11 °C
Fatoş Karahasan
Fatoş Karahasan Markalar & İçgörüler fkarahasan@gmail.com

Yapay zekalı makineler insanlığın bugününü ve geleceğini nasıl belirliyor?

Yeni bir bilgisayar çeşidiyle karşı karşıyayız. Artık kurallar yok. Yeni makineler sizin tüm geçmişinizi biliyor ve bu bilgiden yola çıkarak tahminler yapabiliyor.

Geçtiğimiz günlerde, Hewlett Packard Enterprise HPE’nin Discover More etkinliği için İstanbul’a gelen HPE Yapay Zekadan Sorumlu Başkan Yardımcısı Dr. Eng Lim Goh’la DÜNYA için özel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Dr. Eng Lim Goh, yapay zeka, hiper-bağlantılar, büyük veri gibi konuları aydınlatan çok ufuk açıcı bilgiler paylaştı. Shell Cambridge Üniversitesinde öğretim görevlisi de olan Dr. Goh, aynı zamanda bilime yaptığı katkılarla Amerika Birleşik Devletlerinde altı adet patente sahip.

Yapay zekayı nasıl tanımlıyorsunuz?

Öncelikle, tahmin etmek (Prediction) konusuyla başlayalım. Mevcut durumda, bilgisayarlar insanlar tarafından verilen kurallar doğrultusunda çalışıyor. Geleneksel yapıda, bilgisayarlar insanların yazdığı programlar ve onların verdiği komutlar doğrultusunda tahmin yürütebilir. Örneğin, bir bilgisayardan hava tahmini yapması istendiğinde, bunu insanlar tarafından kendisine verilen havayla ilgili bilgiler doğrultusunda gerçekleştiriyor.
Son dönemdeyse, yeni bir bilgisayar çeşidiyle karşı karşıyayız. Artık kurallar yok. Bu makineler sizin tüm geçmişinizi biliyor ve bu bilgiden yola çıkarak tahminler yapabiliyor. Kurallar yok, sadece tarih var. Makinelerin bu yeni öğrenme biçimine yapay zeka diyoruz.

Makineler kendi başlarına mı öğreniyorlar?

Evet, pek çok kişi bu makinelerin kendi başlarına öğrendiğini söylüyor. Geçmişte, bilgisayarlar öğrenmiyordu, onlar sadece kendilerine verilen kurallar doğrultusunda çalışıyordu.
Dolayısıyla, iki farklı akıllı makine var.

Geçmişteki makineler öğrenmiyordu. Onlara kurallar veriliyordu. Şimdiki makinelerse kendi kendilerine öğrenebiliyorlar. Fark burada.

İki farklı akıllı makine var.

Birincisine kurallar veriliyor. İkincisine sadece geçmiş bilgisi yani veriler veriliyor. Tarihe bakarak öğreniyor.

Ne tür örnekler verebilirsiniz?

Yüz tanıma programı örneğin. Bilgisayara pek çok farklı yüz resmi giriliyor. Bilgisayar yüzler hakkında bilgi sahibi oluyor. Belirli bir yüz biçimini aradığınızda onu bulup çıkarabiliyor.
Örneğin, ABD’de iki bin mağazası olan bir otomotiv müşterimiz var.

Kuruluş, VIP müşterilerinin mağazaya girdikten beş saniye içinde tanınmasını hedefliyor. Böylece, mağaza yöneticisine anında bilgi gidiyor. O da koşarak VIP müşterisini tokalaşarak karşılıyor ve ona özel hizmet sunabiliyor. Makinenin sadece tanıması değil, hızı da önemli.
Önemli olan sadece tanımak değil, hızlı tanımak.

Başka örnekler de vardır…

İkinci örnek, sağlık sektöründen… Konu: Yüksek tüberküloz oranı olan bir hastane. Hasta sayısı artınca, şehir yönetimi belirli bir yaşın üzerindeki herkesin röntgeninin çekilmesini kararlaştırdı. Ancak bir sorun vardı. Tanı için doktorun onayı gerekiyordu. Bu da yaklaşık iki haftalık bir süre demekti. Sonuç gelene kadar, röntgen çektirmiş olan tüberkülozlu hasta dışarıda dolaşarak başka insanlara hastalığı bulaştırıyordu.

