21 °C
Tuğrul BELLİ
Tuğrul BELLİ GÜNDEM t.belli@turkishbank.com

Büyümede bunda sonrası yokuş aşağı (olmak zorunda)

2018 birinci çeyrek büyüme oranı beklentiler dahilinde %7.4 olarak gerçekleşti. Bir önceki çeyrekte de büyüme %7.3 ile bu orana çok yakındı. Önceki döneme göre ekonomik aktivitenin ne kadar daha genişlediğini (veya daraldığını) gösteren mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış çeyreksel büyüme ise %2.0 oldu.

İktisadi faaliyet kollarına baktığımızda toplamda milli hasılanın %40 kadarını oluşturan sanayi ve hizmetler sektörlerinin sırasıyla %8.8 ve %10 büyüme göstererek bu çeyrekte GSYH büyüme oranının yüksek çıkmasında önemli payları olduğu görülüyor. %7.4’lük büyümenin %4.2’si bu 2 sektörden kaynaklanmakta. İnşaat sektörü ise bu çeyrekte %6.9 büyüyerek beklentilerden daha iyi bir performans sergilerken gayrimenkul faaliyetlerinin büyüme oranı ise sadece %2.3. Bu da sektörde inşaat faaliyeti devam etmesine rağmen satışların durgunlaştığını net bir şekilde gösteriyor. (Üretilip satılamayan mallar da milli gelire dahil edilir. Eski hesaplama şeklinde bunları nette stok artışı (veya azalışı) olarak görebiliyoruk.)

Harcamalar tarafında ise milli gelirin %63’ünü oluşturan hanehalklarının tüketim harcamaları bu çeyrekte %11 gibi rekor bir oranda artmış. Bunun aşırı yüksek ve ekonomik dengeler açısından sürdürülebilir olmayan bir oran olduğunu belirtmek gerekiyor. Buna mukabil kamu harcamalarındaki artış %3.4, toplam yatırım harcamalarındaki artış ise %9.7 olmuş. Önceki çeyreklerde olduğu gibi, yatırım harcamalarında inşaat %12.3 ile gene yüksek bir artış göstermiş. İlk bakışta yatırım harcamalarının diğer kısmı olan makine-teçhizat yatırımlarındaki %7’lik artış da iyi gözükse de, bu kalemin geçen senenin aynı döneminde %12.1 oranında daralma göstermesinden dolayı, bu çeyrekteki artışın güçlü bir baz etkisinden kaynaklandığı görülüyor.

2. çeyrek büyüme oranının 1. çeyreğin gerisinde kalması sürpriz olmayacak. Son dönemde kurlarda meydana gelen hızlı artış, güven endekslerinde görülen toplu zayıflama, ve PMI’ın (Satın Alma Yöneticileri Endeksi) 4 aydan beri düşüşte olması ve Mayıs’ta da son 6 yılın en düşük değerine gerilemesi bu yargıyı güçlendiren faktörler. PMI endeksinin sanayi üretimindeki değişimleri yaklaşık olarak yansıttığı kabulünden yola çıkarsak, 2. çeyrekte üretimde yavaşlama ve dolayısıyla büyüme oranında ciddi bir azalma göreceğiz demektir.

Ancak ekonomideki asıl zayıflama yılın 2. yarısında görülecek. Rekor seviyelere yükselmiş bulunan faizlerin ekonomik aktivitede ciddi bir daralma yaratması beklenmeli. Ayrıca, ihracat performansında hissedilmeye başlanan duraklama ve geçen senenin özellikle 3. çeyreğindeki anormal yüzde 11.3’lük büyüme oranının bu seneki istatistiklerde yaratacağı negatif yönlü baz etkisi yılın son altı ayında büyüme oranlarının oldukça düşmesine yol açacaktır. Sonuçta, “iyimser” bir tahminle bu sene toplamında GSYH oranının %4 civarında gerçekleşeceği görülüyor. Bu resmi pozitif yönde değiştirebilecek tek unsur dışarıdan yabancı kaynak girişinin yeniden canlanması olur. Ancak bugün itibarıyle küresel iktisadi konjonktür böyle bir gelişmeye işaret etmiyor.

Esasen ekonomide önümüzdeki dönemde yaşanılacak durgunluğu çok da negatif olarak algılamamak lazım. Enflasyon ve cari açığın geldiği noktalar itibarıyle ekonomide soğu(t)ma şart olmuştu. Ancak, soğumanın ciddi bir daralmaya dönüşme riski de her zaman var.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.