14 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

“Sarı zarf” söylentileri yine arttı

Hak edişlerin ödenmelerinde sorunlar yaşandığında, sıralar uzadığında, yıllardır hep “sarı zarf” söylentileri artar. Bugünlerde konuştuğum bazı müteahhit arkadaşlardan biri, “Bu yıllardır dönem dönem karşılaştığımız bir sorun. Ocak ayından bu yana ödemelerde sıralar olduğu için, yine özellikle küçük firmalar bürokratik engelleri aşmak, ödemede öne geçmek için sarı zarf uygulaması adı verilen bu yönteme başvurmak zorunda kalıyorlar. Bu yönde söylentiler arttı” diye bilgi verdi. 

Bu konudaki işleyişin nasıl olduğunu sorduğum müteahhit, bir arkadaşının yaşadığını anlatırken, “Bürokrat, arkadaşıma ‘Beraber kazanırız inşallah’ demiş. Arkadaşım yöntemi öğrendiği için ‘İnşallah müdürüm’ deyince hak edişi öne alınıp, ödemesi ‘sarı zarfın’ın da etkisiyle gerçekleşmiş” diye anlattı. Bir başka müteahhit ise ”Hak edişlerimizi almak için ilgili bürokratı ‘görmemiz’ gerekiyor. Bunu bürokratın söyleyişinden anlayamazsak, sırada geri itiliyoruz. Hakedişlerimizin ödemeleri gecikiyor. İşçi ödemeleri, malzeme ödemeleri bizi sıkıştırdığı için, bu bürokratı görme ile sırada öne geçip, hakedişi alıp rahatlıyoruz” diyerek kendi başından geçeni anlattı. Çözüm önerilerinin ne olduğunu sorduğumda ise birisi, “Maliye Bakanı'nın tweetle lokantalar ve esnafın vergi kaçırma olaylarının üstüne maliyeci gönderip ceza yazdırması gibi bir yönteme ihtiyaç var. Mesela bir müteahhit hak edişini firma adına bir maliyecinin izlemesi ve bürokratın sırayı öne çekmek için ‘sarı zarf’ talep etmesi halinde, bürokratın cezalandırılmasını sağlarsa, bu tür talepler son bulur. Ama asıl çözüm hak edişlerin hızla ödenmesi, bekletilmemesi ile mümkün olacaktır” değerlendirmesini yaptı. 

Konuyu ilettiğim mali konularla ilgilenen bir AK Parti Genel Başkan Yardımcısı da “Bu konuda somut olaylar bana iletilirse o bürokratların hep beraber canlarına okuruz” diye tepkisini ortaya koydu. 

Son dönemde hem Mehmet Şimşek, hem Ali Babacan 25 dönüşüm için 1200 reform içeren bir yeni kalkınma programının hazırlandığını açıklıyorlar. Bu çalışmanın, eli taşın altında bulunan üretici firma yöneticileriyle diyalog içerisinde yürütülmesi üç alandaki gelişmelerin çok önemli olacağını ortaya koyacaktır. Bunlardan en önemlisi hukukun doğru ve eşitlikli işlemesi, geç işlememesi olacaktır. Bir diğeri, bürokratik sorunların çözümü olarak ifade edilecektir. Bir üçüncüsü, kayıt dışılığın önlenerek, rekabeti olumsuz etkilemesinin önüne geçilmesi olacaktır. Tabii bunların dışında kamu alımlarında yerlilere öncelik, kalifiye eleman sorununun çözümü ve vergide adalet gibi talepler de özel sektör tarafından dile getirilecektir. 

Hak edişlerle ilgili “sarı zarf” söylentilerinin arttığı bu dönemde, bir yandan dönüşüm ve mikro reformlar hazırlıkları sürerken, bugün de devam eden bu eski hastalığımızın son bulması için de “bir şeyler yapılması gereği” ortada duruyor.