Dünya ekonomisi canlanıyor mu?

Osman ULAGAY
Osman ULAGAY DÜNYA GÖZÜ

Türkiye ekonomisi bir meçhule doğru giderken dünya ekonomisi hakkında yazı yazmam belki biraz tuhaf görünebilir kimilerine ama bu benim bilinçli tercihim. Üç yıl önce Dünya Gazetesi’nde yazı yazma önerisini aldığımda, öncelikle dünya ekonomisiyle ve dünyadaki gelişmelerle ilgili yazılar yazmak istediğimi belirtmiştim. Anlaştık ve yazılarım dış haberler sayfasında yayınlanmaya başladı.

Arada bir Türkiye ekonomisiyle ilgili gelişmelere de değiniyorum ama bugünün ortamında Türkiye ekonomisiyle ilgili yazı yazmak bana pek anlamlı gelmiyor. Anlamlı gelmiyor çünkü her gün manşetlere taşınan Türkiye ekonomisiyle ilgili haberlerde, yetkililerin ekonomiyle ilgili açıklamalarında, üzerinde yorum yapılacak tek bir söze, verilere dayanan tutarlı bir beyana rastlamak çok zor. Milli maçlar öncesinde hep söylenen sözlere benzer beyanlar ağırlık taşıyor bu açıklamalarda, “milli bir ruhla davranıp doların belini kıralım” ya da “elimizdeki dolarları satıp bize karşı kurulan komploları boşa çıkartalım” türünde laflar ediliyor. Bu tür beyanların ekonominin gündemini belirlediği bir ülkede, o ülkenin ekonomisiyle ilgili ciddi bir analiz yapmanın anlamı yok bence.

Dünya ekonomisinde canlanma mı?

Bir dönemde BBC’nin direktörlüğünü de yapmış olan Gavyn Davies, halen bir finans kuruluşunun başkanı, London School of Economics’de profesör ve Financial Times gazetesinin blog yazarı. Güncel verileri kullanarak yaptığı değerlendirmelerle dikkatimi çeken Davies’in geçen Pazar, Financial Times’ın web sayfasında yer alan analizi de dünya ekonomisindeki canlanma belirtilerine dikkat çekiyordu.

Yazı, Davies’in başkanlığını yaptığı Fulcrum Asset Management adlı kuruluşun dünya ekonomisinin büyüme hızı trendiyle ilgili son tahmininden yola çıkılarak yazılmıştı. Bu tahmine göre dünya ekonomisinin büyüme temposu 24 Mart 2016’da %2.15 iken 2 Aralık 2016’da % 4.31’e yükselmiş görünüyor. Dünya ekonomisindeki aktivite temposunun bu kadar kısa sürede ikiye katlanmasının anlamlı olduğunu ve 2011 yılından beri ilk kez görüldüğünü kaydeden Davies, Goldman Sachs’in Küresel Öncü Gösterge endeksinin Aralık 2010’dan bu yana en yüksek rakama erişmiş olmasının da aynı eğilimi gösterdiğini belirtiyor.

Davies’in yazısında yer alan ve iki büyük ekonomiyle ülke gruplarının dünya ekonomisindeki aktivite artışına katkısını gösteren aşağıdaki tablo, canlanma belirtilerinin bütün ülke gruplarını etkilediğini gösteriyor.

Bu tablo Çin ve diğer ‘Yükselen Pazar’ ülkelerinin küresel ekonomideki büyümeye yaptığı katkının önemini bir kez daha gözler önüne sererken gelişmiş ülkeler grubunda da ABD’nin belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.

Canlanma 2017’de sürer mi?

ABD’de ekonomik büyümeyi hızla artırmayı hedefleyen bir programla göreve başlayacak olan Donald Trump’ın icraatının 2017 yılında ABD ekonomisinin canlanmasına önemli katkı yapması beklenirken deflasyon korkusunun yerini enflasyon artışı beklentisine bırakabileceğini belirten Gavyn Davies bunun da tahvil piyasalarında yeni fiyatlamalara yol açabileceğini ileri sürüyor. Dünya ekonomisindeki canlanma trendinin 2017’de sürüp sürmeyeceğini ise ABD ve diğer gelişmiş ülke ekonomilerinde şimdi gözlenen olumlu gelişmelerin yanı sıra Çin ve diğer ‘Yükselen Pazar’ ülkelerinin performansı belirleyecek Davies’e göre. Rusya ve Brezilya derin resesyondan çıkma belirtileri gösteriyor. Küresel büyümeye en büyük katkıyı yapan Çin ise genişlemeci mali politikalarla büyüme hızını korumaya çalışacak ama gözler gene ABD Merkez Bankası’nın(FED) üzerinde olacak. FED’in izleyeceği faiz artırma politikasının ‘Yükselen Pazar’ ülkelerini nasıl etkileyeceği sorusu 2017 yılının cevap bekleyen sorularının başında gelecek. .

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar