Şakacı 2014 tahmine gelmez

Osman ULAGAY
Osman ULAGAY DÜNYA GÖZÜ

Ekonomiyle, piyasalarla, kurlarla ilgili tahmin yapmak zorunda olan herkese sabır ve metanet diliyorum şu 2014 yılında. Görevleri nedeniyle tahmin yapmak zorundalarsa yapacaklar tabii ama tahminlerinin doğruluğu konusunda fazla iddialı olmamalarını tavsiye ederim, zira kolaylıkla “dolar 2013 sonunda 1.92 TL. olur” diye fetva verenlerin acıklı durumuna düşebilir ve kimseyi ikna etmeyen bahaneler icat ederek durumu kurtarmaya çalışmak zorunda kalabilirler.

Günümüzde “ekonomi” denince her şeyden önce hisse senedi borsaları geliyor akla, hayatında hisse senedi görmemiş olanlar bile “bizim borsa gene inmiş, acaba ne oldu?” diye tasalanabiliyor, “Amerika’da borsa yükselmiş, bizi de yansır mı?” diye ümitlenebiliyor. 

Dünya ekonomisinin durumu ve geleceğiyle ilgili değerlendirme ve tahminler de her şeyden önce borsalardaki gelişmelerden etkileniyor. Borsaların, ekonomilerin gidişatını etkileyen tüm verileri ve olasılıkları hesaba katan bir değerlendirmenin sonucunda indiği ya da çıktığı varsayılıyor sanki ve ona göre hüküm veriliyor.

2014 çok şakacı bir yıl

İki hafta önce bu köşede yer alan yazıda, 2014 yılına dünya ekonomisiyle ilgili olarak iyimser beklentilerle girildiğini, ancak Ocak ayında beklenmedik bir düşüşe geçen borsalardaki gelişmelerin bu 

iyimserliği ciddi biçimde sarstığını belirtmiştim. Başlıca borsalarda 2010’dan beri en kötü Ocak ayının yaşanmış olması bir anda akla gelebilecek bütün olumsuz olasılıkların hatırlanmasına yol açmış, kötümser senaryolar prim yapmaya başlamıştı.   

Son iki haftada başlıca borsalarda yaşanan gelişmeler bu kez iyimserlerin yüzünü güldürdü. Başlıca borsaları kapsayan MSCI Dünya Endeksi’nde yer alan hisselerin toplam değeri son 10 iş gününde 3 trilyon dolar artarak 62 trilyon doları aşmıştı dün sabah itibariyle. ABD ve Avrupa ile ilgili kuşkular dağılmış, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ‘Yükselen Pazar’ ülkelerinden sermaye kaçışı kısmen de olsa tersine dönmüş, söz konusu ülkelerin paralarının değer kaybı durmuş, hatta TL dahil bazı paralar değer kazanmıştı. ‘Yükselen Pazar’ ülkelerinde kalıcı bir düşüşün başladığını ve bu ülkeler için bir “ayı pazarı” dönemine girildiğini iddia edenlerin sesleri de daha az duyulur olmuştu.   
Şimdi gelinen noktada, son iki haftada borsalardaki tırmanıştan kaynaklanan bu algı değişikliğine bakarak hemen iyimser bir havaya girmek, 2014 yılının bütünü için iddialı tahminler yapmak doğru mu acaba? Örneğin, “Dolar yıl sonunda 2 TL’ye yaklaşır”, demenin ilgi çekici olmaya çalışmanın ya da müşteri kızıştırmanın ötesinde bir anlamı ya da işlevi var mı? Önümüzdeki haftalarda ya da aylarda, borsalar şu ya da bu nedenle yeniden düşüşe geçerse ve kötümser senaryoya geri dönülürse ne olacak? 

Çelişkili değerlendirmeler 

Daha anlamlı bir değerlendirme yapmak için borsaları bir kenara bırakıp, dünya ekonomisiyle ilgili farklı beklentiler bulunduğunu hatırlamakta yarar var.
Örneğin ABD ekonomisindeki canlanmanın hız kazanarak ücret artışlarını gündeme getireceğini ve enflasyonist baskılara yol açacağını tahmin edenler de var; tam tersine Avrupa’nın yanı sıra ABD’nin de deflasyon tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini ileri sürenler de. ABD faizlerinin geleceği de bu iki seçenekten hangisinin gerçeğe daha yakın olduğuna bağlı.
Avrupa’daki olumlu gelişmelerin kalıcı olacağı konusunda hayli yaygın bir kanı var ama toplumsal ve siyasal gelişmelerin ekonomideki olumlu tabloyu sarsabileceği endişesi tamamen ortadan kalkmış değil.     

‘Yükselen Pazarlar’ ne olacak?

2014’ün Türkiye’yi de yakından ilgilendiren boyutu ise ‘Yükselen Pazar’ ülkelerinin durumu olacak kuşkusuz. Bu ülkelerin durumunda da hissedilir bir toparlanma yaşandı son haftalarda ama 2014 yılının özellikle kırılgan konumdaki ülkeler için kolay geçmeyeceği söylenebilir. Söz konusu ülkelerin, yeni kur şokları yaşamamak ve kur riski taşıyan şirketlerini ve bankalarını çıkmaza sokmamak için almaları gereken önlemlerin büyümeyi yavaşlatması göz ardı edilemeyecek bir olasılık. Ayrıca Türkiye, Hindistan, Brezilya gibi seçim geçirecek olan ülkelerle kritik bir yapısal dönüşüm sürecindeki Çin’de yaşanabilecek olası gelişmeleri de tahmin yaparken hesaba katmak gerekiyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar