Kamu borç stoku düşüşe geçti
Merkezî yönetimin önceki yıllardaki hızlı büyüme trendinin ardından bu yıl artışı hız kesen borç stoku haziran itibarıyla aylık bazda düşüşe geçti. Bütçe dengelerinde özellikle harcama disiplini ve güçlü vergi gelirleri sayesinde elde edilen iyileşme ve oluşan yüksek faiz dışı fazlanın kamu borç yapısına olumlu yansıması, stoku uzun bir süre sonra ilk kez düşüşe geçirdi.
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre merkezî yönetim toplam borç stoku, haziranda önceki aya göre net 97 milyon lira azalarak 14 trilyon 992 milyar 505 milyon liraya geriledi. Hazirandaki gelişme dış borç ve dövize dayalı iç borçtan kaynaklanmakla birlikte, TL iç borçlanması da düşük kaldı. TL cinsi iç borç stoku önceki aya göre sadece yüzde 0,8 oranında 59,4 milyar lira artarak 7 trilyon 263,7 milyar, döviz cinsinden iç borç stoku ise yüzde 2,1 oranında 36,7 milyar lira küçülerek 1 trilyon 750,2 milyar lira oldu.
Böylece toplam iç borç stoku aylık bazda sadece yüzde 0,3 oranında 22,8 milyar liralık bir büyüme ile 9 trilyon 13,9 milyar lira düzeyinde oluştu. Dış borç stokunun TL cinsinden hacmi ise önceki aya göre yüzde 0,4 oranında 22,9 milyar lira küçülerek 5 trilyon 978,6 milyar liraya geriledi. Dövize dayalı araçlarla yapılan iç borçlanma da dahil dövizli borç stoku yüzde 0,8 oranında 59,5 milyar lira küçülerek 7 trilyon 728,8 milyar liraya indi.
İlk yarı artışı enflasyonun altında
Bu tablo, Hazine’nin haziran ayında iç piyasadan TL ile borçlanıp, dışarıya döviz bazlı net borç ödeme şeklinde bir strateji izlediğini gösteriyor. Toplam borç stokundaki düşüş ise bütçedeki sıkılaşmanın ve harcama disiplininin borç sarmalını frenlemekte başarılı olmaya başladığına işaret ediyor.
Merkezi yönetimin 2025 sonunda 13 trilyon 662,1 milyar lira düzeyinde bulunan toplam borç stoku, yılın ilk arısında ise kümülatif bazda yüzde 9,7 oranında 1 trilyon 330,4 milyar liralık bir net artış kaydetti. İlk altı ayda tüketici fiyatları (TÜFE) bazında yüzde 17,76 olan enflasyonla indirgendiğinde toplam borç stokunun reel bazda yüzde 6,8 küçüldüğü dikkati çekiyor. Borç stokundaki büyüme, haziranda nominal düşüşe geçiş öncesinde ilk beş ayda belirgin biçimde hız kesmişti.
Söz konusu borç stoku geçen yılın ilk yarısında 2 trilyon 205 milyar, ikinci yarıda da 2 trilyon 199,7 milyar olmak üzere yılın tümünde net 4 trilyon 404,7 milyar liralık büyüme kaydetmişti. Geçen yılın tümünde enflasyon yüzde 30,9 olurken, borç büyümesi yüzde 47,6 ile bunun çok üzerinde gerçekleşmişti. Aralık 2025- Haziran 2026 arasındaki altı aylık nominal borç artışının enflasyonun çok altında kalması ise bütçenin giderek kendi kendini finanse etme noktasına yaklaştığı için Hazine’nin daha az borçlandığını gösteriyor.
Faiz dışı fazlanın katkısı
Uzmanlara göre merkezi yönetim bütçesinde yılın ilk yarısında edilen 521,4 milyar TL’lik rekor faiz dışı fazla, kamunun borç yapısındaki iyileşmeye şu şekilde katkı sağlıyor:
-“Borç sönümleme” etkisi: Devlet bütçesi faiz hariç harcamalarında fazla verdiğinde, eski borçların anapara ödemelerini ve cari giderlerini finanse etmek için piyasadan yeni borç (tahvil/bono) almak zorunda kalmıyor. Bu sayede, haziranda toplam borç stokunun nominal olarak da azaldığı görülüyor.
