7 °C
Yasemin SALİH
Yasemin SALİH İYİLİK FABRİKASI yasemin.salih@dunya.com

Made51 koleksiyonu AMBIENTE fuarında

Almanya’nın Frankfurt kentinde yapılan ve dünyanın en önemli tüketim ürünleri fuarlarından biri olarak kabul edilen AMBIENTE’nin bu yıl oldukça etkileyici konukları var. Fuarı ziyaret edenler geleneksel el işi kilim, halı, kase, hasır sepet, minder, şal gibi ürünlerin bulunduğu folklorik ancak hangi ülkeye ait olduğunu anlamadıkları ürünlerin bulunduğu stantta biraz fazlaca oyalandı. Çünkü ürünler hem çok kültürlü hem de gerçekten el sanatları ürünleriydi. Biraz daha meraklı olanlar, bu standın Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne (UNHCR) ait olduğunu öğrendiler. Ürünler ise Afganistan, Burundi, Kongo, Etiyopya, İran, Mali, Myanmar, Suriye, Güney Sudan, Somali gibi ülkelerin geleneksel el sanatlarını yansıtıyordu. Yüzlerce mültecinin önceki hayatlarından taşıdıkları kültür, dünyanın dört bir yanından gelen alıcıların huzuruna çıktı Frankfurt’ta.

Bir yıldır sürüyor

Almanya’da birçok insanın ilgi gösterdiği renkli stant aslında UNHCR’ın bir yıl önce başlattığı Made51 Programı’nın bir parçası. Yürüttüğü projelerle 128 ülkede 16.1 milyon mülteciye dokunan UNHCR, çeşitli nedenlerle evlerinden, ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan mültecilerin beraberlerinde önemli bir ekonomik yetkinlik de götürdükleri fikrinden yola çıkarak böyle bir programı devreye aldı. Bir yıl önce başlatılan Made51, aslında mülteci kampları başta olmak üzere bu kişilerin ağırlandığı bütün kentlerdeki gizli kalmış zanaatkar ve yetenekleri yeniden ortaya çıkarıp ekonomiye kazandırmayı hedefliyor. Bu aynı zamanda, mültecilerin kendi hayatlarını kurmaları için de geliştirilmiş bir sosyal girişimcilik ağı olarak hizmet verecek bir proje. Hedef, mültecilerin sahip oldukları yetenekleri kullanarak kendi kendilerine yetebilmelerini sağlamak, aynı zamanda küresel ekonomiyi de böylesine önemli bir kaynaktan mahrum bırakmamak.

Kaybolan değerlere sahip çıkıyoruz

Program hakkında bilgi veren UNHCR Yüksek Komiseri Filippo Grandi, mültecilerin hayatlarını idame ettirmek için kendi yeteneklerini kullanmaları gerektiğine inandıklarını, bunun da onları dünya piyasalarına açmakla mümkün olacağını ifade etti. Grandi, “Made51 geleneksel el işlerini canlı tutarak, kültürel mirası ve kaybolmaya yüz tutan üretim tekniklerini yaşatmayı da amaçlıyor. Program sayesinde mülteciler bu kültürel ürünleri piyasa koşullarında satma imkanı bulacaklar” dedi.

Made51 ile ev tekstilinden, mutfak gereçlerine, aksesuardan hazır giyime kadar global hale gelmiş bütün büyük markalara da seslendiklerini belirten Grandi, insanlık adına bu dev firmalara da görevler düştüğünü ifade ederek şunları söyledi: “Bu çözümün birer parçası olmak için mültecilerin bu eserlerini satın alıp müşterilerinize ulaştırın ki kamplardaki sanatçıların yetenekleri daha da gelişsin. Bu sayede hem sizler yeni yetenekler keşfedin hem de onların kendi paralarını kazanıp, hayatlarına yön vermelerine destek olun. Mülteciler arasında dikkat çekici yetenek ve becerilere sahip olan önemli bir grup var. Kendileriyle birlikte yeteneklerini, kültürlerini de gittikleri yerlere götürüyorlar. Örneğin Tuaregler deri işlemeciliğinde, Suriyeliler er örgüsünde çok yetenekliler ama kamplarda atıl kalıyorlar. Onların yarattıkları eserlerde kültür ve tarihi mirasın birer parçası yaşıyor. Bunu görüyoruz. Savaştan kaçan bu yeteneklerin eserleri başka birinin evinin stil ve havasına anlam katabilir. Bu çok önemli bir paylaşım kültürü. Bu ağı kurmak ve sağlamlaştırmak hepimizin görevi.”

