16 °C
Osman Ata ATAÇ
Osman Ata ATAÇ İŞLETMECİLİK SOHBETLERİ oaatac@gmail.com

Piyasa aksıyor düzeltelim

 


 

Devletlerin genellikle "teşvik tedbirleri" olarak adlandırılan, aslında kaynak dağıtımı olan işlerden çıkmasını önermiştim. Bunun kuramsal ve pratik nedenleri ve bir usulü var. Bugün bu konunun kuramsal nedenlerine değinmek istiyorum. Okurlarım herhalde tekrarımdan bıktılar. Ben iktisatçı değilim. Bu yazdıklarımı o gözle okusunlar.
Ülkeler ve şirketler sistem olarak birçok ortak özelliklere sahiptirler. Bunlardan bir tanesi de bu kurumların ekonomik sistemler olmalarıdır. İktisat kitapları, ekonomik sistemleri "neyin, nasıl ve kim için üretileceği sorularına örgütler aracılığı ile cevap arayan düzenlemeler" olarak tanımlarlar. Ben bu tanım yerine bu tür örgütleri "servet yaratan ve serveti dağıtan mekanizmalar" olarak tanımlamayı yeğlemişimdir. Servet, varlıkların değeri olarak tanımlanabilinir. Özetle bir ekonomik sistemin iki işi vardır servet yaratmak ve servet dağıtmak.
Devlet kamu adına servet yaratmak ve servet dağıtmakla yükümlü bir örgüttür. Servetin nasıl yaratılacağı ve dağıtılacağı konularında yüzlerce yılı aşkın bir süredir yapılan tartışmalar, ortaya atılan kuramlar ve başarılı başarısız model denemeleri vardır. Bunlarla kafanızı şişirmek niyetinde değilim. Özetle toplumu kaba taslak devlet ve özel sektör olarak iki ana guruba bölerseniz, bir uçtaki düşünce biçimi "Devlet hem yaratır hem dağıtır" der; diğer uç ise "Servet yaratımında da dağıtımında da devletin işi yoktur" der. Genel uygulama ortalarda bir yerdedir. Bazı ülkeler servet yaratımı ve dağıtımı işlerinin mümkün olan çoğunluğunu özel sektöre, bazı ülkeler de bunları devlete bırakan modeller denemişlerdir.

Servet yaratımı ve dağıtımı işlerini özel sektöre bırakan sistemler, ülkenin hangi kaynaklarının nereye tahsis edileceğinin ve bu kaynakların kullanımı sonucu yaratılan servetin nasıl dağıtılacağının kararlarını adına piyasa denilen kuramsal bir pazarda yapılabileceği ilkesinden hareket ederler. Devlet bu sistemlerde temel konularda düzenlemeler haricinde ne servet yaratımına ne servet dağıtımına burnunu sokmaz. Servet yaratılması ve dağıtımı işini devlete bırakan düzenlerde kaynakların nereye aktarılacağını ve üretilen servetin nasıl dağıtılacağını çoğu kez devletin kurumları bir plan dahilinde yaparlar.

Devlet serveti nasıl dağıtır? Öncelikle temel konularda gereksinimleri karşılamak için güvenlik, yol, su, elektrik v.b. gibi alt yapıları kurarak; eğitim, sağlık ve diğer sosyal hizmetleri sunarak yapar. Yaratılan servet bu yollarla kamuya dağıtılır. Ne kadar çok servet yaratılırsa o kadar dağıtım yapılır. Yaratılmayan şeyi dağıtamazsınız. Servet dağılımını düşüncelerinin temeline oturtan eski Sovyetler Birliğinde dağıtım konusu bilimsel bir mükemmeliyete erişmişti. O kadar ki bugün okutulan ve kullanılan ne kadar bilimsel dağıtım kuramı ve tekniği varsa hemen tamamı Sovyet bilim adamları tarafından bulunmuştur. Gelgelelim, servet yaratılamadığı için bu dağıtım yöntemleri pek işe yaramadı. Bununla beraber eski Sovyet vatandaşlarının milleti şaşırtan "Eskiden daha iyiydi" özlemleri haksız da değildir. Yaratılabilen servet eğitim, sağlık, güvenlik gibi konularda çok da fena işler yapmamıştı.

Ama devlet eğer servet yaratımı işini özel sektöre bırakmışsa, benim servet yaratmak için kaynak dağıtma olarak tanımladığım uygulamaya kuramsal itirazım var. Devletin, servet bazı yerlerde yaratılıyor bazı yerlerde yaratılamıyor, yaratılamayan yerlerde yaratılabilmesi için kaynak aktaralım; şu alanlarda yaratılıyor, bu alanlarda yaratılmıyor, falan filan alanda servet yaratılmasına kaynak aktaralım; şunlar tarafından yaratılıyor, bunlar tarafından yaratılamıyor, bunlar yaratsın diye kaynak aktaralım... gibi düşüncelerle hareket etmesi kağıt üzerinde mantıklı görülmekle beraber bu piyasa mekanizmalarının çalışmadığının bir itirafıdır. Filan yörede, falan iş kolunda, filan tarafından servet yaratma örgütlerinin kurulmasına devletin müdahalesi bu işi yapması gereken piyasa mekanizmalarının çalışmadığının göstergesidir.

Servet neden bazı yerlerde yaratılıyor da bazı yerlerde yaratılamıyor, neden bazı alanlarda yaratılıyor da diğer alanlarda yaratılamıyor, neden bazıları tarafından yaratılıyor da diğerleri tarafından yaratılamıyor, bunu anlamadan ve bu nedenler ortadan kaldırılmadan yapılacak kaynak aktarımları başarısı tesadüfe kalmış, felsefeden yanlış olduğu kadar uygulamada da mantığı olmayan etkinliklerdir. Ben bunların göreceli olarak liberal sayılan hiç bir ekonomide olumlu bir işe yaradığını görmedim. Gören varsa bana söylesin. Bunların yaradığı iş genellikle zaten çarpık (piyasa mekanizmalarının işlerini yapmadığı) liberal ekonomileri daha da çarpıtmak oluyor. Ayrıyeten "Devlet servet yarattıracak, yaratan nasıl isterse öyle dağıtsın" düşüncesini adil görmediğimi de söylemek zorundayım. Bu felsefe, ülkenin geleceğini ipotek altına atacak rant ekonomileri yaratır. Liberal ekonomilerde devlet kurumlarının kaynak aktarımı, devletin "piyasa mekanizmaları işlerini yapmıyorlar onları düzeltmesi zor bari o işi de biz yapalım, faturayı da vergi mükellefleri ödesin" demesidir.

Peki devlet piyasadaki çarpıklıklar düzelene kadar hiç bir şey yapmasın mı? Yapsın elbette (okurlarım hatırlarlar sık sık "kolay para kazanmayı zor, zor para kazanmayı kolay hale getirmek" şeklinde bir deyiş kullanırım) ama bunun yolu devlet kurumlarının kaynak aktarımı değildir.
Yok eğer "serveti devlet yaratır, devlet dağıtır" diye düşünüyorsanız - ki yanlış anlamayın diye söylüyorum, bunda hiç bir sakınca yok - bu tür kaynak transferleri zaten iş tanımınızın içindedir. Kolay gelsin. O düzenin kuralları ve uygulamaları bambaşka.  
Haftaya pratik nedenler ve bu iş uygulamada nasıl yürütülmeli onu tartışırız.
Sağlıcakla kalın