27 °C
Alaattin AKTAŞ
Alaattin AKTAŞ EKO ANALİZ ala.aktas@gmail.com

Çetinkaya’nın en büyük hatası ne?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Murat Çetinkaya’nın Merkez Bankası Başkanlığı görevinden alınmasına değinirken “Sayın Başkanın kendine has birçok tasarrufu olmuştur ve bu tasarruflar neticesinde de maalesef ağır bedeller ödenmiştir. Buna artık bir yere kadar katlanılabilirdi, çekilmez olmuştu” değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan’a göre Çetinkaya’nın görevden alınmasında da bir sorun yoktu, çünkü yeni yönetim sistemi cumhurbaşkanına bu yetkiyi veriyordu.

Erdoğan’ın Bosna-Hersek dönüşünde uçakta yaptığı açıklamadaki sözleri, Merkez Bankası’nın nasıl çalışması gerektiğine ilişkin görüşlerini de yansıtıyor. Erdoğan’a göre merkez bankası başkanları başına buyruk davranamamalıydı.

Biz Çetinkaya’nın görev süresince ne gibi hatalar yaptığına takıldık.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu konuda detay vermedi, herhangi bir karara vurgu yapmadı. Erdoğan Merkez Bankası’ndaki bazı yeni yapılanmalara işaret etti ama bunlar öyle ekonomiye köklü zarar verecek, hatta zarar verecek uygulamalar bile sayılmaz. Belli ki Erdoğan’ın vurgulamak istediği başka bir konu ya da konular var ama onları bilmiyoruz.

Dolayısıyla ister istemez düşünüyoruz; Çetinkaya nasıl bir hata yapmış olabilir diye...

En büyük günah geçen yıl işlendi

Merkez Bankası’nın hangi Para Politikası Kurulu toplantısında nasıl bir karar alacağı iyi kötü tahmin edilebilir. Hele hele koşullar gözetilerek nasıl bir karar alınması gerektiği de açıkça söylenebilir.

İşte geçen yıl 24 Temmuz’da yapılan Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde kur kıpır kıpırdı, fiyatlar da aynı şekilde... Tüm piyasa oyuncuları Merkez Bankası’ndan bu hareketliliğe karşı bir adım bekliyor ve faizin göstermelik de olsa artırılacağını tahmin ediyordu. Merkez Bankası bu artırımla adeta “Ben buradayım” diyecekti.

Ama Merkez Bankası faizi değiştirmemeyi tercih etti. Üstelik Para Politikası Kurulu açıklamasında öyle ifadelere yer verildi ki, bu açıklamayı kaleme alan kurul üyelerinin faizi nasıl olup da artırmadıkları bir türlü anlaşılamadı.

Bakın o açıklamada neler denildi:

“Yakın dönemde maliyet yönlü gelişmeler ve gıda fiyatlarındaki oynaklık enflasyon üzerinde etkili olmuştur. Öte yandan, fiyat artışlarının alt kalemler bazında genele yayılan bir nitelik gösterdiği dikkat çekmektedir. İç talep koşullarının etkisinin azalacağı öngörülmekle birlikte enflasyon ve enflasyon beklentilerinin bulunduğu yüksek seviyeler fiyatlama davranışları üzerinde risk oluşturmaya devam etmektedir.”

Para Politikası Kurulu bir yandan bu görüşleri dile getirdi ve risklere dikkat çekti, ama diğer yandan faizleri sabit tutma kararı aldı.

İşte Murat Çetinkaya’nın görev süresi boyunca “yapılan en büyük hata” budur.

Ama dikkatinizi çekmek isteriz, “yapılan hata” Çetinkaya’dan mı kaynaklanmıştır, yoksa başkalarının tercihinden mi, orası meçhul.

Çetinkaya o toplantıda faiz artırılmasını istedi de kurulun diğer üyelerine kabul mü ettiremedi, bilemeyiz.

Yoksa Çetinkaya mı faizin artırılmasına yanaşmadı?

Kesin olan şu, kimden kaynaklanmış olursa olsun Merkez Bankası’nın son dönemde yaptığı en büyük hata 24 Temmuz 2018 tarihli toplantıda faizi artırmamak olmuştur.

Bir yıl öncesini hatırlayalım; faizin sabit bırakılmasıyla birlikte kurda müthiş bir hızlanma başlamış ve temmuz ayı ortalaması 4.75 olan dolar kuru ağustos ortalamasında 5.73’e, eylül ortalamasında 6.37’ye fırlamıştır. Dolar bu dönemde bir ara 7 lirayı da aşmıştır.

Kurdaki bu tırmanışın ekonomide nasıl tahribata yol açtığı ve o etkileri hala yaşamakta olduğumuz da ortada. Ayrıca PPK açıklamasında dikkat çekilen enflasyonda da yüzde 25’lerin üstüne çıkılmıştır.

Yani kur artışı da, enflasyon da göz göre göre gelmiştir.

Ama bir çelişki var

Murat Çetinkaya hangi gerekçeyle görevden alındı, biliyoruz. Faizleri düşürmemek ve yüksek tutmak.

İyi de geçen yıl Türkiye ekonomisini felakete sürükleyen hata faizi düşürmemek değil, tam tersine artırmamaktı.

Ekonomi yönetimi de herhalde geçen yılki temmuz toplantısında faizin artırılmamış olmasının büyük hata olduğunu anlamıştır.

Öyleyse Çetinkaya geçen yıl faizi artırmadığı için mi görevden alındı? Olamaz, çünkü köprünün altından çok sular aktı. Bu gerekçeyle görevden alma çok daha önce yapılabilirdi.

Çetinkaya geçen yıl eylül ayında çaresiz kalınıp faiz yüklü oranda artırılarak yüzde 24’e çıkarıldığı için mi görevden alındı? Pek sanmıyoruz, bir kere o kararın üstünden de çok zaman geçti, ayrıca o zaman bu kararı almak kaçınılmaz olmuştu. Faiz artırılmasa kuru zaptetmek mümkün değildi.

Mayıstaki artış tuzu biberi mi oldu?

Merkez Bankası haftalık repo ihale faizini sabit tutmakla birlikte faizi fiilen yüksek uygulama olanağına sahip. Gecelik faiz repo faizi olan yüzde 24’ün 1.5 puan üstünde uygulanabiliyor. Ayrıca geç likidite penceresi faizi de gecelik faizin 1.5 puan üstünde oluşabiliyor. Bunlar için PPK’nın toplantı yapmasına gerek yok.

İşte Merkez Bankası kurda hareketlenme görünce mayıs ayında fonlamayı haftalık repodan geceliğe kaydırmak suretiyle faizi 1.5 puan artırdı.

Bir de bunun üstüne haziran toplantısında faizi sabit tutma eklendi. Biliniyor ki bu toplantı adeta kıran kırana geçmiş ve faizin 3 puan indirilmesini isteyen kurul üyeleri olmuştu.

Dolayısıyla Murat Çetinkaya’nın, en büyük hatanın oluştuğu geçen yılki faizi artırmama kararının değil, bu hazirandaki faizi indirmeme kararının kurbanı olduğu söylenebilir.

Bunlar bizim görebildiklerimiz. Çok başka gerekçeler varsa, onları bilemeyiz...

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap