Yeni bir kaynak mücadelesi dönemine mi giriyoruz?

Çok acayip günlerden geçi­yoruz. Bir günün olaylarını tam sindiremeden ertesi gün da­ha da anlaması zor sürprizlerle geliyor.

Bu kadar çok acayipliğin üst üste gelmesi, küresel sistemin çok köklü bir değişimden geç­mesinin tezahürü. Bir önceki yazımda 2025 yılının dünyada bir dönemin kapanmakta oldu­ğu tartışmasının bittiği yıl ol­duğunu ve küresel düzenin yeni hatlarının gelecek yıllarda şekil­leneceğini yazmıştım. 2026’ya öyle bir başladık ki sanırım bu şekillenmenin büyük bölümü bu yıl içinde ortaya çıkacak.

Şu son günlerde olan bitenleri bir özetleyelim:

● ABD özel kuvvetleri bir ope­rasyonla Venezuela’nın devlet başkanını kaçırdı.

● Venezuela operasyonunda Kongre ve BM tamamen devre dışı bırakıldı.

● Trump, Venezuela'yı bizzat "yöneteceğini" duyurdu.

● New York Times yazarlarıy­la yaptığı söyleşide Trump ulus­lararası hukuka ihtiyaç duyma­dığını söyledi.

● Trump Danimarka’nın kontrolündeki Grönland'ın "ulusal güvenlik" ve "nadir top­rak elementleri" nedeniyle ABD'ye ait olması gerektiğini savunarak, gerekirse askeri güç kullanma tehdidinde bulundu.

● ABD Merkez Bankası Baş­kanı Powell hakkında soruştur­ma açıldı. Bu soruşturmanın faiz oranlarını Trump’ın ter­cihlerine uygun biçimde indir­meyi reddeden merkez banka­sının bağımsızlığını zedelemeye hizmet ettiği ileri sürüldü.

● Trump yönetimi iklim, de­mokrasi ve güvenlik alanlarında çalışan 66 uluslararası kuruluş­tan çekildi.

● ABD yönetimi yıllık savun­ma bütçesini 1 trilyon dolardan 1,5 trilyon dolara çıkarma kara­rı aldı.

● İran’daki protestolar reji­min devamı için tehdit boyutla­rına ulaştı.

● Trump gerekirse İran’a mü­dahale edeceğini duyurdu.

2025 küresel ekonomik düze­nin şekillenmeye başladığı yıldı. 2026 ise küresel jeopolitik düze­ne format atıldığı yıl olarak ge­çecek kayıtlara. Kurallara dayalı uluslararası düzenin yerini güç ve çıkar odaklı bir düzen alıyor

Venezuela operasyonu ve kaynak mücadelesi

Geçmişte ABD’nin dahil ol­duğu Latin Amerika darbeleri­ni andıran Venezuela müdaha­lesinin nedenleri ve sonuçları büyük bir tartışmaya yol aç­tı. Trump’a göre birinci neden uyuşturucu ile mücadele ve il­legal göçmen akımını önlemek. Ama siyasetçilerin sözlerinden çok eylemlerine bakmak ge­rektiğini nicedir biliyoruz. Ma­duro’nun devrilmesinin en dik­kat çekici sonucu Venezuela petrollerinin ABD petrol devle­rinin kontrolüne geçme ihtima­li. Bir de üzerine Grönland teh­didi eklenince batılı ülkelerin doğal kaynaklar üzerinde haki­miyet kurarak dünyayı sömür­geleştirdiği upuzun bir tarih ye­niden hatırlandı.

Büyük kısmı ekstra ağır nite­likte ve bu nedenle çıkarılma­sı ve işlenmesi daha maliyet­li ve karmaşık olsa da Venezu­ela dünyadaki kanıtlanmış en büyük petrol rezervlerine sahip ülke. Ayrıca Venezuela petrolü­nün en büyük alıcısı Çin. Vene­zuela’ya vermiş olduğu kredi­ler karşılığında Çin ucuza pet­rol alıyordu. Bu yüzden ABD’nin Venezuela’daki siyasi darbesi, aynı zamanda Çin’e de jeopolitik bir darbe anlamına geldi. Ger­çi Çin’in toplam enerji denkle­mi dikkate alındığında, bu darbe esas olarak jeopolitik rekabet­teki hamle açısından önem ta­şıyor.

Bugün Çin dünyada birçok de­ğerli madeninin işletilmesinde söz sahibi. Günümüz teknoloji­leri açısından önemli olan gal­yum, magnezyum, nadir toprak elementleri, tungsten, lityum, kobalt, nikel, alüminyum, bakır gibi kaynakların hepsinde işle­me kapasitesinin en az yüzde 50’si Çin’in elinde. Bu da ABD ve Çin arasındaki mücadelenin ko­lay olmayacağını gösteriyor.

2026 neyi simgeleyecek?

Şimdiye kadar ABD askeri müdahalelerinin meşruiyetini demokrasi ve insan hakları gi­bi ahlaki bir söylem üzerine ku­ruyordu. Bu kez meşruiyetini ne ilke ve değerlere dayandırma ne de ulusal ve uluslararası hu­kuka uyma çabası var. Güçlü ve muktedir olmak müdahale için yeterli görünüyor. Sert güç ilk darbede sonuç alıyor. Ama ku­ral bazlı sistemin temel direği olmanın getirdiği yumuşak gü­cün tamamen gözden çıkartıl­masının uzun vadeli sonuçları olacaktır.

Geçen seneye Trump’ın baş­kanlığı devralmasının hemen ardından yükselttiği ithalat ver­gileri ile ABD’nin küresel eko­nomik liderliğini pekiştiriyor görüntüsüyle başlamış ama yıl ilerlediğinde görüntü değişmiş­ti. Son yazımın başlığını 2025’e Trump ve ABD ile başladık; Xi ve Çin ile bitirdik diye atmıştım.

Bu seneye de ABD’nin jeopo­litik liderliğinin tescil edildiği görüntüsüyle başladık. Bakalım devamı nasıl gelecek? Sanırım 2026 ABD’nin küresel gücünün değil, küresel sistemde yeni bir sayfanın açılmasının tescil edil­diği yıl olacak.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.668,52 1,70 %
Dolar 43,2756 0,22 %
Euro 50,1962 -0,10 %
Euro/Dolar 1,1599 -0,04 %
Altın (GR) 6.375,38 -0,30 %
Altın (ONS) 4.581,89 -0,51 %
Brent 63,6500 0,84 %