25 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Çok iyimser senaryo

 

 

Devletin şirket stratejilerini dikte etmekten kaçınması gerektiğini, strateji tasarımının şirket yönetiminin delege edemeyeceği en önemli işi olduğunu defalarca söylemiştim. "Strateji nedir, ne değildir?" konularını da daha önceki yazılarımda detaylarıyla incelemiştim.
Strateji tasarımı, yönetim işleri arasında en az kaynak isteyen iştir. Tesis istemez, para istemez, kalabalık insan kaynağı da, öyle önemli bağlantılar da istemez. İstediği tek şey bilgidir. Bu bilgiyi ister büyük emek harcayıp araştırmalar yaparak, ister eşe dosta sorarak, isterseniz oturduğunuz yerde kendi bilginizi yeter varsayarak edinebilirsiniz. Başarılı stratejileri çok bilenler de, hiç bilmeyenler de yaptıklarına göre demek ki bunun tek doğrusu yok. Biz yine de çok bilenlerin başarı olasılıklarının daha yüksek olduğu varsayımıyla hareket edelim.

Strateji tasarımı için bir yönetici neyi bilmeli? İş adamlarıyla sohbetlerimde "Şişeden bir cin çıksa ve stratejinizi tasarlamanız konusunda bir isteğinizi yerine getireceğini söylese neyi bilmek isterdiniz?" diye sorduğumda büyük çoğunluğu haklı olarak "Geleceği" der. Hakikaten geleceği bilsek strateji tasarlaması ne kadar kolay olurdu, hatta strateji tasarlamaya gerek filan kalmazdı. Ortada bir cin falan olmadığına göre yapılacak şey "Perşembe'nin gelişi Çarşamba'dan bellidir" deyişine güvenip Çarşamba'yı iyi okumak. Strateji tasarlamak isteyen yönetici (a) Dünya ticareti; (b) Dünya-Sektör; (c) Ülke ve (d) Ülke-sektör konularında Çarşamba'yı iyi okumak zorundadırlar.

Sektör konusunda senaryolar yazamayacağıma göre, bu ve bundan sonraki yazılarımda benim dört Perşembe tanımımı bulacaksınız. Dünya ticareti konusunda sizlerle (1) Çok iyimser; (2) Az iyimser; (3) Kötümser ve (4) Çok kötümser olmak üzere dört senaryo paylaşacağım. Beğendiğinizi seçin ve stratejilerinizi ona göre ayarlayın. Önce çok iyimser senaryo.

Dünyayı saran kriz yavaş yavaş aşılacak. Ancak talep azalmasına rağmen enerji ve minerallerin pahalılığı yeni yatakların keşfedilememesi ve ilerisi için belirsizliklerin sürmesi nedeniyle devam edecek. Bununla beraber 2015'den sonra uluslararası anlaşmalar özellikle yeni kaynakların bulunması konusunda bazı olumlu sonuçlar doğuracak. Kalkınmakta olan ülkelerin krizden kurtulmaları yüksek ve inişli çıkışlı emtia fiyatları nedeniyle daha yavaş olacak. Bazı emtia ihracatçıları bundan fayda göreceklerse de doğal kaynakların tüketilmesi ve yüksek nüfus artışı nedeniyle fakirlikle mücadele ve gelir dağılımı adaletsizliğini çözmede çok başarılı olamayacaklar. Bu nedenle emtia ticaretine dayanan Latin Amerika, MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika), Sahra-altı ülkelerinin Dünya ticaretindeki payları azalacak. Petrol ve mineral üretiminde zengin ülkeler kazançlarının bir kısmını katma değeri yüksek sahalara yatıracaklar. Bu teknoloji ihracatçısı ülkelere büyük iş fırsatları sağlayacak. 

Uluslararası ticaret genelde serbest olmaya devam etse de kıtalararası ticaret arzulandığı kadar toparlanamayacak ve hatta kısmen de olsa yer yer sekteye uğrayacak. Kıtalararası ticaret finansman kolaylıklarının artmasına karşın 21. Yüzyıl başındaki temposunun gerisinde kalacak. Özellikle Asya mallarına olan talep yüksek nakliye maliyetleri ve zayıf Dolar ve Avro nedeniyle yavaşlayacak. Ancak Asya Pasifik bölgesi dünya ticaretinde ağırlığını arttıracak ve hızlı büyümeye devam edecek. Ticaret giderek Asya, Orta Doğu ve Afrika üzerinde yoğunlaşacak. Çin'in imalat sanayiindeki hakimiyeti Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Vietnam ve bazı Afrika ülkelerine kayacak.

Kıtalararası ticaretin yavaşlaması kısmen de olsa bölgesel ticaretteki artış nedeniyle bertaraf edilebilecek. Yüksek petrol fiyatları, bölgesel işbirliği anlaşmaları ve kalkınmakta olan bölgelere yapılacak işbirliği ve ticareti teşvik amaçlı ekonomik yardımlar bunda rol oynayacak. Çin ve Hindistan arasındaki ticaret hızla büyüyecek.
Asya ve büyük petrol ihracatçısı ülkelerin nakit stoklarını doların yanısıra diğer para birimleri cinsinden tutmaya başlamaları ve hizmet ticaretinin mal ticaretine göre göreceli olarak hızlı büyümesi para birimleri arasındaki kur farklarını azaltacak. Bunun sonucu özellikle kalkınmış ülkeler bankacılık, sigortacılık ve diğer finansman sektörlerinde hızla pay sahibi olacaklar.

Yeraltı ve yer üstü kaynaklara ulaşımın önemi gittikçe artacak. Bu kaynaklara sahip ülkeler ihracatta kısıtlamaya gidebilecekler. Bunun sonucu ikili anlaşmalar ve kaynak ihracatına ilişkin uluslararası kuralların konulması önem kazanacak.  Yüksek enerji ve emtia fiyatları ve kötüleşen iklim şartları yüzünden azalan tarım üretimi nedeniyle pahalılaşan gıda ürünleri fiyatları önceleri uluslararası düzeyde bir tepki üretmeyecek ama 2015'den sonra bu alanlarda bir şeyler yapılması gerekliliği üzerinde uluslararası fikir birliği oluşacak ve yenilenebilir teknolojilere ilgi artacak.  Bu alanda uluslararası fonlar yaratılacak ve yeni buluşlar yapılacak. Bu yeni "sanayi" atılımı en çok teknolojide geri kalmış kalkınmakta olan ülkelerin işine yarayacak. Yeni iş sahaları açılacak fakirlikle mücadelede ileri adımlar atılacak. Serbest ticaret daha da serbest olacak ve şirketler yatırımlarını şartları en elverişli ülkelere kaydıracaklar ve/veya birçok ülkeden tedarikçi kullanacaklar. Makina, nakliye, elektronik tüketici malları sektörleri,  hem talebin artması hem de üretimin değişik ülkelere yayılması nedeniyle dünya ticaretinin artmasına en büyük katkıyı yapacaklar.

İşte böyle. "Çok iyimsersin" diyorsanız, haftaya daha az iyimser bir senaryo yazacağım.

Sağlıcakla kalın