10 °C
Açıl SEZEN
Açıl SEZEN Dünyanın Parası acil.sezen@gmail.com

Fikret Orman’ı istifa ettiren bilanço

Hayat futbola fena halde benzer...

Futbol şahsi beceri gerektirir değişmez...

O da ayrı konu.

Ama aynı zamanda toplu oynanan, yani insanların bir takım halinde oynadığı bir oyundur.

İstediğin kadar yetenekli ol.

İyi bir takımın yoksa, havagazı.

Mantarlarsın...

“Dar Alanda Kısa Paslaşmalar” filminin başlangıcında, kıymetli oyuncu Erkan Can’ın dile getirdiği veciz sözler bunlar...

Doğrudur.

Onun içindir ki, hayatta ekonomik gelişim, dirençli bir varlık yapısı, risklerini doğru yönetebilmek ne kadar önemliyse, futbolda da öyledir.

Kaynaklarının ne kadar bol olduğu değil, onların ne kadar doğru kullanıldığı önemlidir.
Buna hem insan kaynağı hem finansal kaynaklar dahildir.

Beşiktaş Kulübü’nün en “üretken” başkanlarından Fikret Orman’ın istifası da böyle oldu... (Seba’dan bu yana Beşiktaş’ın en fazla varlıklarını artırdığı, stadını yenilediği, tesisleşme adına adım attığı dönem Orman dönemidir.)

Ben kulüp işlerinden anlayan biri değilim.

Başkan geri döner mi, yerine kim başkan ya da aday olur, bu konularda sizler benden daha fazla şey biliyor olabilirsiniz.

Lakin, Fikret Orman’ın neden bu noktaya kadar geldiğini kısaca anlatmak isterim.

İşin sırrını Beşiktaş’ın bilançosuna bakarak görmek gayet mümkün.

Bakılması gereken yer son bilançoda gelinen yer değil.

Fikret Orman’ın ve Beşiktaş’ın kaybettiği yer, 31/05/2017 tarihli bilanço.

Sıfırdan kendi imkanlarıyla stadını yapmış (devlet desteği diyenle hem de o kadar çok tartışırım ki), yüzlerce alacak davasını konsolide etmiş, art arda iki şampiyonluğu kazanmış, ikinci Şampiyonlar Ligi gelirini garantilemiş bir başkanın bilançosu bu. Şirket stadın da etkisiyle belki de yıllar sonra ilk kez esas faaliyet karı elde etmiş, gelirlerini artırma şansı bulmuş.
2016 yılsonu bilançosunda 842 milyon TL olan toplam yükümlülükler bu bilançoda yüksek gelir girişine rağmen 1.068 milyar TL’ye yükselmiş.

Kulübün taşıdığı TL kredilerin ağırlıklı ortalaması %16 ile %20 arasında olmuş.

Dolar krediler için %6-8, euro krediler için ise benzer oranlarda faiz maliyetleri sözkonusu olmuş.

Bu bilançonun dipnotları, Orman yönetiminin yaptığı iki ölümcül finansal hatanın ispatını oluşturuyor.

1) Şampiyonlar Ligi hülyasına kapılarak ve Digiturk’ün naklen yayın ihalesini yüksek bedelle alışına dayanılarak kurulan büyük maliyetli kadro.

Son yılların belki de nispeten en parlak görünen bilançosunun altındaki dipnotlara bakalım:
- Negredo’ya 4.350 milyon eurodan iki yıllık garanti sözleşme...

- Lens için 2 yıllık 4.5 milyon euro garanti ücret, üzerine sonraki 2 yıl için 3.750 milyon euro daha garanti ücret.

- Pepe’ye iki yıl için 9.5 milyon euro garanti ücret.

Kadro maliyetini Şampiyonlar Ligi gelirini dikkate alarak kuran, ancak sözleşmeler uzun süreli olduğu için bu maliyetleri Şampiyonlar Ligi’ne giremediğinde karşılayıp karşılayamayacağını düşünemeyen bir yönetim anlayışı... Kadro maliyeti 65 milyon eurolara kadar çıkan bir kulübe, gelir olmadığında ve aynı zamanda gider katlandığında ne olursa, Beşiktaş’a da o oldu.
Bu ilk ölümcül hata...

2) Yabancı para riskinin küçümsenmesi ve yönetilememesi...

