Enerjide şirket devralma ve birleşmeleri azaldı

Enerji piyasasında geçen yıl şirket birleşme ve satın alma işlem sayısı 2015'e göre yüzde 32 azalarak 30'a düştü.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Türkiye enerji piyasasında 2016 yılında gerçekleştirilen şirket birleşme ve devralma işlemleri, bir önceki yıla kıyasla, hem sayıca hem de değer bakımından azaldı.

PwC Türkiye'nin, enerji piyasasındaki şirket birleşme ve satın alma işlemlerini yıllık bazda analiz ettiği, "Türkiye Enerji Sektöründeki Birleşme ve Satın Almalar Raporu"nun 2016 yılı sonuçları açıklandı.

Bu yıl dokuzuncusu hazırlanan rapora göre, yabancı yatırımcıların Türkiye enerji piyasasına ilgisi oldukça sınırlı kaldı. 2016'da yabancı yatırımcıların dahil oldukları birleşme ve satın almaların toplam değeri yüzde 7 oldu. Bu oran, bir önceki yıl yüzde 45 seviyesindeydi.

2015'e göre 2 milyar dolara geriledi

Enerji piyasasında 2016'da toplam şirket birleşme ve satın alma işlem sayısı, bir önceki seneye göre yüzde 32 gerileyerek 30'a düştü. Geçen yılki birleşme ve devralmaların toplam işlem değeriyse 2015'e göre yüzde 59 azalışla 2 milyar dolara geriledi.

Geçen yıl altyapıda toplam 1,8 milyar dolar değerinde, 24 birleşme ve satın alma işlemi gerçekleştirildi. Bu işlemlerin yalnızca 2'sinde elektrik ve doğalgaz ticareti yapan şirketlerin hisseleri el değiştirirken, 22'sinde elektrik santrali sahibi ve işletmecisi şirketler alıcıların hedefi oldu.

Elektrik santrallerini içeren işlemlerin çoğu hidroelektrik santrallerin özelleştirilmesi olurken, özel sektör işlemlerinin büyük çoğunluğu da yine yenilenebilir enerji varlıklarını içerdi.

2016'da petrol ve gaz sektöründe de toplam 202 milyon dolar değerinde 6 şirket birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti. 202 milyon doların 159 milyon doları devlet akaryakıt şirketi Türkiye Petrolleri Petrol Dağıtım AŞ'nin özelleştirilmesinden sağlandı.

Raporda değerlendirmelerine yer verilen PwC Türkiye Şirket Satın Alma ve Birleşme Hizmetleri Ortağı Engin Alioğlu, birleşme ve satın alma işlemlerinde toparlanmanın, piyasadaki karar alıcı ve düzenleyici kurumların reformlar konusundaki kararlılığına ve Türkiye ekonomisine olan güvenin tekrar tesis edilmesine bağlı olduğunu ifade etti.