7 °C
Ömer Faruk ÇOLAK
Ömer Faruk ÇOLAK EKONOMİ ATLASI dunyaweb@dunya.com

Borçlanma riski artıyor

Böyle bir başlıklı yazıyı yazmakta, okumakta sıkıntılı. Fakat sorunu görmezlikten gelmekte anlamlı değil. Daha üç gün önce uluslararası ekonomi haber sitesi Çin’deki borç büyümesinin dünya ekonomisi için tehdit olduğu haberini verdi. Haksız da sayılmaz, Çin’in toplam borç stoku/GSYH oranı %260’a ulaştı.

Aslında bu uyarılar yeni değil, bir ay önce IMF’de küresel borç sorununun risk oluşturduğunu açık açık dile getirmişti. Yaklaşık dokuz yıldır yazdığım bu köşede ben de benzer yazılar yazmıştım. Hatta şunu yazdığımı anımsıyorum; “küresel kriz sonrası dünya ekonomisini bekleyen risk, borçlanma olacak.”

Para Basarak Borç ödemek, Alacaklıyı Kazıklamaktır

Borç neden alınır sorusunun yanıtı basittir. Eğer ülke, şirket ya da bireyler gelirlerinden fazla tüketim ve yatırım yapıyorlarsa bu ancak borçlanma ile mümkün olmaktadır. Devlet borcu eğer ülke içindeki tasarruflartan karşılıyorsanız bu iç borçlanmadır. Gerektiğinde para basıp borcu öder, bu enflasyonu artırır, borcun reel değerini aşağıya çeker. Bu yöntemle devlet alacaklıyı kazık atmış olur. Bir daha da kolay kolay borçlanamaz. Dolayısıyla bu yönteme başvurmak anlamlı değildir. Borç dışarıdan yapılıyor ise risk daha da büyür. Üstelik borcun kime ait olduğu da önemli değildir. Yani şirketler borçlarını ödemek için döviz piyasasından döviz toplamaya kalktıklarında döviz kuru yükselir, sonuçta ülke krize girer.

Türkiye’nin Borçlanma Tablosu Efsane Hale Getirildi, Gerçek Farklı

Türkiye’de borçlanma üzerine konuşmak tehlikeli, bundan olsa gerek, sıradan insanlar borçlanmaya ilişkin olarak efsaneler üzerinden konuşuyorlar. Allahtan, Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Şimşek ara da bir çıkıp gerçekleri üstü kapalı da olsa, bizlere anımsatıyor. Örneğin dün Sayın Şimşek TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda şöyle demiş: “Merkez Bankasının alacağımız yetkiyle küçük işletmelere ihracatçı olmamaları halinde dövizle borçlanmayı yasaklayacağız….Büyük şirketleri de eğer ihracatçı değillerse, mutlaka finansal korumaya zorlayacağız. Yani hedge etmeleri gerekecek. Borca dayalı bir büyüme modeli değil, sağlıklı bir büyüme modeli üzerinde hemfikiriz, bu konuda hiç tereddüt yoktur."

Sayın Bakan aslında şunu söylüyor: Türkiye’de borçlanma sorunu var, özellikle de döviz ile borçlanma sorunlu. Bu söylemden cesaret alarak biz de Türkiye’nin borç sorununu bu yazı da öne çıkartmak istedik. Bunu yaparken de basit bir yöntem izleyeceğim. Hazine Müsteşarlığı verilerine hiç dokunmadan buraya aktaracağım. Üstüne de birkaç cümle kuracağım, kalan cümleleri siz kurarsınız.

Önce Türkiye’nin toplam dış borcu nedir sorusuna yanıtlamak için aşağıdaki tabloyu verelim.

Tablo 1: Türkiye: Brüt Dış Borç Stoku


Kaynak:https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Istatistik-Sunum-Sayfasi?mid=59&cid=12&nm=33. Erişim tarihi 2 Kasım 2017.

Bu tabloya göre;

-Türkiye’de kamunu dış borç stoku 2000 yılında 50 milyar dolayında, sonra kriz çıkıyor ve rakam 2002 yılında 64 milyar 533 milyon dolara çıkıyor. 2017 yılının ikinci çeyreği sonunda bu borç 129 milyar 348 milyon dolara yükseliyor.

-Özel sektörün 2000 yılı borcu 54 milyar 431 milyon dolar, bu 2002 de 43 milyar 66 milyon dolara geriliyor. 2017 de ise borç 302 milyar 198 milyon dolara ulaşıyor.

-Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku ise 2000 yılında 118 milyar 602 milyon dolar iken 2017 de 423 milyar 352 milyon dolara yükseliyor.

-Brüt Dış Borç Stoku/GSYH oranı 2000 yılında %43,6, 2002 de %54,8 ve 2017’de %53,8 oluyor. Bu arada unutmayınız 2002 yılı kriz sonrası. 2017 yılında ise Ülkemizde kriz yok (en azından öyle söylenmekte)

Eğer içinizden bunlar brüt borç stoku net borç soku önemli diyorsanız, net borç stoku rakamlarını da verelim:

Tablo 2: Türkiye: Net Dış Borç Stoku


Kaynak:https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Istatistik-Sunum-Sayfasi?mid=59&cid=12&nm=33. Erişim tarihi 2 Kasım 2017.

Yine birkaç tümce yazalım:
-2002 yılında Türkiye’nin net dış borcu 88 milyar 451 milyon dolar, 2017’ye gelindiğin net dış borç 283 milyar 105 milyon dolara çıkıyor.

-Net Dış Borç stoku/GSYH oranı da 2000 yılında %28,9, 2002 de %37,4 ve 2017 yılında %33,9 oluyor.

Bu verilerden sonra sayın Şimşek mecburen (piyasa ekonomisi uygulanıyor denilen ülkeye) devletin borçlanmaya yasaklar getireceğini söylüyor. Bu arada IMF’e borcumuz yok diye sevinenlere şu soruyu soralım, Türkiye neden IMF yerine yurtdışı bankalardan ve uluslararası fonlardan borçlanıyor?

Şimdi gelelim iç borç ve toplam borca. Bunları daha basit bir tablo halinde verelim, zira köşede satır sınırımız aştık.

Tablo 3: Kamu İç Borç ve Toplam Borç Stoku


https://www.hazine.gov.tr/tr-TR/Istatistik-Sunum-Sayfasi?mid=59&cid=12&nm=33. Erişim tarihi 2 Kasım 2017.

Türkiye’de devlet (kamu) 2002 yılına kadar toplam 248 milyar TL borçlanmış, on beş yılda yaptığı borç 600 milyar TL artmış ve 848,8 milyar TL olmuş. Borç stok değişkendir. Tıpkı sizin servetiniz gibi. Değerlendirmeye böyle bakarsanız sorunun büyüklüğü daha da netleşir.

Bu durumda Hazine ne yapsın? Ancak şu açıklamayı yapabiliyor: 2018 yılında 134,3 milyar TL iç borçlanma, 6,5 milyar dolar dış borçlanmaya gidilecek.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap