5 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

Çin’in demir-çeliği altüst edişi karşısında üreticimizi korumalıyız

Çin 2000’li yılların başında üretiminin tüketiminin 20 milyon ton altında kalmasıyla dünya demir çelik üretiminin ve cevher taşıyan gemilerin navlun fiyatlarının altüst olmasını ortaya çıkarmıştı. Şimdilerde ise üretim fazlası ve ihracatıyla dünya demir-çelik piyasasını ikinci kez ters yönde altüst ediyor.

2005 yılından bu yana dünya ham çelik üretimi 1139 milyon tondan 1600 milyon tona, yüzde 43 artış gösterirken, aynı dönemde bunun içersinde yer alan Çin’in üretim kapasitesi ise 424  milyon tondan yüzde 172 artışla 1154 milyon tona yükselmiş durumda.

Bunun sonucunda Çin'in dünya çelik üretimindeki payı 2005’teki yüzde 15.2 seviyesindeyken, 2015 yılında yüzde 49.5’e yükselmiş durumda. Çin bu üretim artışını yüzde 10’lar seviyesinde büyüdüğü dönemde kamu destekli kurumların üretimiyle ve destekleriyle gerçekleştiriyordu. 

Bunun sonucunda Çin 2010 yılında 509 bin ton olan dünyaya çelik ihracatını 2015 yılında 3 milyon tona çıkarttı. Sektörün ikinci altüst oluşu bundan kaynaklanıyor.

Çin bu tutumuyla 2013 yılından bu yana tüketimini yüzde 5 azaltırken üretim artışını kısmayarak, çelik üretim kapasite fazlasını ihraç ederek dünya demir-çelik üreticilerini aynı zamanda bizim üreticilerimizi de zor durumda bırakıyor. Birçok ülke, Çin demir-çelik ürünlerine yüksek anti-damping vergileri uygulayarak buna karşı koymaya çalışıyor. Amerika’nın Çin'e uyguladığı anti damping telafi edici vergi uygulaması sıcak haddede yüzde 215, soğuk haddede yüzde 260 oranında. AB ise bu yılın 4 Şubatı'ndan bu yana Çin demir-çelik ürünlerine yüzde 16 anti damping vergisi uygulaması başladı. Biz de Ekim 2014’te Çin demir-çelik ürünlerine yüzde 27’lik geçici olarak telafi edici vergi uygulaması başlattık. Süresi dolmasına karşın bunu kalıcı vergiye dönüştüren bir yenilenme yapmadık. Bu da bizim piyasamızda Çin menşeli ürünlerin artmasına ve yerli üreticilerin şikayetlerine yol açtı/açmaya devam ediyor.

Çin yetkilileri kamu desteği ile dünya piyasalarını altüst ettikleri yönünde yükselen şikayetlere karşı, devlet kurumlarının desteğinin sektörün yüzde 50’sinde olduğunu söylüyorlar. Yerel yönetimlerin desteklerini kamu desteği olarak kabul etmiyorlar. Ve üretim fazlası nedeniyle demir-çelik  ihracatlarının önümüzdeki yıllarda da süreceği bilgisini veriyorlar. Bu ihracatçı tutumlarıyla dünyadaki birçok ülkede demir-çelik üreticilerinin zora düşürüyorlar. Özellik taşıyan çelik üretmeyen birçok üreticinin zora düşmesine, sistem dışına çıkmasına yol açıyor. Bu bizim piyasamızda da benzer gelişmelere yol açıyor.

Ülkemiz demir-çelik sektöründe son on yılda önemli kapasite artışı oldu. Buna karşın kapasite kullanımında önemli ölçüde gerileme olduğunu gözlemliyoruz. 2005 yılında 25.1 milyon tonluk üretim kapasitesinin yüzde 83.4’ü seviyesinde 21 milyon tonluk üretim söz konusuydu. 2015 yılında üretim kapasitemiz 51.2 milyon tona yükselirken, üretimimiz yüzde 61.6’lık seviyeye gerileyen kapasite kullanım oranıyla 31.5  milyon tonda kaldı. Bunda da 2014 yılı Ekim alında  uygulanan geçici vergi uygulamasının süre bitiminde kalıcı hale getirilmemesi ve iç piyasaya giren Çin ve Ukrayna ürünlerinin artması etkili oldu. 

Bu tablo son yıllarda önemli gelişme gösteren demir-çelik sektörümüzü korumak için bir yandan başta Çin ürünleri olmak üzere ithal dampingli ürünlere karşı telafi edici vergilerin uygulanmasına ihtiyaç var. Diğer yandan daha kaliteli çelik üretimini artırmak için sektörün yeni yatırımlar yapması gerekiyor.

Önemli yıkım yaşayan komşu ülkeler ve ülkemizin Güneydoğu bölgesinde ve kentsel dönüşüm alanlarında çalışmaların çemir-çelik sektörümüzün ürettiği ürünlere ihtiyacı olmaktadır/olacaktır. Bu nedenle de sektörümüzü korumak durumundayız. Sektörü koruma yönünde önlemler almalıyız...