23 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

"Aslolan özel sektördür, onun yatırım yapmadığı alanlarda devlet yatırım yapacak"

İnce’nin, “Aslolan özel sektördür. Onun yatırım yapamadığı alanlarda devlet yatırım yapacak” sözünü irdelerken, bir yandan özelleştirmelerle ortaya çıkan sonuca baktım, diğer yandan Doğu ve Güneydoğu başta olmak üzere uzmanların yatırım önerilerini inceledim. Vardığım sonuç, sınır ötesi komşularımızın ihtiyaçlarını da gözeten kamu/yerel özel sektör yatırımları modelinin geliştirilmesinin geliştirilmesinin gerekliliği oldu.

Başlıkta yer alan görüş, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’ye ait. Bir dostum bu söz üzerine özelleştirmeleri ele almamız gerektiğini, yeni yatırım modelinde kamu özel sektör iş birliğinin önemli olduğunu belirterek, “Kamunun yatırımlarının özelleştirildiği, özel sektörün yatırım yapmayacağı alanlara bir bak. Sümerbank, Et-Balık Kurumu, TEKEL, SEKA ve şeker fabrikalarının durumunu gör. Kaçının yerine AVM yapıldığını araştır. Göreceksin, bizim belli bölgelerde Doğu ve Güneydoğu'da yatırım için özel sektör/kamu birlikteliğine ihtiyacımız var” dedi.

Gerçekten de Sümerbank’ın 2000’li yıllarda özelleştirilen birçok fabrikasının arazisi üzerine ya AVM ya da konut projesi yapıldığına tanık oldum. Doğu ve Güneydoğu’daki birçok dokuma ve deri-ayakkabı fabrikalarının yerini özelleştirme sonrası yeni, işçi çalıştıran işletmeler almamış.
1931’de kurulan Sümerbank, zaman içerisinde, Karabük Demir-Çelik, SEKA gibi, farklı alanlarda kamu kurumlarını kurup geliştirerek ayrılıp kendi başlarına yola devam etmelerini sağlamış. 1990’lardan başlayarak bu kurumlar özelleştirme kapsamına alınmış, 2000’li yıllardaki özelleştirmelerle de bu kurumların kamu kurumu özelliğine nokta konulmuş.

Sümerbank ile aynı dönemde ve ardından Et-Balık Kurumu, TEKEL gibi kurumlar özeleştirildi. Bunlara son olarak 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi eklendi.

Bu özelleştirmelerin yarattığı sonuçları olumsuz görenler Muharrem İnce’nin önerisine benzer, Doğu ve Güneydoğu illerinde ve gerice yörelerde yörenin insanları ve kamu işbirliği ile kamu/özel sektör yatırımlarını önerirken şu noktalar üzerinde duruyorlar.

- Bu tür yerel projelerin hayata geçmesi ile istihdam yaratılarak gerice yörelerdeki yüksek işsizlik oranları azaltılabilir. Bu genel işsizliğin de gerilemesi sonucunu getirecektir.

- İnsanların yerinde iş bulmalarıyla yurt içi göç dalgası önlenir ve İstanbul başta olmak üzere belli kentlere aşırı yığılmanın önüne geçilebilir.

- Doğu ve Güneydoğu’da hayvancılık ve tarımın yeniden canlandırılacağı projeler ele alınabilir. Mera ıslahlarıyla ve mera hayvancılığı geliştirilmesiyle, daha ucuz üretim yapılırken, ette ithalata bağımlılık azaltılır. Mercimek tarımı gibi, bir zamanların önemli tarımsal ürünlerinin üretimi yeniden ihya edilebilir. Tarım ürünlerinde yeterlilik sağlanırken, artan ithalatın önüne geçilir.

- Komşu olduğumuz ülkelerin taleplerine uygun yatırımlarla, ihracat imkanı artar. Örneğin; önemli yıkıma uğramış olan Irak ve Suriye’nin kentlerinin imarı konusunda ihtiyaçları olacak yapı malzemesi üretimine Güneydoğu’da kurulacak tesislerle destek olunması düşünülebilir.

- Komşu ülkelerin gıda, tekstil konfeksiyon, yapı malzemesi gibi ihtiyaçlarına cevap verecek yeni yatırımlar Doğu ve Güneydoğu illerinde kurulacak tesislerle hayata geçirilebilir.

- Bu tür yatırımların gündeme alınıp hayata geçmesi, ülkemizin giderek artan bölgeler arası gelişmişlik farklarını giderici frenleyici bir sonuç doğurur.

Son dönemlerdeki tüm destekler ve teşvikler, özel sektör yatırımları açısından Doğu ve Güneydoğu'da yeterli cazibeyi yaratmamıştır. Bu nedenle gerice yörelere yerel aktörlerin özel sektör olarak katılımının sağlandığı, karlı olabilecek kamu/özel sektör iş birliğini içeren bir yatırım modeli geliştirilmesinin imkanı aranmalıdır.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.