Kadınlar için terapi oluyor 

Mülteci kamplarında el işleri ve sanatla uğraşmanın ayrı bir önemi daha var. Gözlemciler kamplardaki kadınların el işleriyle uğraşarak bir tür kendi kendine terapi yaptıklarını ve olayların üstesinden daha kolay geldiklerini belirtiyorlar. Diyorlar ki, “Kadınlar bu el işlerini yaparken bir yandan da sosyalleşiyor, izolasyondan çıkıyor, paylaşıyor, bir değer üretiyor. Bu da onların özgüvenlerini güçlendiren, hayata bağlayan önemli bir etken.”

Olayın ekonomik boyutu da önemli. Gelişmekte olan ülkelerde el sanatları sektörü, tarımdan sonraki en büyük ikinci istihdam alanı. Uluslararası arası küçük el sanatları ticaretinin yıllık büyüklüğü 32 milyar doları buluyor. Bu ürünlerin yüzde 65’i ise gelişmekte olan ülkelerden sağlanıyor. Bu da mültecilerin bu piyasaya girmesiyle ve yeteneklerini gösterme fırsatı bulmasıyla kendi hayatlarını kurtarma şansı yakalamaları anlamına geliyor.

Koleksiyona girmek kolay değil

UNHCR Made51 programına her mülteci alınmıyor elbette. Bu konuda oldukça sıkı bir “alım kriterleri” prosedürü belirlenmiş. Öncelikle kamp ve kentlerde yaşayan mülteciler arasındaki sanatçılar, zanaatkarlar, yetenekli kişiler tespit ediliyor. Aralarından seçme yapılıyor. Mültecilerin ürünleri bulundukları ülkelerdeki yerel şirketlerle bir araya getiriliyor. Bu şirketler, ürün gamlarına mültecilerin eserlerini de ekliyorlar. UNHCR uzmanları sürece baştan sona danışmanlık yapıyorlar. Şirket ve bu uzman danışman kadrosu ürünler için global bir tanıtım stratejisi geliştiriyor, ürünler piyasada test ediliyor. Bu aşamalardan başarıyla geçilirse ürün Made51 Küresel Koleksiyonu’na dahil ediliyor. Böylece söz konusu ürünü geliştiren mülteciler ve yerel işletme bir iş modeliyle anlaşma yapmış oluyor. UNHCR Made51 yetenekleri ile markalar arasındaki sipariş zincirini yönetiyor.

Programın başarılı yürütülen örnekleri de var. 54 bin mültecinin kaldığı Ruanda kampında 4 bin 375 kadın sanatçı seçilmiş. Bunlar arasındaki 50 Burundili kadının ürettiği hasır sepetleri Afrika’nın önemli perakende gruplarından İndego satın aldı. Şirket bunları Amerika, İngiltere, Kanada ve BAE’ndeki bağlantılarına satıyor. Sepetler büyük rağbet görünce şirket üretici sayısını da artırma kararı aldı. Bir örnek de Afganistan’ın Rabat kampından. Kampta yine Afganistan’ın çeşitli bölgelerinden gelen 956 mülteci yaşıyor, UNHCR uzmanları bunlar arasında 433 yetenek belirlemiş. 240 kadının ürettiği kilim, minder ve yastıklar Turquaz Mountain adındaki bir şirket tarafından alınmış. Şirket bu ürünleri Amerika, İngiltere, AB ülkeleri ve Kanada’ya gönderiliyor.

Fuarda hangi ürünler yer buldu

* Malili Tuareg mültecilerinin kase ve mücevherler
* Suriyeli mültecilerin kaşmir şal ve atkılar, el işlemesi çantalar, mendiller, abajur, aksesuvar.
* Brundi mültecilerin yaptığı duvar süsleri, hasır sepetler,
* Afganistan mültecilerinin yaptığı kilimler, ev tekstili ürünleri, ;
* Somali ve Sudanlılar tarafından yapılan el işi çanta ve mendiller ve el yapımı deri çantalar,
* Myanmar mültecilerinin de bambu aydınlatma ve el işi takılar.

5 yılda 31 milyar dolar

* 2017’de mültecilerin UNCHR’a maliyeti 7.1 milyar dolar oldu.
* 2018’de projeler için ayrılan bütçe 7.5 milyar dolar.
* Kuruluşun 2012’den bu yana mülteci projeleri için harcadığı para 31 milyar doları buluyor.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.