Biz, doktorlar tarafından kontrol edilmiş tüm röntgen filmlerini aldık ve bunları kullanarak bilgisayarları eğittik. Geçmiş verilere göre bilgisayarları eğittik. Sonra bu öğrenmiş makineleri röntgen cihazlarına bağladık. Yeni bir hasta geldiğinde, makine bir saniye içinde sağlıklı birisine “Sorun yok, ancak doktor onayı için hala iki hafta beklemek zorundasın” mesajı veriyordu.
Daha önemli olan, makine “hastasınız” dediğinde, doktor içeriye koşarak kişiyi tedaviye alarak, onun hastalığı yaymasının önüne geçebilme becerisiydi.
Kesin ve doğru tanı koymak önemliydi.

İnsanlar doktorlara makinelerden çok mu güveniyor?

Bir doktorlara güveniyoruz. Makineler doktorların işini ellerinden almıyor. Onlara yardımcı oluyor.

Önemli soru insanların ne zaman doktor onayı olmadan makinelerin vereceği sonuçlara güvenmeye başlayacağı. Özellikle de sağlık konusunda.

Bazı sağlık konularında makinelerin kararları kendilerinin vermelerine izin veriyoruz Ama hala kararların doktorların sorumluluğunda olmasını istiyoruz.

Formula One örneğinizden söz edelim…

Mevcut Mercedes Formula One otomobili, öğrenen makine sistemine göre tasarlandı. Pilot, yarış pisti, hava durumu, yeni rekabetçi ortam gibi tüm verileri alarak, makineyi ekiplerin ve sürücünün doğru karar verebilmesi içine eğitiyoruz.

Tüm bu örnekler gösteriyor ki, çok fazla veri olduğunda tahminde bulunmak için doğru komutlar, kuralları yazmak çok zor.

İnsan beyni ve yapay zeka arasındaki fark ne?

Makineler giderek daha gelişiyor. İleride insanların yerine karar verecek hale gelecekler. İnsan beyni ve yapay zeka hala birbirinden çok farklı.

İnsan beyni hala en gelişmiş bilgisayara göre milyon kez daha karmaşık.

Beynimiz karar verdiğinde, otomatik olarak bir yargıda bulunuyor. Bir değerlendirme yapıyor. Gördüğümüz her şey mantıklı düşünen merkezimize olduğu kadar duygusal merkezimize de bağlı. Bir karar verdiğimizde hemen duygular da devreye giriyor.

Makineler duygusuz karar veriyor…

Makineler, en azından bugünkü haliyle, duygusal merkeze bağlı değiller. Dolayısıyla, kararları çoğu kez insanların kararlarına göre daha doğru oluyor.

Ancak, yanlış olduğunda da aşırı derecede yanlış kararlar verebiliyorlar.

Çünkü değerlendirme ve muhakeme becerileri yok.

Örneğin, bir müşterimiz Avrupa’da geliştirdiği sürücüsüz bir arabayı Avustralya’da test etmek istedi. Pek çok sorun çıktı. Çünkü araç daha önce hiç kanguru görmemişti.

Bilgisayarlar hangi işlerde başarılı olacaklar?

Bilgisayarlar dar tanımlı işlerde çok başarılı olacaklar. Ancak, “multi-task” yani birden çok işi aynı anda yapmayı gerektiren durumlarda aynı başarıyı göstermeyecekler.

İnsanların işlerinin sürmesini istiyorlarsa, pek çok beceriye aynı anda sahip olmalılar.
Örneğin, bir doktor aynı anda pek çok farklı görüntüyü inceleyebilir. MRI ve röntgen görüntülerindeki, anormallikleri tanımlayabilir. İğne yapabilir, pansuman yapabilir. Bunların yanı sıra insanlarla kibar bir biçimde konuşabilir. En önemlisi aldığı karardan sorumlu olacağı duygusuna sahiptir.

İnsanlar güçlerini koruyacak mı?

