Türkiye nasıl küme düştü?

Osman ULAGAY
Osman ULAGAY DÜNYA GÖZÜ

Kemal Derviş, 14 Mart tarihli Dünya Gazetesi’nde yayınlanan yazısında, iyi yönetişimin ve toplumsal taleplere duyarlı siyasi sistemlerin ekonomideki başarının vazgeçilmez koşulu olduğunu vurguluyor. Derviş, son dönemde Türkiye ve Tayland’da ortaya çıkan yönetişim zafiyetinin ve siyasi çatışma ortamının ekonomiye verdiği zararın, ABD Merkez Bankası’nın küresel likiditeyi sınırlama kararının verdiği zarardan çok daha fazla olduğunu ileri sürüyor.      

The Economist dergisinin son sayısında da kapak konusu olarak “Ahbap çavuş kapitalizmi” ele alınmış. Özellikle oyunun kurallarının iyi tanımlanmamış olduğu ‘Yükselen Pazar’ ülkelerinde iktidarı ele geçirenlerin, devletin olanaklarını keyfi biçimde kullanarak, kendilerine yakın olanlara nasıl hızla zenginleşme fırsatları yarattığı anlatılıyor, The Economist’in yazısında. Bu bağlamda verilen örneklerden biri Türkiye ile ilgili; Türkiye’de başbakanın kendisini, inşaat firmalarıyla ilgili bir skandalın içinde bulduğu, başbakanı suçlayıcı iddiaları içeren kayıtların YouTube’da milyonlarca kez izlendiği belirtiliyor.  

Kötü yönetim küme düşürüyor

The Economist’in konuyla ilgili yazısında, yolsuzluğa göz yuman iktidarların işbaşında olduğu ülkelerde hükümetin desteğiyle muazzam rantların yaratılması ve paylaşılması, özelleştirme uygulamalarıyla kamu varlıklarının gülünç fiyatlarla eşe dosta peşkeş çekilmesi, telekomünikasyon ve enerji gibi hızlı gelişen alanlarda özel tekellere imkan tanınması sıkça görülen uygulamalar. İktidara yakın durarak kısa sürede milyarder olmanın mümkün olduğu ülkelerde ekonomiye gerçek bir katkı yaparak, bir buluşa ya da yeniliğe imza atarak başarı sağlamanın ve iyi para kazanmanın çekiciliği ise hiçbir zaman öne çıkamıyor. Büyük işlerin, büyük ihalelerin yalnızca iktidara yakın çevrelere açık olduğunun bilinmesi de toplumdaki eşitsizlik ve adaletsizlik duygusunu besliyor ve toplumsal tepkilere zemin hazırlıyor. Bu özelliklere sahip olan bir ülkenin dünyanın gözünde itibar kaybetmesi, dünya liginde küme düşmesi kaçınılmaz. 

Türkiye’nin böyle bir ülke haline gelmiş olduğu izlenimi ne yazık ki hayli yaygınlaşmış durumda. Türkiye şu son bir yıl içinde dünya liginde küme düşen ülkelerden biri olarak görülüyor. Türkiye’nin dünyadaki itibarını belli bir noktaya yükselttikten sonra farklı heveslere kapılarak ülkeyi derin bir çıkmaza sürükleyenlerin bu gerçeği perdelemek için harcadığı çabalar, dünyaya meydan okuma hevesleri bu görüntüyü daha da bozuyor. Türkiye’yi yönetenler, takımı küme düşerken geçmişteki başarılarıyla övünmeye devam eden hırçın teknik direktörlerin hazin durumuna düşmüş durumdalar.

Nereden nereye geldik?

Geçen yıl bu zamanlarda Türkiye’nin dünyadaki görünümü bugünkünden çok farklıydı.  İktidarın yeminli yandaşlarının bugün düşman saydığı Batı medyası Türkiye’yi “güçlü bir ekonomiye ve siyasi istikrara sahip bir ülke” olarak nitelemeye devam ediyordu. Uluslararası derecelendirme (“rating”) kuruluşları,  20 yıllık bir aradan sonra Türkiye’nin kredi notunu “kredi verilebilir ülke” düzeyine yükseltiyor, bunun uzantısında milyarlarca doların Türkiye’ye akacağı ileri sürülüyordu. İstanbul, 2020 Olimpiyat oyunlarını ev sahipliği yapmaya aday kentler arasında favori olarak gösteriliyordu. İktidardaki partinin en az on yıl daha Türkiye’nin tek hakimi olarak iktidarda kalacağı inancı fazla sorgulanmıyordu. İktidarın büyük yolsuzluklara kol kanat gerdiği ve “ahbap çavuş kapitalizmi” uyguladığı iddiaları Batı medyasında pek yer bulmuyordu.  

Sonra ne oldu? Önce Gezi Parkı eylemlerine karşı verilen tepkinin biçimi ve iktidarın bir bütün olarak Batı’yı ve finans dünyasını suçlayıcı bir tavrın içine girmesi, Batı’daki Türkiye algısını olumsuz yönde değiştirmeye başladı. 17 Aralık sonrasında ise Türkiye’de yaygın bir yolsuzluk düzeninin hükümetin gözü önünde işlemekte olduğu iddiaları Batı medyasında geniş yer buldu. Öte yandan ABD Merkez Bankası’nın parasal genişlemeyi yavaşlatma niyetini açıklaması sonrasında bu uygulamadan en olumsuz etkilenecek ülkeler arasında Türkiye’nin adı öne çıkmaya başladı. 

Bir yıldan kısa bir süreye sığan bu gelişmeler Türkiye’nin hızla itibar kaybetmesine ve dünya liginde küme düşmesine neden oldu. Türkiye’nin bu durumdan kurtulması ise kısa sürede küme düşmesine yol açan anlayışın kökten değişmesine bağlı görünüyor.  

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar