Savaşın etkileri istatistiklere yansımaya başladı
Mart ayında Israil ve ABD’nin İran’a saldırısıyla başlayan savaşın maliyet kanalından enflasyonu dış ticaret kanalından da dış açığı olumsuz etkilemesi ve döviz kuru üzerinde baskı oluşturması bekleniyordu. Bu etkiler istatistiklere yeni yansımaya başladı. Maliyet kanalından enflasyon üzerindeki etki önümüzdeki aylarda petrol fiyatlarındaki artışla giderek belirginleşecek. Aşağıda bu konuya değineceğim. Bu yazıda geçen hafta açıklanan dış ticaret istatistiklerinde gözlemlenmeye başlayan savaş etkisini ele almak istiyorum.
Mart ayında ihracatta belirgin azalma
Serbest bölgelere, gümrük antrepolarına ve serbest dolaşım alanına giren veya bu alanlardan çıkan malların hesaplara dâhil edildiği Genel Ticaret Sistemi istatistiklerine göre mart ayında önceki yıla göre ihracatta yüzde 6,4 azalma var. İhracatta yaklaşık yüzde 94 paya sahip imalat sanayi malları ihracatı yüzde 6,8 azalmış. Ocak-şubat döneminde de azalma var ama yüzde 3,9 ile sınırlı. Mart ayında en büyük azalış yüzde 26,7 ile yüksek teknolojili ürünlerde. Bunlar genellikle silahlar. Normalde savaş silah satışlılarını artırır. Ürün rakamlarının ayrıntısına bakmak lazım ama ileri teknoloji ürünlerinin ihracat içindeki payı yüzde 3,5 ile sınırlı olduğundan dış ticaret açığına etki ihmal edilebilir.
Sorun, yüzde 29’luk paya sahip düşük teknolojili ürünlerde; bir yılda ihracat yüzde 15,2 oranında azalmış. Bu büyük düşüşün bir ölçüde hazır giyim ihracatında devam eden yapısal düşüşten kaynaklandığı tahmin edilebilir ancak ocak-şubat döneminde azalma yüzde 4,8 ile sınırlı. Savaşın özellikle bu ihracat kalemini anlaşılıyor. İhracatın ülkelere dağılımına bakıldığında savaşın etkisi netleşiyor. Mart ayında en büyük ticaret ortağımız Avrupa Birliği’ne (pay yüzde 44,7) ihracatımız bir yılda yüzde 4,4 azalmış. Oysa Yakın ve Ortadoğu ülkelerine yönelik ihracatta azalma oranı yüzde 21,1, ocak-şubat döneminde azalma ise yüzde 11,8. İle çok daha düşük.
Dış ticaret açığı büyüyor
İthalat ise artıyor. Mart ayında yıllık artış yüzde 8,2. Ocak-şubat döneminde artış yüzde 2,8 ile sınırlıydı. Tüketim malı ithalatı azalmaya devam ediyor. Artışın esas kaynağı yüzde 70 paya sahip ara mallardaki yüzde 11,2’lik artış. Ne kadarı petrol fiyatlarının 80-90 dolar seviyesine çıkmasından ne kadarı sanayi işletmelerinin ham madde ve ara malı stoklamasından kaynaklandı bilemiyorum. Sonuçta her ikisi de savaşın damgasını taşıyor.
İhracatta azalma, ithalatta artış hızlanırken dış ticaret açığında da mart ayında haliyle dikkate değer bir genişleme ortaya çıktı. Ocak ve şubat aylarında 8,4 ve 9,1 milyar dolar olan dış ticaret açığı mart ayında 11,2 milyar dolara yükseldi. Mart ayında turizm geliri bir yılda 3 milyar 70 milyondan ancak 3 milyar 100 milyona yükselmiş. Bu gelirle cari açığın büyümesini durdurmak mümkün değil. Önümüzdeki aylarda petrol fiyatlarında ciddi artışların yaşanması çok muhtemel olduğundan dış ticaret açığı ve cari açık giderek genişleyecek.
Her ne kadar silahlar şimdilik susmuş olsa da ABD’nin Hürmüz Boğazı’nı abluka altında tutması sonucu petrol fiyatlarında ciddi bir artış kaçınılmaz görünüyor. The Economist dergisi 21 Nisan’da “Küresel enerji piyasaları felaketin eşeğinde” başlığı ile çıktı. Dergide son derece kapsamlı bir analiz yer alıyor. Özetlersem, The Economist, yüzer stokların yani savaş öncesi Hürmüz Boğazı’ndan geçmiş olan tankerlerin yüklerini çoktan boşalttığını artık rezervlerin kullanılmakta olduğunu, rafinelerin de üretimi kısmaya başladığını söylüyor. Abluka devam edecek olursa The Economist Temmuz ayında varilin 130-150 dolara çıkmasını öngörüyor. Bu satırları yazarken Brent petrolün varil fiyatına baktım; 110 dolar seviyelerine gelmiş bile. Bir mucize olup Trump ablukayı kaldırmaz ise petrol fiyatlarından kaynaklanacak büyük bir kriz bizi bekliyor. Ekonomi yönetiminin hangi ekonomik önlemlerle hasarı sınırlayacağına ve hasarı kimlere ödettireceğine dair şimdiden kafa yormaya başlamasında yarar var.