Ekonomi yavaşlıyor
Savaşın reel sektör üzerindeki etkilerini geçtiğimiz hafta değerlendirmiştik. Bu hafta elimizdeki veriler ile konuyu gündemde tutmaya devam edeceğiz.
Geçtiğimiz hafta PMI verileri üzerinden imalat sanayinde yavaşlamanın Mart ayında gayet belirgin olduğunu dile getirmiştik. Bankacılık sektörünün kredi gelişmeleri de bu durumu destekliyor.
Ticari kredilerin artış hızında düşüş var…
Savaş başlamadan önce, kur etkisinden arındırılmış, 13 haftalık ortalamaya göre ticari kredilerin yıllık artış hızı %32 seviyelerindeydi. Savaşın başlamasından sonra kredi büyüme hızının %24,7’ye gerilediğini gözlemliyoruz. Geçtiğimiz yıl aynı dönemde büyüme hızı %28,8, 2024 yılında %29,4 seviyesindeydi.
Tüketici kredilerinde de gerileme sürüyor…
Tüketici kredilerinin 13 haftalık ortalamaya göre yıllık büyüme hızı yıla %62 gibi oldukça yüksek bir seviyeden başlamıştı. Bu artış hem makroekonomik dengeler hem de finansal istikrar açısından çok yüksekti. Son veriler artış hızının %40’a gerilediğini gösteriyor. Her ne kadar yeni yıla göre artış hızı düşmüş olsa da yıllık TÜFE artışı ile karşılaştırıldığında hala %10 puanlık bir artışa işaret ediyor. Bankaların ticari krediler tarafında uymak zorunda olduğu makroihtiyati kısıtlamalar nedeniyle tüketici kredisi vermek daha cazip olabiliyor. Bu nedenle bankalar tüketici kredisi verme konusunda daha gönüllüler. Ortaya çıkan bu durum tüketimi destekliyor. Fakat diğer taraftan yurt içi talebi ve ithalatı canlı tutuyor.
Kredi kartları
Kredi kartlarının 13 haftalık ortalamaya göre büyüme hızı yıla %11,5 seviyesinden başlamıştı. Yıl içerisinde dalgalı seyretmekle birlikte son veriler kredi kartı kullanımının geçen yıla göre %3,2 gerilediğini gösteriyor. Bir başka deyişle, tüketiciler de savaş ortamında daha temkinli hareket etmeyi tercih ediyorlar. Kredi kartı kullanımındaki düşüş ile tüketici güvenindeki %10’luk düşüş birbirini teyit eder nitelikte.
İhracat iklim endeksi mart ayında geriledi
İstanbul Sanayi Odası tarafından yayınlanan ihracat iklim endeksi Mart ayında 50,3 seviyesine geriledi. Bu veri son 27 ayın en düşük verisi olarak kayda geçti. İhracat iklimi açısından en sert gerileme Orta Doğu ülkelerinde gözlendi. Orta Doğu ülkelerine yaptığımız ihracatın toplam ihracatımızın %16’sı kadar olduğunu hatırlamakta fayda var. Diğer taraftan, sevindirici haber Avrupa’da ekonomik aktivitenin hızlanıyor olması.
Euro bölgesi imalat PMI verileri Rusya-Ukrayna savaşı başladığından günümüze en yüksek seviyesine ulaştı. Altyapı ve savunma sanayi harcamaları Avrupa ekonomisini canlandırmaya başladı. Enerji fiyatlarının olumsuz etkileri Avrupa’da da muhakkak ortaya çıkacaktır. Fakat son gelişmeler Avrupa’da toparlanmanın süreceğine işaret ediyor. Nitekim, Almanya başta olmak üzere Euro bölgesindeki ticaret ortaklarımızda ihracat iklim endeksi iyileşiyor.
Mali alan kullanılmalı
Geçtiğimiz hafta kaleme aldığımız yazımızda cari açık ve finansmanının 2026 için önemine değinmiştik ve ekonomide yavaşlamanın cari açığın kontrolü açısından elzem olduğunu söylemiştik. Yukarıda çizdiğimiz resim cari açığın kontrol edilmesi açısından olumlu görülebilir. Fakat biz aynı kanaatte değiliz. Cari açığın kontrolüne ilişkin politikaların, ekonominin geneline yayılan bir yavaşlamadan ziyade açığı neden olan ithalat kalemlerine yoğunlaşması gerektiğini düşünüyoruz. Bu nedenle, cari açığı kontrol altında tutacak politikaların aktif bir şekilde kullanılması gerektiğini savunuyoruz.
Diğer taraftan, kontrolsüz bir ekonomik yavaşlamanın makroekonomik ve finansal istikrarı tehlikeye atmaması için son dönemde oluşan mali alanın kullanılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Geçtiğimiz on yılda yaşadıklarımız yurt içi üretim kapasitesinin (özellikle de stratejik olarak kritik sektörlerin) korunmasının ve kollanmasının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Pandemi döneminde yaşanan tedarik zinciri sorunları ve son dönemde dile getirilen tedarik zincirine dair riskler bunlara örnek olarak gösterilebilir. Bu nedenlerle, makroekonomik dengeleri düşünürken üretim kapasitemizi korumayı da düşünmemiz gerekiyor.