Altında yeni denge
2024 ABD başkanlık seçimlerinden 2026 ara seçimlerine uzanan dönemde altın fiyatlarını jeopolitik gelişmeler, enerji piyasaları ve para politikası beklentileri şekillendirdi.
Bu süreçte Orta Doğu’daki çatışmalar ve enerji fiyatlarındaki yükseliş güvenli liman talebini desteklerken, Fed’in faizleri yüksek tutabileceği beklentisi, güçlü dolar ve tahvil getirileri altın üzerinde baskı yarattı. Kasım 2024’te 2.700 dolar civarında olan ons altın, Ocak 2026 sonunda 5.500 doları aşarak tarihi zirvesine ulaştı. Sonraki aylarda yönünü aşağı çevirdi ve geçtiğimiz hafta 3.870 dolara kadar geriledi.
Ara seçim sonrası fiyatlama
3 Kasım 2026 ara seçimlerinde Demokratlar Senato’da ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazandı. Başkan Donald Trump, görev süresinin kalanında Demokratların kontrolündeki Kongre ile çalışacak. Bu sonuç, yönetimin ekonomi politikalarında yeni bir siyasi denge oluşturacak.
Seçimlerin ardından dolar ve ABD Hazine tahvili getirileri geriledi. Petrol fiyatlarındaki düşüşün enflasyon baskısını hafifletebileceği beklentisi de altını destekledi. Ekim sonunda 3.870 dolara kadar gerileyen ons altın 5 Kasım’da 4.145 doları test etti.
Türkiye’de gram ve çeyrek altının fiyatı, küresel piyasalardaki ons değerinin yanı sıra döviz kuruna da bağlı. Geçtiğimiz hafta dolar/ TL kuru 49,94’ten 50,14’e yükselirken, her iki üründe de yaklaşık yüzde 5,5’lik artış kaydedildi. Fiziki piyasada ürünün özellikleri, talep yoğunluğu ve kuyumcu marjları satış fiyatını etkiliyor.
6 Kasım’da açıklanan ekim ayı ABD tarım dışı istihdam verisi Fed beklentilerini etkiledi. İstihdam 165 bin kişi artarak 65 binlik tahmini aşarken işsizlik yüzde 4,1’e geriledi. Güçlü iş gücü piyasası, Fed’in faiz artırabileceğine yönelik beklentileri güçlendirdi. Nitekim veri sonrasında dolar ve tahvil getirileri yükselirken altın üzerindeki baskı da arttı.
Merkez bankalarının talebi ve yeni beklentiler
Dünya Altın Konseyi verilerine göre merkez bankaları 2026’nın üçüncü çeyreğinde net 321 ton, yılın ilk dokuz ayında ise toplam 675 ton altın aldı. Bu alımlar, altının yalnızca yatırımcılar için değil, ülkelerin rezerv stratejileri açısından da önemini koruduğunu gösteriyor.
Türkiye’de altın geleneksel bir tasarruf aracı olmayı sürdürüyor. Gram, çeyrek, yarım ve tam altının yanı sıra külçe altına da talep canlı. Hindistan ve Çin’de ise mücevher talebiyle birlikte külçe altın alımları öne çıkıyor. Türkiye’de külçe ve basılı altına yönelik yatırım talebinin yılın ilk dokuz ayında yıllık yüzde 19 artması, bu ilginin gücünü ortaya koyuyor.
Uluslararası altın piyasasının temel fiyat referanslarından biri olan LBMA Gold Price, Londra Kıymetli Madenler Piyasası Birliği (LBMA) tarafından belirlenir ve ICE Benchmark Administration tarafından yönetilir. Fiyat beklentileri ise kurumlar arasında farklılaşıyor. Citibank, ons altın için üç aylık dönemde 4.500, 6-12 aylık dönemde 5.000 dolar hedefi açıkladı. Bu tahminler Orta Doğu’da gerilimin azalması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve petrol fiyatlarının gerilemesi varsayımına dayanıyor. Bankanın 3.500 dolarlık aşağı yönlü senaryosu ise jeopolitik ve ekonomik risklerin sürdüğünü gösteriyor.
Goldman Sachs, 2026 sonu tahminini 4.150 dolara, 2027 sonu tahminini 4.800 dolara indirdi. Reuters’ın 27 Ekim tarihli anketinde ise ortalama beklentiler 2026 için 4.495, 2027 için 4.650 dolar oldu.
Altının dijital geleceği ve blok zinciri tabanlı varlıklar
Altına yatırım yöntemleri de finansal teknolojilerdeki gelişmelerle birlikte çeşitleniyor. Blok zinciri tabanlı altın token’ları, bu değişimin öne çıkan örnekleri arasında yer alıyor. PAX Gold (PAXG) ve Tether Gold (XAUT), fiziki altınla desteklenen ve blok zinciri üzerinde transfer edilebilen token’lar. Her bir token bir troy ons altını temsil ediyor; PAXG karşılığındaki altın Londra’da, XAUT rezervleri ise İsviçre’de saklanıyor. Bu ürünler, altına dijital ortamda 24 saat erişim ve transfer kolaylığı sağlıyor. Ancak yatırımcıların ihraççıyı, rezervlerin bağımsız denetimini, sahiplik haklarını ve fiziki altına dönüşüm koşullarını incelemesi gerekiyor. Blok zinciri teknolojisi; saklama, karşı taraf ve likidite risklerini ortadan kaldırmıyor.
Altın artık yalnızca belirsizlik dönemlerinde sığınılan bir liman değil. Merkez bankalarının rezerv stratejilerinde, yatırımcıların tasarruf tercihlerinde ve dijital finansın gelişiminde giderek daha fazla önem kazanıyor. Bütün bu gelişmeler, altın piyasasında yalnızca fiyatların değil, talebin ve yatırım biçimlerinin de değiştiğini gösteriyor.