“Türkiye sanayisi için dönüşüm zamanı"

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Küresel ticaretin yeni kuralları ve Avrupa pazarındaki sınırda karbon düzenlemeleri küçük işletmeleri köklü bir değişimle karşı karşıya getiriyor. Türkiye ekonomisinin üretim, istihdam ve ihracat yükünü omuzlayan 3,9 milyona yakın KOBİ için yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorumluluk veya mevzuat uyumu değil; doğrudan pazar payını koruma, maliyetleri yönetme ve küresel tedarik zincirinde kalabilme meselesi. Yeni dönemde rekabetin anahtarı yalnızca çok üretmekten değil; verimli, izlenebilir ve düşük karbonlu üretmekten geçecek.

Türkiye ekonomisinin yüzde 99,6’sını oluş­turan KOBİ’ler, küre­sel ekonomide değişen üre­tim ve ticaret kurallarıyla ye­ni bir döneme giriyor. Avrupa pazarındaki karbon düzenle­meleri, büyük şirketlerin te­darik zinciri beklentileri ve yükselen enerji maliyetleri, 3,9 milyona yakın işletme­nin iş yapış biçimini değiş­tirecek. Yeşil dönüşüm artık yalnızca çevresel bir sorum­luluk değil, rekabet gücünü ve gelecekteki pazar payını belirleyen ekonomik bir me­sele. Türkiye İstatistik Ku­rumu (TÜİK) verilerine gö­re KOBİ’ler toplam istihda­mın yüzde 68,5’ini, cironun yüzde 44,1’ini, üretim değe­rinin yüzde 39,8’ini ve katma değerin yüzde 41,2’sini oluş­turuyor. Dolayısıyla bu işlet­melerin dönüşüme katılımı, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü de doğrudan etkile­yecek.

İhracatın yarıya yakını Avrupa’ya

KOBİ’ler Türkiye’nin top­lam ihracatının yüzde 29,6’sı­nı gerçekleştirirken, bu ih­racatın yüzde 48’ini Avrupa ülkelerine yapıyor. Bu neden­le Avrupa Birliği’nin Sınır­da Karbon Düzenleme Me­kanizması (SKDM), Türk işletmeleri açısından doğru­dan ticari önem taşıyor. Ma­li yükümlülük dönemine ge­çen mekanizma; demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörle­rindeki belirli ürünlerin itha­latında gömülü emisyonlara dayalı maliyet oluşturuyor.

Düzenleme doğrudan kap­sam dahilindeki ürünleri ilgi­lendirse de etkisi tedarik zin­cirine yayılıyor. Avrupa’ya ih­racat yapan büyük üreticiler, tedarikçilerinden enerji tü­ketimi ve karbon emisyonla­rına ilişkin veri talep edebili­yor. Böylece doğrudan SKDM kapsamında olmayan küçük metal işleme, tekstil ve ma­kine işletmeleri de müşteri­lerinin sürdürülebilirlik kri­terlerine uyum sağlamak zo­runda kalabiliyor. Üretimin izlenebilir olması, enerji ve ham madde tüketiminin öl­çülmesi ve çevresel perfor­mansın raporlanması giderek önem kazanıyor. Karbon veri­sini ölçemeyen işletmelerin uluslararası tedarik zincirle­rinde tercih edilmesi zorlaşa­bilecek.

Rekabet artık fabrikadaki üretim biçimiyle ölçülecek

Küresel ticarette fiyat, ka­lite ve teslimat süresinin ya­nına çevresel performans da ekleniyor. Enerji tüketimi, karbon emisyonu, su kullanı­mı ve atık yönetimi yeni reka­bet unsurları haline geliyor. TÜİK verilerine göre imalat sanayindeki KOBİ’lerin yüz­de 54,8’i düşük teknoloji sı­nıfında üretim yapıyor. Bu tablo, üretim altyapısının ye­nilenmesi ve kaynak verimli­liğinin artırılması ihtiyacını ortaya koyuyor.

Dönüşümün öncelikle­ri sektörlere göre değişiyor. Tekstilde su tüketiminin azaltılması, metal sanayisin­de enerji verimli makineler, gıdada soğuk zincir, lojistikte yakıt tüketimi ve tarımda su yönetimi öne çıkıyor. Dolayı­sıyla KOBİ’lerin yeşil dönü­şümü, faaliyet alanına ve üre­tim kapasitesine göre şekille­necek. Dijitalleşme de kaynak kullanımının izlenmesini ve üretim kayıplarının azaltıl­masını sağlayarak maliyet avantajı yaratabilecek.

Dönüşümün ilk adımı büyük yatırım değil, ölçüm

Yeşil dönüşümün ilk aşa­ması, yüksek maliyetli yatı­rımlardan önce işletmenin mevcut durumunu belirle­mek. Elektrik ve doğal gaz tü­ketimi, üretim başına su kul­lanımı, atık miktarı ve üretim kayıplarının ölçülmesi, yatı­rım önceliklerini gösterecek.

