Dünya ekonomisi resesyona mı gidiyor?

Osman ULAGAY
Osman ULAGAY DÜNYA GÖZÜ

Dünya çapında 1.4 milyonun üzerinde okura erişen The Economist dergisi son sayısının kapağında “Bundan sonraki resesyon”(The Next Recession) başlığını kullanmış ve alt başlıkta da şu soruyu sormuş: “Gelecek resesyon ne kadar kötü olacak?”

Dünya ekonomisi için yaptığı büyüme tahminlerini aşağı çeken IMF’nin Başkanı Christine Lagarde’ın, dünya ekonomisinin “yağmur yüklü kara bulutların tehdidi altında” bulunduğunu açıklamasından bir hafta sonra The Economist’in böyle bir kapakla yayınlanması, üzerinde durulması gereken bir olay. Her yükselişin bir inişi olduğunu hatırlatan The Economist dergisinin kapağında yer alan grafikte de, zirveye erişen ve tırmanacak yeri kalmayan bir dağcının yere çakılmadan önceki hali resmedilmiş.

The Economist konuyla ilgili başyazısında da, dünya ekonomisinde bir resesyon olasılığının gündeme gelmesi halinde, buna karşı ortak önlem almayı zorlaştıran “toksik siyaset” ortamının resesyon riskini büyüteceğini ileri sürüyor. Hatırlanacağı gibi 2008 krizinin aşılmasında G – 20 ülkelerinin ortak davranma çabası etkili olmuştu. The Economist, 2008 krizini aşmak için faiz oranlarının aşağı çekmek zorunda kalan başlıca merkez bankalarının belirtiyor.

Gözler ABD ekonomisinde

Bu arada geçen haftadan beri ABD hisse senedi borsalarında yaşanan düşüşlerin ABD ekonomisindeki yavaşlama beklentisiyle ilgili olabileceğini düşünenler de var. Bunlardan biri de dünyanın en büyük hedge fonu olan Bridgewater’ın 160 milyar dolarlık varlık portföyünü, fonun kurucusu Ray Dalio ile birlikte yöneten Bob Prince. Prince, geçen hafta ABD borsalarında yaşanan çalkantının, ABD ekonomisindeki hızlı büyümenin ve yüksek şirket karlarının süreceğine güvenmeyen yatırımcıların satışa geçmesinden kaynaklanmış olabileceğini söyledi. Bob Prince, ABD ekonomisinde yaşanan hızlı büyüme sürecinde tepe noktası aşıldıktan sonra daha yavaş bir büyüme sürecine girilebileceğini düşünüyor.

ABD Başkanı Trump ise geçen hafta ABD borsalarında yaşanan düşüşün sorumlusu olarak faizleri artırmaya devam eden ABD Merkez Bankası’nı(FED) gördüğünü açıkladı ve “FED çıldırmış”, diyerek herkesi şaşırttı. Başkan Trump’ın kısa vadede kendisine puan kazandıracağını düşünerek atmış olduğu adımların ve yapmış olduğu beyanların sonuçta ABD ekonomisine zarar vereceğini düşünenlerin sayısı giderek artıyor.

Öte yandan 10 yıllık ABD Hazine tahvili faizlerinin %3.5’e doğru yükselme eğiliminin sürmesi halinde bu gelişmenin hisse senedi fiyatlarını aşağı çekmesi olasılığı da sürüyor. Tüm bu gelişmelerin ABD ekonomisinde yaşanan Trump balonunu söndürebileceği belirtiliyor.

Çin, yükselen pazarlar ve Avrupa

ABD’nin açmış olduğu ticaret savaşının olumsuz etkilerini yaşamakta olan Çin’de de ekonomiyi canlandırmak için parasal genişlemeye gidilirken hisse senetlerindeki düşüş eğilimi sürüyor.
Çin dışındaki ‘Yükselen Pazar’(YP) ülkelerinde ise Türkiye ve Arjantin gibi yoğun para kaçışı yaşayan ve paraları hızla değer kaybeden ülkelerin durumunun diğer YP ülkelerini de olumsuz etkilemesi korkusu yaşanıyor.

Avrupa’ya döndüğümüzde de bölgenin genelindeki büyümede bir yavaşlama eğilimi gözlenirken sorunlu ülke olarak karşımıza İtalya çıkıyor. Avrupa Birliği’nin bütçe açığı tavanlarını delme çabasındaki İtalya’nın tahvillerinin baskı altında kalmasının yarattığı gerilim sürüyor. Brexit çıkmazında bocalayan İngiltere’nin Avrupa Birliği ile anlaşmaya varamadan AB’den kopmak zorunda kalması halinde nelerin yaşanabileceğini ise kimse tam olarak bilemiyor.

Tüm bu gelişmeler dünya ekonomisinin 2019 yılına farklı sorunların gölgesinde gireceğini gösteriyor. Sorunlara birlikte çözüm arama şansının iyice azalmış göründüğü bir ortamda dünya ekonomisinin geleceği hakkında iyimser olmak da iyice zorlaşıyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar Tüm Yazılar