BIST uçtu, kripto çırpınıyor, beklenti ise…

Son haftalarda tablo ilginç. Borsa İstanbul adeta kanatlandı; rakamlara bakınca insa­nın içi kıpır kıpır oluyor. Endeks rekor konu­şuyor, hisseler prim yapıyor, sohbetler yeni­den “borsa” etrafında dönmeye başladı. Öte yandan kripto tarafında aynı heyecan yok; ora­da daha çok sabır, bekleyiş ve hafif bir huzur­suzluk hakim. Bir taraf hızla yükselirken diğer taraf sanki nefes almaya çalışıyor. Yatırımcı olarak ister istemez şu soruyu soruyoruz: Bu ayrışma geçici mi, yoksa yeni bir dönemin işa­reti mi?

Geleneksel yatırım araçlarının – mevduat, altın, hatta zaman zaman döviz – yatırımcıya sınırlı getiri sunduğu dönemlerde hisse senet­leri yeniden cazibe merkezi haline geliyor. Bu tablo, risk iştahının arttığını gösteren klasik bir sinyaldir. Ancak her yükselişin içinde fark­lı bir hikâye vardır. Bu kez hikâyenin önemli bir başlığı da kripto varlıklar.

Önceki döngülerden daha seçici dönem

Faiz indirim beklentilerinin arttığı dönem­lerde kripto genellikle pozitif ayrışır. Çünkü likidite genişlediğinde yatırımcılar daha yük­sek getiri potansiyeline yönelir. Eğer küresel merkez bankaları gevşeme sürecine girerse, bu kripto için yeni bir ivme anlamına gelebi­lir. Ancak burada kritik nokta şudur: Bu döngü önceki döngülerden daha seçici olabilir. Artık her token yükselmeyecek. Sermaye, güçlü alt­yapısı, gerçek kullanım alanı ve sürdürülebilir token ekonomisi olan projelere akacak.

Özellikle Bitcoin’in rolü yeniden tanımlanı­yor. “Dijital altın” söylemi artık yalnızca reto­rik değil; kurumsal portföylerde hedge enstrü­manı olarak yer bulmaya başladı. Ancak altco­in piyasası için tablo daha karmaşık. Likidite daraldığında ilk satış altcoinlerde görülür. Bu nedenle önümüzdeki dönemde kriptoda iki katmanlı bir yapı görebiliriz: Üst segment (Bitcoin ve güçlü Layer-1 projeleri) daha istik­rarlı; alt segment ise daha spekülatif ve dalgalı.

Türkiye perspektifinden bakarsak, yatırım­cı davranışı daha yüksek risk toleransı göste­riyor. Enflasyonist ortam ve reel getiri arayı­şı, kriptoyu alternatif bir kanal haline getiri­yor. Ancak regülasyon tarafındaki gelişmeler belirleyici olacak. Dünyada ABD ve Avrupa’da netleşen düzenlemeler kurumsal katılımı artı­rırken, yerel düzenlemeler yatırımcı güvenini doğrudan etkiliyor. Regülasyonun yasaklayıcı değil, çerçeveleyici olması kripto piyasasının sürdürülebilir büyümesi için kritik.

3 senaryo dönemi

Önümüzdeki dönemi üç senaryo ile değer­lendirebiliriz. Birinci senaryo: Küresel likidi­te genişler, faizler düşer ve kripto yeni bir bo­ğa fazına girer. Bu durumda Bitcoin önce lider­lik eder, ardından seçili altcoinler ivmelenir. İkinci senaryo: Faizler yüksek kalır ve risk iş­tahı sınırlanır. Bu durumda kripto yatay ve se­çici bir piyasa yaşar. Üçüncü ve daha düşük olasılıklı senaryo ise sert bir makro şoktur; bu durumda kripto dahil tüm riskli varlıklarda geri çekilme görülür.

Ancak önemli olan yalnızca fiyat değil, pi­yasanın olgunlaşma sürecidir. Stablecoin ha­cimleri, zincir üstü veri artışı, kurumsal sak­lama çözümleri ve yapay zeka ile entegre DeFi uygulamaları yeni bir finansal mimarinin ha­bercisi. Kripto artık sadece al-sat yapılan bir piyasa değil; finansal altyapının alternatif kat­manı olmaya aday.

Unutulmaması gereken bir diğer husus ise kripto piyasasının psikolojik doğasıdır. FO­MO ve panik satışları, fiyat hareketlerinden daha yıkıcı olabilir. Bu nedenle veri temelli yaklaşım, zincir üstü analiz ve makro göster­gelerle desteklenmiş karar mekanizmaları ön plana çıkacaktır. Özellikle yapay zeka destek­li analiz sistemleri, duygu yerine veriyle karar almayı mümkün kılıyor.

Sonuç olarak, borsaların rekor kırdığı ve ge­leneksel yatırım araçlarının görece zayıf kal­dığı bu dönemde kripto yeni bir eşikte. Önü­müzdeki süreç büyük olasılıkla daha kurum­sal, daha seçici ve daha veri odaklı olacak. Yüksek volatilite devam edecek; ancak bu vo­latilite artık daha bilinçli sermaye tarafından yönlendirilecek. Kripto için “kolay para” dö­nemi değil, “akıllı para” dönemi başlıyor ola­bilir.

Belki de mesele sadece hangi piyasanın yük­seldiği değil, bizim ne beklediğimiz. Hızlı ka­zanç mı, sürdürülebilir büyüme mi, yoksa sa­dece kaybettiklerimizi telafi etme arzusu mu? BİST’in coşkusu da, kriptonun dalgalı hali de bize aynı şeyi hatırlatıyor: Piyasa sabırsızı ödüllendirmez. Beklenti yönetimi, risk bilin­ci ve soğukkanlılık bu dönemin asıl kazananı olacak. Çünkü bazen en doğru hamle, koşmak değil; durup yönü doğru okumaktır.

Piyasa koşarken coşma, dururken umutsuz­laşma; yönü anlayan kazanır.

Yazara Ait Diğer Yazılar