Avrupa’nın zehirli toprakları hakkında
BERTRAND BADRÉ
Dünya Bankası Eski Genel Müdürü ve CFO'su
Avrupa Birliği hangi varlıkların stratejik olduğuna karar verdiğinde, genellikle rakibinin üretime hakim olduğu (ya da bir gün hakim olabileceği) varlıklara odaklanır. Bu yüzden yarı iletkenler, piller, nadir toprak elementleri ve hidrojen hakkında bu kadar çok şey duyuyoruz. Ama başka bir yerde tekrarlanamayacak bir AB varlığı hakkında neredeyse hiçbir haber duymuyoruz. Sizce nedir bu varlık? Doğrudan konuya girmek adına biz söyleyelim: “Avrupa'nın toprakları.”
Sıklıkla peyzajın bir parçası olarak kabul edilen toprak, aslında hayati bir altyapıdır. Gıda sistemlerimizin temelini oluşturur ve dünyanın tükettiği yiyeceklerin yüzde 95'ini üretir. Ayrıca Avrupa toprakları yaklaşık 75 milyar ton karbon barındırır; bu, ormanlarının canlı biyokütlesinden birkaç kat daha fazla karbon içerir ve gözenekli yapısı, kuraklıklar ve sellere karşı tampon görevi görür. Buna hayati verilere rağmen gelinen noktada Avrupa'nın toprağı ölüyor. Avrupa Komisyonu'na göre, AB topraklarının yaklaşık yüzde 70’i sağlıksız ve bozulmaları ekonomiye yıllık 58 milyar dolardan fazla ek yük getiriyor. Birkaç santimetre kadar verimli üst toprağın oluşması bin yıla kadar sürebileceği için, bu yolda ilerlemek ciddi sonuçlar doğurabilir.
Avrupa’daki kör politikacılar meseleyi çözmek için adım atmadı mı peki? Elbette attı. Yılın başında yürürlüğe giren “Toprak İzleme Yasası”, karbon içeriği, erozyon, biyolojik aktivite ve suyu tutma ve sızdırma kapasitesinin değerlendirilmesi için ortak bir çerçeve belirledi. 2024 tarihli bir düzenleme, üye devletlerin yedi özel ekosistem hizmeti için hesaplar derlemelerini zorunlu kıldı. Son olarak Temmuz ayında, Avrupa Komisyonu, çiftçilerin ölçülebilir toprak sonuçları için finansal ödüllere erişmelerine yardımcı olacak sertifikasyon metodolojilerini benimsedi.
Fakat birliğin eksik olduğu şey, bu önlemleri birbirine bağlayan ve sağlıklı toprağı koruyanlar için avantaja dönüştürecek kapsamlı bir plan. Çünkü “Ortak Tarım Politikası” sürdürülebilir uygulamalar için ödeme yapar, ancak toprak sağlığı ve su tutmada doğrulanabilir iyileşmeler için sonuç üretmez.
Sadece ne ürettiğini sayarsan zehirlenirsin
Sonuç olarak tüm dünyada dönemsel ilerlemelere rağmen, toprak bozulması konusundaki çabalar parçalı kalıyor. Dolayısıyla Avrupa, ölçümün önemi ve toprak restorasyonunu ödüllendiren kuralların gerekliliği konusunda hemfikir olan hükümetler tarafından desteklenen bir toprak ittifakını teşvik etmeli. Ayrıca bu gündemi Ekim ayında Ermenistan'ın Erivan kentinde düzenlenen BM Biyolojik Çeşitlilik Konferansı ve Kasım ayında Türkiye'nin Antalya kentinde düzenlenen BM İklim Değişikliği Konferansı'nda da takip etmeli ve yeni dayanıklılık çerçevesinin temel taşı haline getirmeli.
Fransız şairi René Char'ın yazdığı gibi, "Mirasımız bize hiçbir vasiyetle bırakılmadı." Toprak bir nesilden nesile geçer ancak ekonomik hesaplarımızda yer almıyor. Bunun yerine, onlarca yıldır Avrupa sadece ne ürettiğini saydı, sahip olduklarını değil. Bu değişmedikçe ve değişene kadar, kıtanın toprağının yavaş ölümü devam edecek.