Buna kim güvenmez ki?

Bu hafta özellikle kripto pi­yasasının 2026 vizyonu ile ilgili görüşlerimi paylaşacak­tım. Ancak, beni çok rahatsız eden ve endişelendiren bir du­ruma öncelik vermek istedim; Gerçek ile Hayal Arasında: Ya­pay Zekânın Hızlandırdığı Ye­ni Dijital Tehlike. Bu, doğal ol­mayan ama doğalından daha et­kileyici pratiği olan yapay zekâ, insanlık tarihindeki pek çok tekno­lojik sıçramadan farklı olarak haya­tımıza yavaş yavaş değil, adeta bir anda girdi. Dün akademik makale­lerde ve laboratuvarlarda konuşu­lan kavramlar, bugün cep telefonla­rımızdaki uygulamalara, izlediğimiz reklamlara ve hatta aldığımız ka­rarlara yön verir hale geldi. Bu dö­nüşümü erken fark edenler için ya­pay zekâ büyük bir güç sağladı: Daha hızlı üretmek, daha az maliyetle da­ha fazla kişiye ulaşmak ve daha ön­ce mümkün olmayan ölçeklerde işler yapmak artık mümkün.

Ancak bu gücün bir bedeli var. Ya­pay zekâ, yalnızca üretim hızını ar­tırmadı; aynı zamanda gerçek ile kurgu, doğru ile yanlış, güvenilir ile sahte arasındaki çizgiyi de giderek belirsizleştirdi. Bugün bir içeriğin, bir uygulamanın ya da bir videonun arkasında gerçek bir kurum mu, ger­çek bir uzman mı yoksa yalnızca iyi eğitilmiş bir algoritma mı olduğunu anlamak her geçen gün zorlaşıyor. Bu hızla devam ederse, dijital dün­yada gördüklerimizin ne kadarının gerçek, ne kadarının “inandırıcı bir simülasyon” olduğunu ayırt etmek sıradan kullanıcılar için neredeyse imkansız hale gelecek.

Hız, güç ve kontrolsüzlük

Son aylarda yapay zekâ destekli “no-code” ve “low-code” geliştirme araçları adeta patlama yaşadı. Artık yazılım mühendisi olmadan da ça­lışan bir mobil uygulama üretmek mümkün. Ekranlar tasarlanıyor, iş akışları kuruluyor, veriler işleniyor. Üstelik iş bununla da bitmiyor: Ay­nı yapay zekâ, uygulamanın tanıtım videosunu hazırlıyor, sosyal med­ya reklamlarını kurguluyor ve güven veren metinler yazıyor. Ortaya çıkan ürün, dışarıdan bakıldığında kurum­sal bir şirketin aylarca üzerinde ça­lıştığı bir projeden farksız görünü­yor.

İşte tam da bu noktada tehlike baş­lıyor. Çünkü üretim kolaylaştıkça, sorumluluk bulanıklaşıyor. Bir uy­gulamayı kim geliştirdi, hangi amaç­la topladığı verileri nasıl kullanıyor, yarın ortadan kaybolduğunda kime hesap verilecek? Bu soruların çoğu cevapsız kalıyor.

Eminim, o popüler sosyal medya uygulamasında karşınıza sürekli si­zin ilgi alanınıza göre yeni uygula­maların reklamları sürekli çıkıyor­dur. O linke tıklamak, başvuru formu doldurmak veya uygulamayı indir­mek. Artık bu konuda daha dikkatli olmamız gerekiyor.

Sağlık alanında sahte umutlar

Sağlık uygulamaları, yapay zekâ çağındaki sahtekârlığın en hassas ve en riskli alanlarından biri hâli­ne geldi. Kullanıcıdan günlük sağlık verilerini isteyen, tahlil sonuçlarını yorumladığını iddia eden veya “er­ken teşhis” vaadi sunan uygulamalar hızla çoğalıyor. Arayüzler son dere­ce profesyonel, kullanılan dil tıbbi ve grafikler ikna edici.

Ancak bu uygulamaların bir kısmı ne bilimsel bir dayanağa sahip ne de gerçek uzmanlar tarafından denet­leniyor. Kullanıcı, sağlıkla ilgili en özel verilerini paylaşırken, bu bilgi­lerin nerede saklandığını ve kimle­rin eriştiğini bilmiyor. Daha da tehli­kelisi, yanlış yönlendirmeler. Gerçek bir rahatsızlığın göz ardı edilmesi ya da olmayan bir risk üzerinden panik yaratılması, ciddi sonuçlar doğura­biliyor.

