İthalatta gözetim farkı: İndirilemeyen KDV, artan maliyet ve Danıştay kararının etkileri

Dış ticaret erbabının, CFO’la­rın ve yeminli mali müşavir­lerin gümrük idareleri ile uzun yıllardır en çok ihtilaf yaşadığı alanların başında şüphesiz “İtha­latta Gözetim Uygulaması” gel­mektedir.

Ekonomi politikasının bir koruma aracı olarak kurgula­nan bu enstrüman, son dönemde yapılan radikal mevzuat değişik­likleri ve gümrük genelgelerinin iptaline ilişkin yargı kararlarıyla birlikte mali idare, gümrük ida­resi ve mükellef üçgeninde huku­ki bir kördüğüme dönüşmüştür.

Bu yazımızda, ithalatta göze­tim farkı üzerinden ödenen Kat­ma Değer Vergisi’nin (KDV) in­dirim hakkının kısıtlanmasını ve Danıştay’ın konuya ilişkin gün­cel yaklaşımını masaya yatırıyo­ruz.

1-Yasal zemin ve indirim hakkının kaldırılması

Bilindiği üzere, ithalatta göze­tim uygulamasına tabi bir malın, tebliğlerde belirlenen eşik de­ğerin altında bir kıymetle ithal edilmek istenmesi halinde, itha­latçılar ya Ticaret Bakanlığı’n­dan “Gözetim Belgesi” almakta ya da bu belgeyi temin edemedik­leri durumlarda gümrük beyan­namesinde malın kıymetini eşik değere yükseltmektedir. Bu ilave matrah, genellikle beyanname­nin “Yurt Dışı Giderler” hanesi­ne tevsik edilemeyen bir fark ek­lenmesi suretiyle gerçekleştiril­mektedir.

Geçmişte bu gözetim kaynaklı matrah farkı üzerinden ödenen fazla KDV, KDV Kanunu (KDVK) Madde 29 uyarınca mükellefler tarafından indirim hesaplarına alınarak finansal yük olmaktan çıkarılabiliyordu. Ancak, 24 Ka­sım 2023 tarihli ve 32379 sayı­lı Resmî Gazete’de yayımlanan 7846 sayılı Cumhurbaş­kanı Kararı ile bu durum kökten değiştirilmiştir.

Söz konusu Karar, da­yanağını KDVK Madde 36’dan almaktadır. Bu madde, Cumhurbaşka­nı’na KDV indirim hak­kını kısmen veya tama­men kaldırma, indirim hakkı kısıtlanan işlem­leri belirleme ve iade/indirim uygulamalarının usul ve esasla­rını düzenleme yetkisi vermek­tedir.

İlgili Karar uyarınca; ithalat­ta gözetim uygulaması, korun­ma önlemleri ve haksız rekabe­tin önlenmesi (anti-damping ve telafi edici vergi) mevzuatı kap­samında, gümrük beyanname­lerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar ile bu tutar­lar nedeniyle doğan ve KDV mat­rahına dahil olan her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması yasaklanmıştır.

2 31 Ocak 2026 tarihli tebliğ düzenlemesi ve uygulama esasları

Uygulamada doğan duraksa­maları gidermek amacıyla, 31 Ocak 2026 tarihli ve 33154 sayı­lı Resmî Gazete’de yayımlanan Katma Değer Vergisi Genel Uy­gulama Tebliğinde Değişiklik Ya­pılmasına Dair Tebliğ ile konu­nun usul ve esasları netleştiril­miştir.

Tebliğin getirdiği en kritik ye­nilik, indirim kısıtlamasına doğ­ru uyulup uyulmadığının takvim yılının altışar aylık dönemleri iti­barıyla denetlenmesidir. Yüküm­lülüğün şekli, ithalat tutarının Tebliğde belirlenen sınırı (söz konusu düzenlemede 2.600.000 TL) aşıp aşmamasına ve şirketin tam tasdik hizmeti alıp almama­sına göre değişmektedir.

3 Danıştay’ın kıymet kriterli gözetim genelgesi iptali ve geri verme süreci

Mevzuat cephesinde durum mükellef aleyhine ağırlaşırken, yargı kanadından çok önemli bir hamle gelmiştir. Danıştay, güm­rük idaresinin yasal bir dayanak olmaksızın sadece “kıymet krite­rine” dayanarak gözetim belgesi aranmasına yönelik düzenleyici işlemini mercek altına almıştır.

Danıştay 7. Dairesi, 26.11.2024 tarihli ve E:2024/2206, K:2024/4870 sayılı kararı ile Ti­caret Bakanlığı Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün 22.01.2019 tarih ve 2019/1 sayılı “Kıymet Kriter­li Gözetim Uygulaması” konulu Genelgesini iptal etmiştir. (Karar oybirliğiyle verilmiş olup, Danış­tay Vergi Dava Daireleri Kuru­lu’na temyiz yolu açıktır; dolayı­sıyla bu bir daire kararıdır, henüz kesinleşmiş bir VDDK kararı de­ğildir.)

Gerekçe: Danıştay, iptal ge­rekçesini büyük ölçüde huku­kun temel ilkelerine dayandır­mıştır. Karara göre Genelge’nin, geri verilen alacakların belirli usulde ödenmesi koşuluyla ceza­nın iptalini öngören düzenleme­si, yükümlüleri idari işlemi yar­gı önünde inceletme olanağından yoksun bıraktığından hak ara­ma özgürlüğüne, adil yargılanma hakkına ve hukuk devleti ile öl­çülülük ilkesine aykırıdır. Ayrı­ca kanuni sebep olmaksızın ce­za kararının kaldırılacağı yönün­deki düzenleme suç ve cezaların kanuniliği ilkesine; verginin ida­reye ödenmesi halinde gözetim belgesi aranmazken iade halinde aranması ise eşitlik ilkesine ay­kırı bulunmuştur. Esasa ilişkin olarak Danıştay, gümrük kıyme­tinin belirlenmesinde öncelikle satış bedelinin esas alınması ge­rektiğini ve gözetim uygulama­sının amacının malın ithal sey­rinin izlenmesi olduğunu; göze­tim belgesi ibraz edilmemesinin tek başına Gümrük Kanunu uya­rınca ek tahakkuk gerektiren bir durum oluşturmadığını vurgula­mıştır.

Sonuç: Bu iptal kararı, gözetim uygulamasının kendisini ortadan kaldırmaz; gözetim, ilgili Bakan­lık tebliğleri uyarınca yürürlükte kalmaya devam eder ve idare “sa­dece genelgedeki yöntem iptal edilmiştir” argümanını ileri sü­rebilir. Bununla birlikte kararın, gözetim uygulaması kapsamın­da fazladan tahsil edilen vergile­re ilişkin geri verme taleplerinde mükellefler lehine önemli bir hu­kuki dayanak oluşturacağı değer­lendirilmektedir. Ancak bu, oto­matik bir iade hakkı doğurmaz: iade için kural olarak beyanın ih­tirazi kayıtla yapılmış olması, iti­raz/dava süreçlerinin usulüne uygun işletilmesi ve mükellef le­hine kesinleşmiş bir yargı kararı bulunması önem taşır.

Bağlantılı sonuç: Aynı yakla­şımla, iade edilen tutarlar nede­niyle gümrük idarelerinin Güm­rük Kanunu Madde 235/1-c uya­rınca uyguladığı para cezalarının da yasal dayanağı tartışmalı hale gelmiştir.

4 Uygulamadaki çelişkiler ve mükellefin çıkmazı

Burada vergi hukuku mantığı açısından ciddi bir paradoks doğ­maktadır:

-Gümrük Kanunu açısın­dan: Danıştay, idarenin kıymet kriterli zorlamasını hukuka aykı­rı bulmakta ve haksız tahsil edi­len vergilerin iade edilmesi ge­rektiğine işaret etmektedir.

-KDV Kanunu ve Cumhur­başkanı Kararı açısından: Aynı gözetim farkı üzerinden ödenen KDV’nin indirim hakkı ise mü­kelleften alınmaktadır.

Mükellef, gümrükte malını çekebilmek için bu farkları be­yan etmekte, ancak ödediği ver­gi finansal bir yüke dönüşmek­tedir. Vergi idaresi ise yayımla­dığı özelgelerde (muktezalarda), 7846 sayılı Karar’ın lafzına bağlı kalarak, beyannamede tevsik edi­lemeyen her türlü yurt dışı gider farkına isabet eden KDV’nin in­dirimini reddetmektedir.

Sonuç ve CFO’lara tavsiyeler

İthalatta gözetim uygulaması, artık sadece bir dış ticaret işle­mi değil, doğrudan şirketin nakit akışını ve efektif vergi yükünü et­kileyen bir mali risk unsurudur.

Ekonomi yöneticileri için öne­rimiz; gözetim farkı ödenerek ya­pılan ithalatlarda, Danıştay’ın güncel iptal kararı dayanak gös­terilerek, gümrükte beyanın sü­resi içinde “İhtirazi Kayıtla” ya­pılması ve ardından idari/yargı­sal dava süreçlerinin (Gümrük Kanunu Madde 242 ve devamı) titizlikle işletilmesidir.

İhtirazi kayıt-önemli uyarı: Uygulamada ihtirazi kayıt, son­radan açılabilecek davaların ba­şarı şansını önemli ölçüde ar­tıran ve hak kaybı riskini azal­tan bir araçtır; tescil anında şerh edilmesi, tescilden sonra eklene­memesi nedeniyle kritik önem taşır. Bununla birlikte, somut olayın özelliklerine göre (sonra­dan ortaya çıkan hukuka aykırı­lıklar, düzenleyici işlemin iptali veya geri verme-kaldırma başvu­ruları gibi hallerde) ihtirazi kayıt bulunmayan işlemlerde de geri verme veya dava yollarının tama­men kapandığı söylenemez. Yine de en güvenli yol, beyanın baştan ihtirazi kayıtla kurulmasıdır; bu nedenle Danıştay kararına daya­narak geçmiş ithalatlar için doğ­rudan iade talebinde bulunma­dan önce her dosyanın ayrıca de­ğerlendirilmesi gerekir.

Ayrıca 31 Ocak 2026 tarihli tebliğ kapsamındaki bildirim ve YMM tevsik yükümlülüklerinin eşik değere göre eksiksiz yerine getirilmesi gerekir; aksi takdirde indirim konusu yapılan tutarlar ilerleyen dönemlerde cezalı ver­gi incelemelerine davetiye çıka­racaktır.

Finansal etki: İndirilemeyen KDV artık doğrudan bir maliyet/ gider unsuru haline geldiğinden brüt kârlılığı düşürebilir, efek­tif vergi oranını yükseltebilir ve işletme sermayesi ihtiyacını ar­tırabilir. Özellikle düşük marjla çalışan ithalatçı sektörlerde, gö­zetim farkına isabet eden indiri­lemeyen KDV’nin ürün maliyet­leri üzerindeki etkisinin transfer fiyatlaması, stok değerlemesi ve kârlılık analizleriyle birlikte de­ğerlendirilmesi önem taşımak­tadır.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 13.662,75 -1,64 %
Dolar 45,9034 0,12 %
Euro 53,5396 0,15 %
Euro/Dolar 1,1655 -0,04 %
Altın (GR) 6.707,43 -0,65 %
Altın (ONS) 4.539,90 -0,01 %
Brent 91,4120 -1,20 %