15 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

“Halkımın tükürüğü benim gıdamdır”

Süleyman Beyin yasaklı döneminde 80’li yıllarda kendisiyle “Su ve toprak meseleleri ” üzerine bir röportaj yapıp Finans Dünyası dergisinde yayınladım. Yankı uyandırdı. Bunun ardından Ankara gezilerimde sık sık buluşup, uzun söyleşiler yapmaya başladık. 

Yasaklılığının sona erdiği günlerde bir gün, telefonla Süleyman Bey’le Atatürk Barajı ve GAP gezisine davet edildim. O gezide Harran’a da uğradık. Demirel’e bir kısrak hediye edildi. O da belediye başkanına bir Murat Otomobil armağan etti. Demirel’i Haran’da toz toprak içerisinde birçok kişi öptü. Tükürük içinde bıraktı. 

Bundan üç dört gün sonra Bursa gezisinde önce mitingi izledik, sonra Cavit Çağlar’ın Kurşunlu’daki villasının bahçesinde akşamüstü bir araya geldik. Yemek hazırlanırken bahçede çim üzerinde sohbet ederken, “Efendim bir şey sormak istiyorum...” dedim. Koluma girip özel bir şey soracağım düşüncesiyle, beni gruptan ayırdı bir kaç adım öteye götürüp, “Sor” dedi. “Efendim çok hoş bir akşamüstü burada her şey çok hoş. Üç gün önce Harran’da toz toprak içinde herkes sizi şapur şupur öptü, tükürükleri yanağınızdan aktı. Nasıl tahammül ediyorsunuz?” Hiç sektirmeden “Halkımın tükürüğü benim gıdamdır” diye cevap verdi. 

Süleyman Demirel, “Böyyük Türkiye” ideali olan üretici ve yatırımcı bir liderdi. Bu konuda da dışa açılma ve liberalleşmede de, demokratikleşmede de önemli adımlar attı, başarılar elde etti. Yanlışları ve eksikleri de oldu... 

İlk Başbakanlığı’nda 1965- 71 döneminde yüzde 7 yıllık kalkınma yüzde 5 enflasyonla önemli bir kalkınma hamlesini gerçekleştirdi. Aynı dönemde Sovyetlerden aldığı çorak toprak için Bezostia, Meksika’dan getirdiği sulak arazi için Sonara 64 tohumları ile buğday üretimini Tarım Bakanı Bahri Dağdaş’ın katkısıyla hızla arttırdı. Keban dâhil birçok baraj ve gölet kurduktan sonra, Amerika ağır sanayi yatırımlarına destek talebi “Siz tarım ülkesisiniz” diye reddedince, Sovyet Lideri Kosigin ile konuşup Sovyetlerin desteğiyle Afşin Elbistan, Seydişehir Alüminyum ve İskenderun Demirçelik yatırımlarını gerçekleştirdi. Kosigin’den “Gelen teknisyenler komünizm propagandası yapmasın ”sözünü almasına karşın, propaganda yaptığı için sınır dışı edilen tek teknisyen Jirinovsky, sonra ülkesinin milliyetçi lideri oldu. 

Demirel 1980’de 24 Ocak kararlarını bürokratlar ve Turgut Özal ile hazırlatıp yürürlüğe koydu. 12 Eylül darbesi sonrası yasaklandı. Yasaklı dönemi sonrası yeniden siyasete dönüp “nerde kalmıştık...” diyerek yeniden siyaset sahnesinde yer alınca, ekonominin dışa açılması ve liberalleşmesi adımlarının atılmasına destek verdi. İthal ikamesi döneminin son bulmasına kapı açtı. AB üyeliğine desteğe dönük çalışmalarda bulundu. 1996’da gerçekleşen Gümrük Birliği’ne doğru yolculuğun temellerini hazırladı. Demirel, üçüncü döneminde 1990’lardaki Başbakanlığında “Popülist” bir tutum gösterdi. Taban fiyatı konusunda miting alanında “Kim ne veriyorsa 5 lira fazlasını veririm” söylemi ve “emeklilik yaşını aşağıya çekmesi” bunun göstergeleri oldu. 

Demirel’in dördüncü yöneticilik dönemi diyebileceğimiz Cumhurbaşkanlığı dönemi ise hem siyasal açıdan, hem ekonomide yol göstericiliği açısından tam anlamıyla yol gösterici “Akil adam” dönemiydi. 

Demirel ağırlıklı olarak “Yollar yürümekle aşınmaz” diyecek kadar hoşgörülü bir demokrattı. Hiçbir siyasi rakibine kin beslemedi. Hiçbir yazar ve karikatüristi mahkûm ettirmeye çalışmadı. Buna karşın üç gencin idamı oylaması ve Çetin Altan’ın Meclis’te dövdürülmesi gibi olumsuzluklar içeresinde de yer aldı. 

Ama hem ekonomik kararları, hem demokratik kararlarında olumlulukları, olumsuzluklarına terazide ağır bastı. Önemli bir Cumhuriyet siyasetçisi olarak kendisine rahmet, yakınlarına ve halkımıza başsağlığı dilerim.