20 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Para kazanmanın anatomisi 2: Yönetim

 

İşletmecilikte başarının sırrını kerameti kendinden menkul gurularda arayanlara bir tavsiye ile başlayayım: Vazgeçin. Hala başarının sırrını arıyorsanız, ki doğru harekettir, şunu aklınızda tutmanızda fayda var: İşletmecilikte doğru formül yoktur, sadece kullanarak doğru formülü belki bulacağınız kuramsal ilkeler vardır. Bu kuramsal ilkeleri kullanmak için de bir işletmecilik paradigmasına ihtiyaç vardır. Yoksa oradan oraya koşuşturur belki bir formül bulursunuz, belki bulamazsınız. Bu nedenle bu ve önümüzdeki bir iki haftanın yazılarının bir paradigmadan kaynaklandığını unutmayın.

Geçen hafta işletmenin pazarlama ve üretim işlevlerinin yönetilmesiyle para kazanmaya çalışan bir örgüt olduğunu söylemiş ve bu nedenle de para kazanmanın üç basit (yönetim, pazarlama ve üretim) ve bunların ikili ve üçlü birleşiminden oluşan dört karmaşık yolu (yönetim+ pazarlama, yönetim+ üretim, pazarlama+ üretim, yönetim+ pazarlama+ üretim) olduğunu söylemiştim. Yani para kazanmanın yedi yolu vardır. Bu hafta yönetimin para kazandırmasına bakacağız. Yönetim işletmenin para; insan gücü;  tesis ve alt yapı; ilişkiler ve stratejik işbirlikleri, ve enformasyon ve know-how kaynaklarının planlanması, dağıtım ve kullanımı ile kullanımının denetlenmesi işidir. Lütfen bu tanımı unutmayın. (Yine tanımı yapılmamış şeylerin tartışılması konusunu açtırmayın bana)

Bu tanımdan hareket ederseniz, yönetimin para kazandırmasının kaynaklardan yani bunların planlama, dağıtım ve kullanım ile denetlenmesinden doğacağını çıkarmanız doğal bir tümdengelimdir. Şimdi bu kaynaklara teker teker bakalım. Ancak önce bir konuda sizi uyarmalıyım. Bu yazı serisinin pehlivan tefrikasına dönmemesi için bir varsayım yapmalıyız. İşletmelerin para kazanmasının anatomisindeki bir parçayı incelerken, diğer parçaları pasif varsaymamız gerekiyor. Yani tıp biliminde, söz gelimi, kalbi inceler, anlatırken ciğerlerde bir anomali olmadığını varsaymak gibi. Bunu varsaymak zorunda değiliz ama, dediğim gibi varsaymazsak yazı pehlivan tefrikasına döner. Yukarıda anlatmaya çalıştığım basit ve karmaşık yolların tanımları ile basit yolları irdelerken diğerlerini hariç tutmak varsayımı bizi sırf yönetimin para kazanması demenin işletmenin üretim ve pazarlama masalarından en iyi senaryoda tapi kalkması, yani, para kazanmaması demek olduğu sonucuna götürür. Bu sonuç çok önemli. Bir işletme pazarlama ve üretim işlevlerinden değil de yönetimden, yani kaynaklarından para kazanıyor demek o işletmenin asal amacına hizmet etmemesi demektir. Yani, bu durum işletmenin tarifine terstir. Sonuçta bu tür işletmelerin milli üretime ve katma değer yaratımına fazla bir katkıları da olmaz. Sahiplerine para kazandırırlar ama ulusal ekonomilere katkıları şüphelidir. Bu tezlere ileride daha detaylı değineceğim.

Gelelim kaynaklardan ilkinin, en sık rastlananın, paranın para kazanmasına (lütfen unutmayın paranın para kazanması deyince zorunlu olmamakla beraber meseleyi uzatmamak için diğer kaynakların, pazarlama ve üretimin pasif olduklarını varsayıyoruz).  İşletmelerde sadece paranın para kazandığı haller özellikle ekonomik düzenleri çarpık (bu kibar bir tabir; aslında denmek istenen ekonomileri düzensiz) olan ülkelerde çok sık rastlanan bir durumdur. Ülkemizde de zaman zaman bu heves canlanır, parası olan para kazanır. Diğer kaynaklar, üretim ve pazarlama ikinci plana düşer.

Bir ekonomide, işletmeler paralarını paradan kazanıyorlarsa istatistikler güzel gözükse de o ekonomi sıkıntıdadır veya keskin bıçak sırtında gidiyordur. Nedeni çok basit: Üretim/pazarlama otomatik pilota alınacağından o ekonomi istihdam, katma değer ve hasıla yaratma gibi konularda sınıfta kalır. Şirket gayretlerini ‘fon’ yaratmaya kaydırır esas işini geri plana atar. Uluslararası rekabet şansı giderek azalır veya yok olur. Paranın para kazandığı durum örnekleri daha önceki yazılarımda değişik açılardan vermiştim. Haftaya tekrar bu örneklere ve kaynakların tek başlarına para getirdiği durumlara bakacağız. Çok tanıdık gelecek. Hem benzeri yazıları daha önce de çeşitli vesilelerle yazdım hem de değineceğim bazı örnekleri bizzat yaşadınız. En azından yaşı müsait olanlarınız.

Sağlıcakla kalın