29 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

“Dolar fiyatındaki bu oynaklık oynatmaya neden olur”

Geçenlerde bir sohbet sırasında döviz konusunda beklentisinin “istikrar” olduğunu söyleyen dostuma seçim kararının açıklanmasından bu yana 28 günde doların TL karşısında 11.8 değer kazanmasına neden olan oynaklığı nasıl değerlendirdiğini sordum. “Bu oynaklık oynatmaya neden olur” yanıtını aldım.

Bundan bir süre önce bir iş insanı dostum, “Önemli olan doların yükselişi değil, istikrarı olmaması. Ağır ağır yükselse ya da üç ay sonra ne sonuç verebileceğini tahmin etsem bu kadar tedirgin olmam” demişti.

Seçim kararının alındığı 18 Nisan günü, 4.10 seviyesindeki dolar kuru 4.03 seviyesine inmişti. Dün 16 Mayıs günü öğle saatlerinde 4.49 seviyesini görünce o iş insanı dostuma seçim kararı sonrası doların 28 günde yüzde 11.8 artması konusunu nasıl değerlendirdiğini sordum.”Dolar fiyatındaki bu oynaklık iş dünysında oynatmalara neden olur” yanıtını verdi.

Son dönemde içte ve dışta en çok sorulan soru Türkiye ekonomisinin çıkmazda olup olmadığı...

Bu soruya yanıt arayanlar, ekonomimzin dışa bağımlılığı nedeniyle, yüksek cari açığı, kurda yüksek oynaklığı ile olumsuz bazı değerlendirmelerde bulunuyorlar.

IMF’nin Doğu Avrupa Bölgesel Raporu'nda da Türkiye’nin son dönemdeki gelişmelerden olumsuz etkilendiğinin altı çiziliyor. 2016 yılında yaşanan şokun alınan önlemlerle aşıldığı, büyümenin ivmelendirilerek, TL’nin değer kaybının ihracattaki talep artışı ile dengelendiği belirtiliyor.

Bugün alınması gereken önlemlere değinilirken, “Kamu giderlerini azaltan, mali koordinasyonu sağlayan, Orta Vadeli Program hedeflerinin üzerinde iyi tanımlanmış kapsamlı gelir/harcama tedbirlerini içeren, beklenilenin ötesinde parasal sıkılaştırmayla, Türkiye’ye yönelik güvensizliği azaltan bir programla yatırımcılar için yeniden dengelenmiş bir yapının” ortaya konulması öneriliyor.

Ancak bunların yapılmasıyla ABD’nin faiz artırma baskısının olumsuz etkisinin giderilerek, enflasyonun düşürülebileceği beklentisinin yeniden canlandırılabileceği bir sonucun ortaya çıkabilmesinin beklentilerin ötesinde bir sıklaştırmayla mümkün olacağı tekrarlanıyor.
Değerlendirmelerde kıyaslama ve ölçmeye ihtiyacımız vardır. Bu nedenle bir de The Economist’in mayıs sayısında, bizimle aynı ligdeki gibi sekiz ülkeyle ilgili verdiği bilgileri ele alalım.

The Economist’in verilerine göre, Türkiye 2017 yılında Çin Hindistan dahil en hızlı büyüyen ülke olmuşken, 2018 büyüme tahmininde yüzde 7.2 büyümesi beklenen Hindistan ve 6.3 büyüme tahmini yapılan Çin’in ardından 4.3 büyüme tahmini ile üçüncü sırada yer alıyor. Cari açığın milli gelire oranı açısından ise -5.3 oranındaki Arjanti’nin bile önünde -5.7 ile ilk sıradayız. Bütçe açığının milli gelire oranında ise -2.8 ile sekizli gruptan Brezilya, Arjantin, Güney Afrika ve Hindistan’dan daha iyi, Maksika ve Rusya’dan ise daha kötü durumdayız.

Bu sekizli gurupta enflasyonu en yüksek 22.5 olan Arjantin’in arkasında yüzde 10.7 ile ikinci, işsizlikte yüzde 26.7 olan Güney Afrika ve 13.1 olan Brezilya’nın arkasından üçüncü, on yıllık devlet tahvili faizinde ise en yüksek yüzde 13.8 ile ilk sıradayız.

Bu yazıyı yazarken ben de herkes gibi Cumhurbaşkanı’nın Merkez Bankası Başkanı ve ekonomi kurmaylarıyla dövizin hızlı yükselişi konusunda bir karar alıp almayacaklarını bekliyordum.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.