-Faiz yükünün bütçe açığı ile dengelenmesi: Türkiye yılın ilk yarısında bütçeden faize 1 trilyon 464,2 milyar TL gibi çok büyük bir ödeme gerçekleştirdi. Bu yüksek faiz nedeniyle bütçe sonuçta 942,8 milyar TL açık verdi. Eğer ilk yarıda 521,4 milyar liralık bu faiz dışı fazla üretilmeseydi, bütçe açığı 1,4 trilyon liranın üzerine çıkacaktı. Faiz dışı fazla, yüksek faiz yükünün bütçeyi tamamen teslim almasını engelleyen en büyük mali kalkan oldu.
-Hazine’nin elini güçlendirerek “dövizli borcu” eritmesi: Bütçenin güçlü faiz dışı fazla üretmesi, iç ve dış piyasada Hazine’ye olan güveni yükseltir. Güven artışı sayesinde Hazine, kur şoku riski barındıran döviz cinsi borçlanma ihtiyacından kaçındı. Borç tablosunda dövizli stokun payının yüzde 51,6’ya gerilemesi, bu güçlü bütçe performansının Hazine’ye sunduğu konforun doğrudan bir sonucu.
-Borç / GSYH rasyosunun matematiksel olarak düşmesi: Kamu borç stoku ilk 6 ayda mali disiplin sayesinde enflasyonun çok altında büyürken, Türkiye’nin nominal GSYH’si büyümeye devam ediyor. Bu durum, Türkiye’nin uluslararası kredi notunu belirleyen en temel rasyo olan “Borç / GSYH” oranını aşağı çekerek ülkenin iflas risk primini (CDS) düşürüyor.
Dövizin payı pandemi öncesi düzeye indi
Bu yıl ilk yarıda Hazine iç borç stoku yüzde 10,6 ile enflasyonun epey altında bir orandaki artışla nominal olarak 861,1, dış borç stokunun TL cinsinden hacmi de kur farkı dahil yüzde 8,5 oranında net 469,3 milyar lira büyüdü. TL cinsi araçlarla yapılan borçlanma kaynaklı iç borç stoku yüzde 13,4 oranında 856,7 milyar lira artarak 7 trilyon 263,7 milyar lira olurken, dövize dayalı araçlarla yapılan iç borçlanmanın stoku sadece yüzde 0,3 oranında 4,4 milyar, dış borçla birlikte dövize dayalı toplam borç stoku yüzde 6,5 oranında net 473,7 milyar lira artış kaydetti.
Toplam stok içinde dövizin payı haziranda, Covid 19 pandemisinin hemen öncesi olan Ocak 2020 sonrasının en düşük düzeyine indi. Pandemi döneminde aylar itibarıyla yüzde 70’e yakın düzeyleri gören söz konusu oran, sonrasında ise gerilemekle birlikte uzun süre yüksek kalmaya devam etmişti. Dövizli borç oranı, bu yılın ilk altı ayında ise sürekli geriledi. Aralık 2025’te yüzde 53,1 olan söz konusu oran, bu yıl ocakta yüzde 53’e, şubatta yüzde 52,9’a, martta yüzde 52,4’e, nisanda yüzde 52,3’e, mayısta yüzde 51,9’a ve haziranda yüzde 51,6’ya kadar indi. Stokta döviz payının azalması, Hazine’nin piyasaya dövizli kâğıt satmak yerine, bütçe gücüyle desteklenen TL cinsi tahviller ihraç ederek kur riskini kamunun sırtından indirmesine katkı yapacak bir gelişme.
Merkezî yönetim toplam borç stokunda önceki dönemlerde enflasyonun çok üzerinde seyreden yıllık bazda artış da haziran sonu itibarıyla son bir yıl itibarıyla yüzde 30,8 düzeyinde gerçekleşerek, yüzde 32,1’lik enflasyonun altında kaldı.