Enerji etütleri, karbon ayak izi hesaplamaları ve su-atık yönetimi analizlerinin ar­dından verimsiz makinelerin yenilenmesi, ısı geri kazanı­mı, çatı GES ve dijital enerji takip sistemleri değerlendi­rilebilir. Bu yatırımlar emis­yonları azaltmanın yanı sıra enerji ve üretim maliyetleri­ni de düşürebilir. Her işletme için aynı yatırım modeli uy­gun olmayacağından teknik danışmanlık ve ihtiyaç anali­zi önem taşıyor.

Bu dönüşümün finansmanı nasıl sağlanacak?

KOBİ’lerin yeşil dönüşü­mündeki en önemli engeller­den biri finansman. Özellik­le mikro ve küçük işletmeler için makine yenilemek, ener­ji verimliliği yatırımı yapmak ve yeni teknolojilere geçmek ciddi kaynak gerektiriyor. Üstelik bu yatırımların ge­tirisi her zaman kısa vadede ortaya çıkmıyor. Bu nedenle uzun vadeli ve öngörülebilir ödeme koşullarına sahip fi­nansman modellerine ihti­yaç duyuluyor.

Bankacılık sektörü bu sü­reçte yalnızca kredi sağla­makla değil, yatırım ihtiya­cının belirlenmesi ve uygun finansman modellerinin oluşturulmasıyla da rol üstle­nebilir. Yeşil krediler, leasing ve uluslararası finans kuru­luşlarından sağlanan kaynak­lar KOBİ’lerin değerlendire­bileceği seçenekler arasında bulunuyor. İşletmelerin doğ­ru teknolojiyi ve yatırımın ge­ri dönüş süresini belirleyebil­mesi için teknik danışmanlık ve proje geliştirme desteği de gerekiyor.

Kamu destekleri dönüşümün hızını belirleyecek

KOSGEB’in yeşil dönüşüm destekleri ile TÜBİTAK’ın sanayide yeşil dönüşüm ve Ar-Ge programları, işletme­lerin teknoloji ve üretim sü­reçlerini geliştirmelerine yö­nelik imkanlar sunuyor. Bu desteklerin özellikle dönü­şüm ihtiyacı yüksek mikro ve küçük işletmelere ulaşması önem taşıyor.

Kamu, finans sektörü, sa­nayi kuruluşları ve teknoloji sağlayıcıları arasındaki işbir­liği dönüşümün kapsamını genişletebilir. Büyük şirket­lerin tedarikçilerini hazır­laması, bankaların uygun fi­nansman sağlaması ve kamu desteklerinin yatırımları ta­mamlaması, KOBİ’lerin yeni üretim ve ticaret koşullarına uyumunu hızlandıracak. Dö­nüşümün başarısı, bu imkan­ların yalnızca büyük işletme­lere değil, sınırlı sermaye ve insan kaynağına sahip küçük işletmelere de ulaştırılma­sına bağlı olacak. Aksi halde KOBİ’ler, küresel pazarlarda rekabet avantajı elde etmek yerine yeni ticaret kuralları­nın getirdiği maliyetlerle kar­şı karşıya kalabilecek.

“Türkiye sanayisi için dönüşüm zamanı" - Resim : 1

COP31’de iş dünyasının gündemi: Taahhütten uygulamaya

Antalya’da gerçekleşti­rilecek COP31, iklim po­litikalarının yanı sıra iş dünyasının dönüşüm ihti­yaçlarının da tartışılacağı uluslararası bir platform olacak. Zirvenin finans ve ticaret, enerji, sanayi ve teknoloji başlıkları KO­Bİ’lerin geleceği açısından da önem taşıyor. Zirvede iş dünyasının beklenti­lerinden biri de küresel iklim hedeflerinin somut yatırım ve finansman me­kanizmalarına dönüştü­rülmesi olacak. KOBİ’ler açısından ise asıl mesele, uluslararası düzeyde alı­nan kararların üretim te­sislerinde nasıl uygulana­cağı olacak.

Dönüşümü planlayan KOBİ’ler rekabette öne çıkacak

Yeşil dönüşüm KOBİ’ler için yeni maliyetler ve yü­kümlülükler getirse de enerji tasarrufu, kaynak verimliliği ve yeni pazar­lara erişim fırsatları sunu­yor. Karbon verisinin öl­çülmesi, üretim süreçle­rinin yenilenmesi ve yeni teknolojilere yatırım za­man ve finansman gerek­tiriyor. Bu nedenle dönü­şümün ertelenmesi, işlet­melerin rekabet gücünü zayıflatabilir. KOBİ’lerin sürece dahil olabilmesi için bilgi, teknoloji, danış­manlık ve uygun finans­man desteğinin birlikte sunulması gerekiyor.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 11.165,44 0,13 %
Dolar 49,8370 0,06 %
Euro 55,5909 0,32 %
Euro/Dolar 1,1155 0,28 %
Altın (GR) 6.499,24 0,69 %
Altın (ONS) 4.038,73 -0,54 %
Brent 111,29 1,38 %