Kilikya Yolu, Mersin turizminde yeni büyüme rotası olacak
Hakan Sefa ÇAKIR
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı
Turizmde beklentiler hızla değişiyor. “Deniz, kum ve güneş” yaklaşımı artık tek başına yeterli değil. Yeni nesil gezginler, ziyaret ettikleri coğrafyanın tarihini, kültürünü, gastronomisini ve yaşam biçimini de deneyimlemek istiyor. Bu değişim Mersin için önemli bir fırsat sunuyor. Kentimiz; doğal yapısını koruyan sahilleri, binlerce yıllık tarihi, zengin mutfağı, coğrafi işaretli ürünleri ve üretim kültürüyle yeni nesil turizmin aradığı bütün unsurlara sahip.
Bu potansiyeli ortak bir hikâye etrafında görünür kılabilecek en önemli projelerden biri Kilikya Yolu’dur.
Bir yürüyüş rotasından daha fazlası
Kilikya Yolu’nu yalnızca bir yürüyüş parkuru olarak değerlendirmek, taşıdığı değeri eksik okumak olur.
Tarsus’tan Gülek’e uzanan antik yollar ve kervansaraylar, bu toprakların yüzyıllar boyunca ticaretin ve medeniyetler arası etkileşimin önemli güzergâhlarından biri olduğunu gösteriyor.
Antik yerleşimlerden Göksu Deltası’na, Tisan’ın koylarından antik liman kalıntılarına uzanan bu coğrafya; tarih, doğa, gastronomi ve kültür turizmini aynı rota üzerinde buluşturabilecek benzersiz bir yapıya sahiptir. Kilikya Yolu; yürüyüşçüleri, bisikletçileri, doğa sporcularını, tarih meraklılarını ve gastronomi tutkunlarını Mersin’e çekecek ulusal ve uluslararası bir destinasyon olma potansiyelini taşımaktadır.
Hedefimiz bir rota ekonomisi oluşturmak
Bir turizm projesinin gerçek başarısı, yerel ekonomiye sağladığı katkıyla ölçülür. Kilikya Yolu boyunca oluşacak hareketlilik; konaklamadan yeme içmeye, ulaşımdan rehberliğe, yerel ürün satışından el sanatlarına kadar birçok sektörü canlandıracaktır.
Küçük üreticilerimiz, kadın kooperatiflerimiz, çiftçilerimiz, zanaatkârlarımız ve genç girişimcilerimiz bu yapının doğal aktörleri olmalıdır. Böylelikle turizm geliri yalnızca kent merkezlerinde değil, kırsal yerleşimlerde de hissedilecektir.
Hedefimiz yalnızca turist sayısını artırmak değil; Mersin’de daha uzun kalan, yerel ürünleri tanıyan ve kentle bağ kuran nitelikli ziyaretçileri çekmektir.
Yerel değerleri deneyime dönüştürmeliyiz
Mersin’in coğrafi işaretli ürünleri, yöresel mutfağı ve geleneksel el sanatları Kilikya Yolu’nun en güçlü tamamlayıcılarıdır.
Ziyaretçiler cezeryenin hikâyesini dinlemeli, Anamur muzunun yetiştiği coğrafyayı tanımalı, Mut zeytinyağını tatmalı ve yerel üreticilerle buluşmalıdır.
Bu nedenle Kilikya Yolu’nu agro-turizm, gastronomi, ekoturizm ve kültür turizmini bir araya getiren bütüncül bir deneyim ağı olarak ele almalıyız.
Büyürken doğayı korumalıyız
Turizmin gelişmesi yeni yatırımları beraberinde getirecektir. Ancak bu yatırımların bölgenin doğal ve kültürel dokusuyla uyumlu olması temel önceliğimizdir.
Büyük ve kimliksiz yapılaşmalar yerine; butik tesislere, yerel mimariyle uyumlu konaklama modellerine, gastronomi duraklarına ve doğa sporlarını destekleyen özgün girişimlere ihtiyaç duyuyoruz.
Sürdürülebilirlik turizmin önünde bir engel değil, uzun vadeli ekonomik başarının temel şartıdır. Doğasını ve özgünlüğünü kaybeden bir destinasyon, rekabet gücünü de kaybeder.
Kilikya Yolu’nu güçlü iş birlikleri ve doğru planlamayla geliştirdiğimizde, Mersin’i yalnızca ziyaret edilen değil, hikâyesi yaşanan ve yeniden gelinmek istenen bir kente dönüştürebiliriz.