Makineler tek komutlu işleri alsa da sonuçta kararları yine insanlar verecek.
Makineler günlük kararları almayı öğrenecek. Ancak, biz insanlar bu kararları değerlendirmek için orada olmalıyız. Doğru bir karar her zaman sosyal açıdan doğru karar olmayabilir. Biz de bazen hatalı olduğumuzu kabul etmek zorundayız.
Makineler doğru iş yapabilir, ancak neyin sosyal açıdan doğru olduğunu anlamak için birlikte çalışmalıyız.

Sizce önümüzdeki on yıl içinde neler olacak?

Yön bulma, isim, numara ezberlemek gibi pek çok becerimizi yitiriyoruz…
Gençken, örneğin üç yaşlarındayken, beynimizde çok daha fazla bağlantı var. 3 yaşından 30 yaşına kadar beynimiz kullanmadığı tümı bağlantıları kapatıyor.
Enerji verimliliği için, beyin kullanılmayan bağlantılarla ilgilenmiyor. Kullanmadığımız becerileri yitiriyoruz

Önlemek için ne yapmalıyız?

Uyku çok önemli… Uyku kalitemiz kararlarımızı etkiliyor. Rüya görme ve uyku kalitemiz duygularımızı belirliyor. Kararlarımızı verirken duygularımızdan etkilendiğimiz için derin uykuya ihtiyacımız var.

7 milyon yıl önce atalarımızı ağaçlarda uyurlardı.

Biz de diğer hayvanlar, maymunlar gibi ağaçlarda uyurduk. Bu yüzden de Rem uykumuz (Rüya görülen, derin uyku hali) pek olmazdı. Rem uykuda kaslar gevşeyeceği için, ağaçtan düşme riski vardı.

Sonra ne oldu?

Paleontologların gözlemine göre, 7-2milyon yıl arasında giderek daha fazla yerde uyumaya başlamışız. 2 milyon yıldır yerde uyuyoruz. Bu sayede beynimizin boyutu iki katına çıktı. Çünkü daha uzun REM uykusu yapabiliyoruz.

Makineler nasıl olacak 10 yıl sonra?

Filmlere bakacak olursak, süper akıllı makineler bize kızgın ve öfkeli olacaklar. Bu mümkün. Dolayısıyla kurallar ve güvenlik bariyerleri koymamız gerek.

Gen konusundaki çalışmaların kontrol edildiği gibi akıllı makineler de hükümetler tarafından kontrol edilmeli.

Benim açımdan, madalyonun bir yüzü daha var.

Bilgisayarlar gelecekte belki çok nazik olacaklar. Onlar ölümsüz makineler olacağı için, bizi pek önemsememe ihtimalleri de var.

Bize iyi mi davranacaklar?

Makineler birbirlerinden öğreniyorlar.
Yeni tür bir makine ortaya çıkacak, uzaylı gibi olacaklar.
Ölümlülüğü dert etmeyecekleri için belki de bizi umursamayacaklar.
Ölümsüz bir uzaylının gelip de, biz ölümlü insanlara bakıp, “zavallılar” diye düşünmesi gibi
Makinelerin yemeğe ya da suya ihtiyaçları yok.
Güneş oldukça, enerjileri de olacak.
Daha gelişmiş bir uygarlıktan gelen uzaylılar gibi
Bize bakıp, “Bunları boş verin!” diyebilirler.
Belki de kızgın olmayacaklar
Sonuçta, biz onların atalarıyız

Bilim kurgu tahminleri gerçekleşiyor mu?

Ben Star Trek hayranıyım. Oradaki cihazların çoğu yapıldı.
Pek çok bilim kurgu senaryo gerçekleşti. Ancak, hala pek çok şeyi tam olarak anlayamadık. Örneğin, ışık.
Bilim adamları evrende olanların sadece yüzde beşini anlayabildiğimizi söylüyor.
Madde, yıldızlar, gezegenler sadece yüzde beş…
Diğer yüzde 95’ini hissediyoruz…
Pek çok çözülmemiş şey var.
Makineler, birbirlerinden öğrendikçe belki de bu eksik bilgileri anlamamıza yardımcı olacaklar…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap