19 °C
Volkan AKI
Volkan AKI İŞ'TEN SOHBETLER volkan.aki@dunya.com

Dikiş makinesinin yeniden doğuşu !

Singer, Türkiye’ye 1904 yılında gelen ilk uluslararası marka. Dikiş makineleriyle uzun yıllar hayatın bir parçası oldu. Bir dönem zamanı geçti derken, sadece Türkiye’de değil dünyada da tekrar bir hobi ve trend oldu. Dünyada 2015’de kişisel kullanıma yönelik 11 milyon adet dikiş makinesi satıldı. Türkiye, 250 bin adet ile geçen sene Almanya’yı geçerek Avrupa birincisi oldu. Dikiş makinesinin yeniden doğuşunu bana Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak anlattı.

Anneannemin kullandığı sonra anneme yadigar bıraktığı döküm dikiş makinesi ne ara trend oldu çok yazma fırsatı bulamamışım. İki ana unsur bunu destekliyor: Birincisi hobi olarak, en güzel ve en kolay ulaşılabilir uğraşlardan biri… Psikologlar bile tavsiye ediyormuş matematik bazlı olduğu ve odaklanmayı artırdığı için.. İkincisi Türkiye’de de hızla yükselen moda ve tasarım trendi. Genç modacılardan profesyonellere yeni nesil dikiş makineleri her tür tasarıma olanak sağlıyor. Tabii Türkiye’de yükselişinin ardında, dünya trendlerinin yanı sıra yapılan yatırım ve bu işi “hobi” hatta “meslek” yaratma yönündeki çalışmaların etkisi büyük. Singer’in burada öne çıkışında genç genel müdürü Sinem Kıran Parlak’ın da payı var. Pazarlama uzmanı olarak girdiği 12 yıldır çalıştığı Singer’in 4 yıldır genel müdürlüğünü yürütüyor. Dikiş makinesi deyip geçmeyin, onun ağzından biraz öyküyü ve bugünkü durumu dinleyelim.

Satış yapısı artık değişti.

Bir tarihi marka, bir dönemin evlerinde konfeksiyon neredeyse yokken, ihtiyaçları gideren, bir evin tüm giysi ihtiyaçlarına destek olan dikiş makinesinde satış yapısı şimdi çok ama çok değişik. Sinem Kınran Parlak şöyle anlatıyor bu süreci: “Singer Türkiye’ye gelen ilk uluslararası şirket 1904 yılında Türkiye’ye gelmiş... O günden bu yana bizde bulunan tarihi evrakları ve bazı ürünleri Koç Müzesi’ne vermek istiyoruz... Dünyada da ABD’den çıkan ilk uluslararası şirket aslında... Çok fazla ilki var. Türkiye’de satışlarımızın yüzde 95’i hala dikiş makinesi. Dünya baktığımızda ütüler, elektrik süpürgeleri, buzdolabı hatta bazı patentlerle mobilyadan otomobile kadar pek çok şey var. Bir dönem biz de ‘country’ tarz mobilyalar getirmişiz. Şimdi getirmeyi tercih etmiyoruz. Bir tek A101 mağazaları için ütü getiriyoruz. İnsert bazında getiriyoruz bunları. Bir de askıda ütü sistemlerini getiriyoruz. 

Dikiş makinesinin artık satış yapısı tamamen değişti. Eskiden ihtiyaç için kullanılan makinelerken, artık tamamen hobi sektörüne girdi. Biz de 10 yıldır işin bu kısmına yatırım yapıyoruz. İlk olarak televizyonlarda Derya Baykal ile bu konuda çalışmaya başladığımızda ilk yükseliş dönemleriydi. Hobi kültürü yerleşmeye başladı. Şimdi artık kız meslek liseleri, üniversitelerle çalışıyoruz. Çünkü genç bir kitleyi hedefliyoruz. Onlara tekrar dikişi sevdirmek istiyoruz. Tekrardan anımsatmak, eski nesil zaten dikişi seviyor ve onunla büyümüş. Herkesin öyle bir hatırası var. Fakat yeni nesil için biraz demode oluyordu.”

Şimdi modanın bir parçası

Yeniden gençlikte “moda” olması tam anlamıyla aslında “moda”nın etkisi. Sadece hobi değil... Dinleyelim; “Şimdi böyle anlattıkça insanlara daha sempatik gelmeye başladı. Bir de tabii yeni nesilde moda ve tasarım yükselen trend. Dikiş de bunun bir parçası. Biz de rol model olacak modacılarla çalıştık. En son Hakan Akkaya ile çalıştık. Moda meslek liselerine gittik. Gördük ki orada da genç nesil moda-tasarım konusuna çok meraklı. TV programları da bu konuda  etkiliyor sanıyorum. Herkes tasarımcı ve modacı olmak istiyor. Bu tür çalışmalar yapmak için dikiş makineleri de aslında neredeyse şart. Okullar zaten zorunlu tutuyorlar genellikle. Moda okulları ve meslek liselerinde çocuklar sahip olmak zorunda zaten. Tüm bu okullara ve üniversitelere biz dikiş sınıfları açtık. Atölyeler kurduk. Orada okuyan öğrencilere de çalışan öğretmenlere de bir takım kampanyalar yapıyoruz. Onlarla sürekli iletişim halindeyiz, trendleri anlatıyoruz, modelleri anlatıyoruz. 

Yeni nesil dikiş makineleri

Sinem Kınran Parlak, makinelerin marifetlerini anlattıkça insanın dikiş yapası geliyor. Çünkü sanki tasarım dışında her şeyi makine yapıyor gibibbb “Artık dikiş makineleri o kadar değişti ki artık direkt USB ile bilgisayardan çizdiğiniz herhangi bir deseni aktarabiliyorsunuz. Ya da fotoğrafınızı tarıyorsunuz onu gönderdiğiniz zaman dikiş makinesi direkt işliyor. İnternetten indirdiğiniz bir tasarımı nakış olarak işleyebiliyorsunuz. Eskiden işlemek için insanların zorlandığı işleri makine birkaç dakika içinde yapabiliyor. Örneğin ben çocuğumun okul formasına amblemini işleyebiliyorum. Ya da giysileriniz, gömlekleriniz üzerine isimlerinizi işleyebiliyorsunuz. Artık o kadar pratikleşti ki günlerce uğraşılarak ancak bitirebildiğiniz tasarımları birkaç saat içinde yapabiliyorsunuz. Örneğin bir defile hazırlığı, yeni model tasarımların hayata geçirilmesi için dikişlerin, modellerin hazırlanması aylar sürerdi. Şimdi bir defile için bir modelin hazırlığı 2-3 gün içinde bitebiliyor. Yine örneği, Hakan Akkaya tasarımlarında pullu işlemeler yapıyor. Bunları eskiden tek tek işlemek gerekirdi, bu makineler sayesinde çok kolay biçimde dikilmesi mümkün oluyor. Artık her şey tasarım gücünüze kalıyor. Makinelerimiz bunları çok kolay bir biçimde gerçekleştirebiliyor. Singer PFAFF Holding altında yer alıyor ve orada bazı makineleri programlayabiliyorsunuz.”

Türkiye’de A101 etkisi

Bir market zinciri bir dikiş makinesinin satışında ne kadar etkin olabilir? Ben söyleyeyim yüzde 50... Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak bu kanalın etkisini şöyle anlatıyor: “Türkiye’de şu anda 250 bin adet satıyoruz ve bu çok iyi bir rakam. Şu anda Avrupa birincisiyiz. Tabii dünyada lider ABD. Öncelikle tabii iyi bir yatırım yaptık. Son dönemde ise zincir marketlerde satılmaya başladık ve bu satışlarımızı çok artırdı. Almanya önde gidiyordu, orada da Aldi’lerde satılıyordu. Biz 2015 yılında ilk defa adet bazında onları geçtik. Ciroda değişebiliyor. Ürün yelpazesi farklı. Özellikle orada fiyatı daha yüksek elektronik makineler ön plana çıkıyor. Bölgeler bazında bakınca Almanya’ya Çek Cumhuriyeti de giriyor. Bize ise Türki Cumhuriyetler bağlı. O açıdan da baktığınızda aslında bizim satış adetlerimiz büyük başarı olarak görülebilir. Biz zaten bu başarıyı son 4 yılda A101 marketlerle yaptığımız işbirliği ile gerçekleştirdik. Marketlerde her noktada olduk ve tüm Türkiye’ye yayıldık. İyi bir kitleye ulaştık. Daha önce yerel mağazalar ve temsilcilikler şeklinde gidiyorduk. Yerelden kastım Evkur gibi market zincirleri... Makinelerimizin şu anda yüzde 50’sini bu marketlerde satıyoruz. Son 4 yıldır her yıl yaklaşık yüzde 35 büyüyoruz.” 

Girişimcilik için dikiş adımı

Gelelim dikiş makinelerinin bir başka yönüne... Aslında başta kadınlar olmak üzere, girişimcilik için de bu makineler önemli bir başlangıç oluşturuyor. Bu makinelerle yaratılmış birkaç başarı öyküsünü de aldım ancak burada anlatmak biraz zor olacağı için aktaramadım. Belki bunlar için ilerde özel bir çalışma yaparız. Sinem Kınran Parlak bu konuyu şöyle anlatıyor: “Özel ev tipi makinelerimiz var. Yaklaşık 15 bin TL düzeyinde. KOSGEB kredilerinden takip ettiğimizde ağırlıklı olarak bunları kadın girişimcilerimiz alıyor. Bu kredilerle alıyorlar. Evde çalışarak dikişler, nakışlar yapıyorlar ve bu makinelerle kendilerine gelir yaratıyorlar. Sosyal medyada da satıyorlar. Instagram üzerinden satıyorlar örneğin yine... KOSGEB ile işbirliği yaptığımız projeler de var. 18-45 yaş arası en çok alanlar. İkinci grubu, 45 yaşın üzerindekiler oluşturuyor. Singer dikiş makineleri ile ortaya çıkan aslında pek çok girişim başarı öyküsü var. Bunların önemli bir bölümü kadın girişimcilerin öyküleri. Ama özellikle moda da aşçılıkta olduğu gibi erkeklerin başarısı da ortada. Şimdi bu öyküleri derliyoruz ve bir kitap haline dönüştürmeyi planlıyoruz.”

Martha Stewart marka yüzü

Singer Türkiye Genel Müdürü Sinem Kınran Parlak dünyadaki dikiş trendini şöyle anlatıyor: “Dikiş konusu dünyada da çok büyük bir trend. Ama tabii bu trendin lideri ABD. Hobi marketler var oralarda. TV’de 24 saat hobi programlarında çıkıyor. Martha Stewart bizim marka yüzümüz ABD’de zaten. Örneğin o bir makine tanıttığında dakikalar içinde on binlerce makine satılıyor. Biz TV’de tele pazarlama konusunda henüz o başarıyı yakalayamadık.

Dikiş şu anda psikologların da önerdiği bir uğraş ve hobi haline geldi. Tabii insanlar artık özgün şeyler giymek, satın almak ya da yapmak istiyor. Yeni dönemin moda ve tasarım trendi de aslında böyle gelişiyor. Bu da özgün bir çok tasarımcının doğmasına destek veriyor. O noktada bunların dikilmesi, hazırlanması için dikiş makineleri olmazsa olmaz bir ürün olarak konumlanıyor. “Do it your self’ diye zaten bir trend var. Biz bunu “kendi modanı yarat”a dönüştürdük. Dolayısıyla herkes farklı olmak istiyor. Hem hobi hem de satılabilir, özgün ürünler ortaya çıkmış oluyor."