Reel sektör güveni martta sert düştü
ABD/İsrail-İran arasında şubat sonunda başlayan sıcak savaş, uzun dönemdir parasal sıkılaşma faiz-kur makası, baskılanan iç talep ve dış pazarlarda daralma gibi kronik sorunlarla mücadele eden sanayicilerin yaşadığı darboğazı çok daha vahim bir boyuta taşıdı. Reel sektör güveninde mart ayında oldukça sert bir düşüş yaşandı.
Merkez Bankası’nın imalat sanayiinde faaliyet gösteren 1.761 iş yerinde gerçekleştirdiği İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, sanayicilerin bekleyişlerinde savaşla birlikte ortaya çıkan belirgin bozulmaya işaret etti. İşyerlerinin ankete verdikleri yanıtların ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edilen verilere göre mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi önceki aya göre 4,1 puan birden düşerek 100 düzeyine geriledi.
Gelecek üç aydaki üretim hacmi, genel gidişat, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı, sabit sermaye yatırım harcaması, ihracat sipariş miktarı, toplam istihdam ve mevcut mamul mal stoku olmak üzere tüm alt endekslere ilişkin değerlendirmeler güven endeksini azalış yönünde etkiledi.
Savaş öncesi yaşanan gerilim süreci ve belirsizliklere rağmen Endeks şubatta 104,1’le son 29 aylık dönemin en yüksek düzeyine ulaşmıştı. Reel Kesim Güven Endeksi marttaki düşüşle bir yıl önceki düzeyinin 3,2 puan altına ve son sekiz ayın en düşük düzeyine inmiş oldu. Mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi ise önceki aya göre 3,1 puan azalarak 101,0 seviyesinde gerçekleşti.
Son üç ay nasıl geçti?
Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi ve ihracat sipariş miktarında artış bildirenler lehine olan seyrin azalış bildirenler lehine; iç piyasa sipariş miktarında ise dengede olan seyrin azalış bildirenler lehine döndüğü görüldü.
Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmelerin önceki aya göre güçlendiği, mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin altında olduğunu bildirenler lehine olan seyrin ise mevsim normallerinin üstünde olduğunu bildirenler lehine döndüğü gözlendi.
Gelecek üç ay umut vermiyor
Gelecek üç aya yönelik üretim hacmi, iç piyasa ve ihracat sipariş miktarlarında artış bekleyenler lehine olan seyir önceki aya göre zayıfladı. Gelecek üç aydaki istihdam ve gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentilerin de önceki aya göre zayıfladı. Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler ile gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir güçlendi. Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentiler de güçlendi. ÜFE bazında gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla enflasyon beklentisi önceki aya göre 0,9 puan artarak yüzde 31,1'e çıktı. İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olduğunu belirtenler lehine olan seyir daha da güçlendi.
Savaş sürüyor sıkıntı büyüyor
Savaşın uzaması, Türk reel sektörünü eşzamanlı maliyet şoku, talep daralması, finansman sıkışması ve belirsizlik bileşimli bir baskının altına soktu. Sektör kronik sorunlarının üstüne binen bu olağandışı süreçte buna uygun bir yatırım/üretim davranışı geliştirmeye zorlanıyor.
Uzmanlar, özellikle Hürmüz Boğazı üzerinden küresel arz riskinin büyümesi nedeniyle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki kalıcı yükseliş sonucu elektrik, üretim ve lojistik maliyetlerinde yaşanan artışların, sanayiciyi “fiyat verememe” noktasına getirdiği, maliyet hesaplamasının bile zorlaştığını işaret ediyor. Bu olumsuz süreçten en çok demir-çelik, çimento, kimya, seramik gibi enerji yoğun sektörlerin etkileneceği belirtiliyor.
Analistlere göre savaş koşullarında oluşacak enflasyon– faiz sarmalı talep daralmasına yol açacak. Enerji fiyatları ve enflasyondaki yükseliş daha sıkı politika tedbirlerini zorunlu kılacak. İç talep baskılanırken, taksitli tüketimin çökmesi, dayanıklı mal satışlarının düşmesi kaçınılmaz görülüyor. Bu koşullarda beklenen reel sektör refleksinin üretimi kısmak ve stok eritmek olacağı kaydediliyor.
Jeopolitik risk uzadıkça, Türkiye’nin risk priminin yükselmesi, dış finansmanın pahalanması, kur oynaklığının artması bekleniyor. Bu üçlünün, özellikle ithal girdiye bağımlı firmalarda maliyet şoku ve bilanço riski yaratacağı belirtiliyor. “Kur sadece artmaz, öngörülemez hale gelir” diyen ekonomistler, bunun ise en tehlikeli faktör olduğunu vurguluyor.
Savaşın daha da uzaması durumunda, Avrupa pazarı ve küresel ticaret hacminin daha fazla daralacağı bekleniyor. Bu ise Türkiye için sipariş iptalleri, teslimat gecikmeleri, fiyat baskısı anlamına geliyor. Orta Doğu’daki çatışma, deniz taşımacılığında sigorta, navlun gibi konularda risk primi, alternatif rotalara kayış ise maliyet artışı demek. Özellikle hammadde ithalatı/ ara malı akışının aksaması kaçınılmaz görülüyor. Belirsizlik uzadığında firmaların yeni yatırım kararlarını dondurması, kapasite artırımı yapmaması, nakitte kalmayı tercih etmesi beklenen bir durum. Bu ise orta vadede büyümenin yapısal olarak yavaşlamasına yol açacak bir faktör.
Kapasite kullanımı yerinde saydı
Firmaların İktisadi Yönelim Anketi'ne verdiği yanıtlardan elde edilen toplu sonuçlara göre imalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı martta önceki aya göre değişmeyerek yüzde 74 seviyesinde oluştu.
Mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı ise 0,2 puan düşerek yüzde 73,3’e geriledi. Bu bazda mart ayında en yüksek kapasite ile çalışan alt sektör yüzde 86,4’le tütün ürünleri oldu, onu yüzde 83,8’le kâğıt ve kâğıt ürünleri, yüzde 83,6 ile ağaç ve mantar ürünleri, yüzde 79,4’le temel eczacılık ürünleri ve eczacılığa ilişkin malzemeler, yüzde 74,8’le ana metal sanayii izledi.
Mart ayında en düşük kapasite ile çalışan alt sektörlerin ise yüzde 61,1’le deri, yüzde 62,7 ile içecek, yüzde 66,9’la kayıtlı medyanın basılması ve çoğaltılması, yüzde 70’le tekstil ve yüzde 71,1’le elektrikli teçhizat olduğu belirlendi.
İçecek imalatı, kimyasalların ve kimyasal ürünlerin üretimi, ana metal sanayii, kauçuk ve plastik ürünleri, fabrikasyon metal ürünleri ve gıda ürünlerinin imalatı alt sektörlerinde kapasite kullanımı önceki aya göre düştü.
Kapasite kullanımı artan alt sektörler içinde en yüksek artış 2,5 puanla tütün ürünlerinde gerçekleşti, bunu 2,3 puanlık artışla kâğıt, 2,2 puanlık artışla bilgisayar, elektronik ve optik ürünler imalatı, 1,5 puanlık artışla elektrikli teçhizat ve 1,2 puanlık artışla kayıtlı medyanın basımı ve çoğaltımı alt sektörü izledi.