Düne kadar telefonda arayıp “sağ­lık danışmanıyım” diyen birine şüp­heyle yaklaşan insanlar, bugün aynı iddiayı bir mobil uygulama üzerin­den çok daha kolay kabul edebiliyor. Çünkü teknoloji, sahtekârlığa güve­nilir bir yüz kazandırıyor.

Finansta günlük ihtiyaç gibi sunulan tuzaklar

Benzer bir tablo finans alanında da karşımıza çıkıyor. Bütçe yönetimi, harcama analizi veya yatırım öneri­si sunduğunu iddia eden uygulama­lar, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası gibi pazarlanıyor. Yapay zekâ burada adeta sihirli bir kelime ola­rak kullanılıyor. Kullanıcı, karşısın­da modern ve akıllı bir finans asista­nı olduğunu düşünüyor.

Oysa bu uygulamaların bir kısmı herhangi bir regülasyona tabi değil. Kullanıcıdan banka hareketleri, kart bilgileri veya gelir detayları isteni­yor. İlk etapta küçük kazançlar veya “akıllı öneriler” gösterilerek güven kazanılıyor. Ardından çok daha has­sas veriler talep ediliyor. Bu bilgiler, kişiye özel dolandırıcılık senaryola­rının temelini oluşturuyor.

Artık dolandırıcılık tek tip değil. Yapay zekâ sayesinde, kişinin finan­sal alışkanlıklarına göre özelleştiril­miş tuzaklar kurulabiliyor. Bu da ris­ki katlayarak artırıyor.

Telefondan dijital sahnelere: Değişen sahtekârlık yüzü

Geçmişte dolandırıcılık, büyük öl­çüde insan sesine ve ikna yeteneğine dayanıyordu. Bugün ise sahtekârlık kurumsallaştı. Bir mobil uygulama, bir web sitesi ve yapay zekâ ile üre­tilmiş profesyonel reklam videola­rı birlikte çalışıyor. Kullanıcı, karşı­sında gerçek bir şirket olduğuna ik­na ediliyor.

Bu profesyonellik, ironik biçim­de en büyük tehlike. Çünkü insanlar hâlâ “Bu kadar düzgün bir şey sahte olamaz” yanılgısıyla hareket ediyor. Oysa yapay zekâ çağında sahte olan, çoğu zaman gerçeğinden daha düz­gün görünüyor.

Gerçek ile hayali ayırmak zorlaşırken

Yapay zekâ, doğru kullanıldığın­da büyük bir fırsat. Ancak bu hız ve kontrolsüzlük devam ederse, dijital dünyada gerçek ile hayal arasında­ki fark giderek kaybolacak. İnsanlar gördüklerine, dinlediklerine ve kul­landıklarına güvenmekte zorlana­cak. Bu yalnızca bireysel bir sorun değil; toplumsal güveni zedeleyen bir kırılma noktası.

Bugün asıl ihtiyaç duyduğumuz şey, daha hızlı uygulamalar değil; da­ha fazla sorgulama refleksi. Çünkü yapay zekâ bize güç verirken, aynı anda en savunmasız olduğumuz nok­taları da görünmez hale getiriyor. Gerçek tehlike, teknolojinin kendisi değil; ona duyduğumuz sorgusuz gü­ven.

Elbette, bu uygulamaları hayata geçirmek için emek, para ve zaman harcayan girişimcileri ve kurumları ayrı tutmak gerekiyor. Bu girişimci­lerin kendilerinin güvenilir olduğu­nu anlatmaları, ürünlerini anlatma­larından daha da önemli hale gele­cek.

Bu hafta teknolojinin size ne ka­zandıracağını değil, ona sorgusuzca güvenirseniz neleri kaybedebilece­ğinizi hatırlatmak istedim.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.668,52 1,70 %
Dolar 43,2694 -0,01 %
Euro 50,3709 0,35 %
Euro/Dolar 1,1630 0,27 %
Altın (GR) 6.507,24 2,07 %
Altın (ONS) 4.674,93 2,03 %
Brent 63,5100 -0,22 %