz ne yazık ki yok.

Evet, onlara kaldık çünkü ya da kalmış durumdayız. Kaç yıldır öyleydi, kaç yıl daha da öyle olacak.

Hani keşke yabancının getireceği dövize hiç ihtiyacımız olmasaydı ama o konumda değiliz.
Dolayısıyla ne yapıp edip önümüzdeki yıl da dişlileri yağlayacak dövize ihtiyacımız var.
Ama bir yandan da, bu dövizin “gelmemesi”, gelirse “daha yüksek maliyetle” gelmesi için de adeta elimizden geleni yapıyoruz.

★★★

Para, bir başka ülkeye o ülkeye iyilik olsun diye gitmez. Gittiği o ülkede para kazanmak ister doğal olarak. Parayla para kazanmanın ölçüsü de bellidir.

Yüksek getiri, yani faiz... Yüksek getiri, yani ucuza alınabilecek menkul değerler, hisse senedi gibi. Bunların varlığıdır aranan.

Ve tabii ki bu getiriyi silip süpürmeyecek olan kur değişimi. Elbette kurdaki hızlı dalgalanmaya karşı geliştirilen bir takım mekanizmalar vardır ama, makul bir kur dalgalanması elbette daha çok tercih edilir.

Yabancıların hisse senedi ve devlet iç borçlanma senedi alımı yoluyla getirdikleri para Türkiye’nin dişinin kovuğuna yetmez aslında. O yüzden bu para için dişlileri yağlayacak para diyoruz ya. Türkiye’nin yıllık döviz ihtiyacı en az 200 milyar dolardır. Bu tutarın 160 milyar dolar kadarına borç ödemesi için gerek duyulmaktadır, kalanı da cari açığın finansmanı için gereken paradır.

Yıllık döviz ihtiyacı ilk kez 200 milyar dolarlara çıkıyor değildir. Yıllardan beri bizim ihtiyacımız bu dolayda seyretmektedir. Ama önemli olan bu paranın hangi fiyattan bulunduğudur.

Hemen belirtelim, 200 milyar dolar civarındaki bu döviz, yalnızca kamunun ihtiyacı olan para değildir. Kamu ve özel, tüm Türkiye’nin ihtiyacından söz ediyoruz.

★★★

OHAL’in hala devam ediyor olması ve kalkacağına ilişkin hiçbir belirtinin bulunmaması, yetmezmiş gibi hukuki anlamda çok büyük tartışma yaratan son KHK düzenlemesi, hiç kuşku yok ki Türkiye’ye para getirecek olanlar açısından risk primini biraz daha yukarı çekme adımına dönüşecektir.

Hazine yüzde 12’ler, 13’lerle borçlanıyor ve bu faizle para bulabiliyoruz. Çünkü Batı’da on yılda verilen faizi biz bir yılda veriyoruz. Ama seneye bu faizin daha da yukarı gitmesi kaçınılmaz olabilir.

Ayak direyebilecek gücü bulur, faizi aşağı çekebilir miyiz bilinmez; ama o zaman da bu parayı zor buluruz. Para gelmezse ne olacağı da belli; dün yazdığımız 2018 sonu dolar kuru tahmini olan 4.25’i çok çok yukarı çekmemiz gerekir.

---

Siyasetin en tepesinden başlayarak sokaktaki vatandaşa kadar yansıyacak bir hoşgörü yılı yaşamayı umalım. Yeni yılı daha iyi geçirmeniz, daha mutlu olmanız dileğiyle...

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar
Malumun ilamı 20 Kasım 2020
Geldi çattı 19 Kasım! 19 Kasım 2020