Beşiktaş yönetimi, yüksek miktarlı döviz borcuna maruz olduğu bu bilançoda kendi riskini yönetmek için hedge imkanlarını değerlendirmiyor. Kulübün bu tarihte yaklaşık 58 milyon euro ve 5 milyon dolar olmak üzere yabancı para borcu var. 31 Mayıs 2017 bilançosu itibarıyla bu borcun TL karşılığı 248 milyon TL. (Dolar 3.00, euro ise 4.00 TL düzeyinde.)

Bilanço dipnotunda yabancı para riski başlığı altında şu görüşe yer veriliyor:

“Dövizli banka kredileri nedeniyle borçlu bulunan meblağların TL’ye çevrilmesinden dolayı kur değişikliklerinden doğan döviz kuru riskine maruz kalınmaktadır. Bu riski minimize etmek amaçlı olarak kredilerin teminatı olarak verilen temlik, senet, vs. gibi teminatlarda kredi döviz cinsinden tutulmaktadır. Grup yönetimi bilanço kalemlerinden doğan kur riskini en aza indirmek amacı ile atıl nakit varlığını kısmi yabancı paralı yatırımlarda değerlendirme ya da dövizli mevduat tutma yöntemini politika olarak benimsemiştir.”

Elbette ki, bu bir finansal risk yöntemi sayılmaz. Zira kulübün elindeki nakit varlığı her zaman sınırlı olmuş, teminatların bir kısmının döviz tutulması borcun ancak sınırlı bir kısmını kura karşı koruma imkanı sağlayabilmiştir.

Orman yönetimi, bunun dışında bir hedge enstrümanı kullanmamıştır.

“Hedge edilen yükümlülük tutarı” kalemi, Beşiktaş bilançosunda hep boş kalmıştır.
Oysa türev enstrümanlar kullanılmak suretiyle, çok da düşük maliyetle bu süreç yönetilebilir ve kur riski alınmayabilirdi.

Bu konuda ben dahil birçok Beşiktaşlı finansçı dostumuz kulübe öneride bulunmuş, bu riskin yönetilmesi gerektiği konusunda görüş bildirmiştik. Zira aylık opsiyon maliyetleri gerilemiş, kur riski düşük maliyetlerle yönetilebilir hale gelmişti.

10 Ağustos 2018’de yaşanan kur krizi sonrasında ortaya çıkan ilk ara bilançoda (30 Kasım 2018) ise tablo şu hale gelmişti:

“Euro cinsi borçlar 64.4 milyon, dolar cinsi borçlar 17.4 milyon euro. Bunların TL karşılığı 413.7 milyon TL.”

Üstelik bunlar sadece banka borçları. Artan kur nedeniyle şişen kadro maliyetini de buraya ekleyin...

Hem yanlış maliyet yönetimi nedeniyle borçlar artmış hem borçların maliyeti kur riski hedge edilmediği için aşırı yükselmişti.

Ayrıca TL borçlar da faizin aşırı yükselişi nedeniyle kulübün nakit akışını darmadağın etmişti.
Hikayenin gerisini biliyorsunuz...

Ödenemeyen maaşlar, oyuncuların isyanları, teker teker gitmeleri ya da gönderilmeleri...

Bu sene ise kadro maliyetini küçültme çabası ile yapılan yanlış kadro planlaması.

Yapılan, fabrikayı kurup, büyütüp, borçları ödeyemeyince tüm ustabaşlarını çok para aldıkları için göndermeye benziyor... Ortada işçi var ama sadece işçi var. Fabrikada sorumluluk alacak, iş öğretecek, zor zamanda makinenin başına geçecek usta kalmadı.

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman ile tanışıklığım yok.

Bir Beşiktaşlı ve Kongre Üyesi olarak bugüne kadar yaptıkları ve yaşattıkları için kendisine teşekkür ediyorum, şükranlarımı sunuyorum.

Keşke finansal açıdan kendisini daha doğru yönlendirecek insanlarla çalışabilseydi.
Şimdi futboldaki başarısızlığın faturasını ödüyor.

Ama o faturanın aslı finansal başarısızlığa, finansal risk yönetimi hatalarına dayanıyor.
Umarım yeni gelen yönetim bu zorlukları nasıl yöneteceğini bilen profesyonellerle birlikte hareket edebilir...

Çünkü...

İstediğin kadar yetenekli ol.

İyi bir takımın yoksa, havagazı...

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap