Transfer fiyatlaması incelemeleri hız kazandı: Mükelleflere erken uyarı
Vergi Denetim Kurulu (VDK) videolu eğitimler, dergi yazıları, seminerler, gözetim programı uygulamaları ile mükelleflere atacağı adımlarla ilgili çok sayıda paylaşım yapmaya başladı. Bu uyarıların iyi izlenmesi, bu konulara iyi hazırlanılması gerekiyor. “Mali İdare ne istiyorsa, nasıl istiyorsa öyle davranın, başınıza dert almayın” demiyorum. Neyin geldiğini görün, ne yaptığınızdan emin olun, yaptığınızın ne derece savunulabilir olduğunu tartın ve ya düzeltin ya da olası eleştirilere hazırlanın.
Son haftalarda Vergi Denetim Kurulu’nun (VDK) internet sitesinde yayımlanan yazılar ve yeni bir videoyla beraber kamuoyuyla paylaşılan açıklamalardan da görüleceği üzere Transfer fiyatlaması incelemelerinde belirgin bir yoğunlaşma var. Üstelik bu yoğunlaşma yalnızca sayıda değil; incelemenin derinliğinde, kullanılan veri setinde ve mükelleften beklenen belgeleme kalitesinde de kendini gösteriyor.
VDK neye bakıyor, nasıl seçiyor?
VDK’nın kendi paylaşımlarından ve uygulamadan anlayabildiğimiz kadarıyla, mükellef seçiminde birkaç parametre öne çıkıyor:
1 Grup içi işlem hacminin ciroya oranının büyüklüğü,
2 Yurt dışı bağlı şirketlerle yapılan hizmet alımlarının sürekliliği ve büyüklüğü,
3 Grup içi mal ve hizmet alış verişinde bulunup yıllar içinde sürekli zarar veya düşük kâr marjı açıklayan şirketlerin sektör ortalamasıyla karşılaştırılması,
4 Son dönemde yeni bir odak noktası olarak öne çıkan gayri maddi hak ödemeleri.
Burada dikkat çekmek istediğim nokta şu: İnceleme elemanı artık masaya boş elle gelmiyor. Sektör verisi, emsal oran çalışması, kamuya açık finansal veriler ve başka mükelleflerden toplanmış bilgi önceden hazırlanmış durumda. Yani siz belgelerinizi hazırlamadan önce, karşı tarafın bir ön varsayımı çoktan oluşmuş olabilir.
En sık karşılaşılan hatalar
1 Yıllık transfer fiyatlaması raporunun sadece “şekli bir ödev” olarak görülmesi. Oysa bu rapor, inceleme başladığında savunmanın ilk silahıdır. İçeriği zayıf, emsal analizi güncellenmemiş, fonksiyon-risk analizi kopyala-yapıştır bir rapor, sizi korumaz; aksine inceleme elemanının işini kolaylaştırır.
2 Grup içi hizmet alımlarının belgelendirilmesindeki eksiklik. “Hizmetin fiilen alındığını” ispatlayan e-postalar, proje çıktıları, saat kayıtları ve hizmetten sağlanan faydanın somut göstergeleri olmadan ödenen bedel, bugün büyük bir riskin adıdır. VDK’nın eğitim videosunda da açıkça belirtildiği üzere, VDK artık yalnızca faturaya değil, hizmetin gerçekliğine bakıyor. Rakamlar büyüdükçe yurt dışından ilişkili şirketlerden alınan hizmetlerin gerçekliği şirkete sağladığı faydaya dönük olabildiğince ayrıntılı belge, sonuç derlemek ve dosya olarak hazır tutmak gerekir.
3 Özellikle merkezi hizmetlerin, bir paylaşım metodu ile ilişkili şirketlere paylaştırılmasında ayrıntılı çalışmalara ihtiyaç duyulacaktır. Bu konuda son yıllarda yapılan ödemenin hizmet değil gayri maddi hak ödemesi olduğu yönünde eleştiri yapıldığı gözlemlenmiştir.
4 Gayri maddi hak ödemelerinde ekonomik sahipliğin kurgulanmamış olması. Royalty ödüyorsunuz; peki o markayı, o teknolojiyi, o know-how’ı kim geliştirdi, kim değerini artırdı, kim riske girdi?
Peki, şimdi ne yapmalı?
Önerilerimi, kendi ofisimizde müşterilerimize verdiğimiz kontrol listesinden hareketle, olabildiğince somut aktarmaya çalışayım.
1 Son üç yılın transfer fiyatlaması raporlarını bugün masaya yatırın. Kullanılan emsal setleri güncel mi, fonksiyon-risk analizi şirketin bugünkü yapısını yansıtıyor mu, yöntem seçimi hâlâ savunulabilir mi? Bu soruların cevabı “emin değilim” ise, raporu güncellemek için incelemenin başlamasını beklemeyin.
2 Grup içi hizmet alımlarınızı her bir hizmet için; niteliği, faydası, bedel tespit yöntemi, belgeleri ve ekonomik gerekçesi ayrı ayrı yazılı hale getirilsin. “Dosya hazır ” dediğinizde, gerçekten hazır olsun.
3 Yıllar içinde sürekli zarar veya sektörün altında marjla karlılık bildiriyorsanız, bunun ekonomik gerekçesini siz yazın. Pazar girişi, kur şoku, hammadde maliyetleri, grup içi fiyat politikası… Nedeni her ne ise, belgeye dayansın ve zaman içinde değişen koşulları yansıtsın. Aksi hâlde, “sürekli zarar eden bir ticari işletme olmaz” cümlesiyle karşılaşmanız işten bile değil.
4 Yurt dışı ilişkili kişilerle kurulan sözleşmeleri gözden geçirin. Sözleşmenin tarihi, tarafları, riskleri kimin üstlendiği, bedelin nasıl hesaplandığı; kâğıt üzerinde yazanla fiilen yapılan aynı mı? Uygulamanın sözleşmeye uyumsuz olduğu durumlarda, hangisi emsaldir tartışmasına düşmeniz çok olası.
5 Peşin Fiyatlandırma Anlaşması (APA) seçeneği ne yazık ki Türkiye’de yeterince efektif hale getiremedik. Mali İdarenin bu konuda hızlanması gerekiyor ki mükellefler bu araca daha fazla başvurabilsinler. İşletilebilse mükellefler önlerini daha rahat görebilecekler.
Transfer fiyatlaması, bir “belgeleme disiplini” olduğu kadar bir “kurumsal hikâye yazma” işidir. Şirketinizin hikâyesini, iş modelinizi, grupla olan ilişkinizin gerçek doğasını siz yazmazsanız; birileri sizin yerinize yazıyor. Ve inanın, bu ikinci ihtimal hiç hoşunuza gitmiyor. VDK’nın açıklamaları, sahanın yönünü çok net gösteriyor. Mükelleflerin bu dalgayı kıyıda seyretme lüksü yok. Bugün yapılacak iki haftalık bir öz-değerlendirme çalışması, yarın aylara yayılacak bir incelemenin sonucunu değiştirebilir.