Her şeyin cevabı varsa, bilmenin değeri kalır mı?

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Ekonomide basit bir kural vardır: Bir şeyin arzı hızla artarken talebi aynı ölçüde artmı­yorsa, o şeyin değeri düşme eğilimi gösterir. Pa­ra için buna enflasyon diyoruz. Peki aynı durum bilgi için de geçerli olabilir mi?

Yapay zekâ artık birkaç saniyede makale yazı­yor, finansal analiz hazırlıyor, yazılım geliştiyor, hukuki metinleri yorumluyor. Eskiden saatlerce araştırma gerektiren bir sorunun cevabı, bugün tek bir cümlelik komutla karşımıza çıkıyor. Bilgi üretmenin maliyeti hızla düşerken bilgi miktarı olağanüstü artıyor.

İşte buna bilginin enflasyonu diyebiliriz.

Enflasyonda paranın satın alma gücü azalır­ken, bilgi enflasyonunda her bilginin değeri düş­müyor. Kolayca üretilebilen, tekrar edilen ve doğ­rulanmamış bilginin ayırt edici değeri azalıyor. Buna karşılık güvenilir, özgün ve doğru yorum­lanmış bilgi giderek daha kıymetli hale geliyor.

Bilmek artık yetmeyecek

Yıllarca eğitim sistemimiz bize doğru cevap­ları bulmayı öğretti. İş hayatında uzun süre en fazla bilgiye sahip olan kişiler öne çıktı. Dene­yimli bir yönetici, yıllar içinde biriktirdiği bilgi sayesinde diğerlerinden ayrışabiliyordu.

Şimdi bu düzen değişiyor.

Bir şirketin finansal tablolarını yapay zekâ­ya yüklediğinizi düşünün. Saniyeler içinde oran analizlerini yapar, geçmiş yıllarla karşılaştırır, riskleri sıralar. Aynı raporu hazırlamak için eski­den günlerce çalışan bir uzmanla yapay zekânın ürettiği sonuç ilk bakışta birbirine benzeyebilir.

YZ bazen yanlış bir bilgiyi son derece ikna edici biçimde sunabilir. Akıcı bir cevap, doğru bir cevap anlamına gelmez.

En çok cevabı bilen değil, hangi cevaptan şüp­he etmesi gerektiğini bilen olmak gerekiyor.

Bu dönüşüm yalnızca iş dünyasını ilgilendir­miyor. Çocuklarımızın eğitiminden yatırım ka­rarlarımıza, sağlığımızdan günlük tercihlerimi­ze kadar hayatımızın her alanına uzanıyor. Bir konuda bilgi sahibi olduğumuzu düşünmekle, o konuyu gerçekten anlamak arasındaki mesafe giderek açılabilir.

Üstelik yeni bir tehlikeyle karşı karşıyayız: Düşünme zahmetinden vazgeçmek.

Eskiden bir sorunun cevabını ararken kitap­lar karıştırır, farklı görüşleri karşılaştırır, bazen günlerce düşünürdük. Bu süreç yalnızca bilgiye ulaşmamızı sağlamaz, düşünme becerimizi de geliştirirdi. Şimdi cevaba ulaşmak o kadar kolay ki sorunun üzerinde düşünmeye gerek duyma­yabiliyoruz.

Oysa zihnimizi geliştiren şey yalnızca cevap­lar değil, cevaplara ulaşırken verdiğimiz zihin­sel mücadeledir.

Belki de yapay zekâ çağının en büyük paradok­su burada yatıyor: İnsanlık tarihinin en güçlü bilgi araçlarını geliştirirken, kendi düşünme be­cerilerimizi kullanma ihtiyacımızı azaltıyoruz.

Bu nedenle geleceğin eğitiminde, iş dünyasın­da ve hatta kişisel hayatımızda yeni bir ölçüte ihtiyacımız var. Ne kadar bildiğimizden çok, bil­diklerimizle ne yapabildiğimiz önem kazanacak. Doğru soruları sormak, farklı bilgileri ilişkilen­dirmek, hataları fark etmek ve gerektiğinde ço­ğunluğun kabul ettiği bir cevaba itiraz edebilmek.

Çünkü bilgi bolluğu, kendiliğinden bilgelik üretmiyor.

Bir papağana konuşmayı öğretebilirsiniz. Hatta yeterince kelime öğretirseniz saatlerce konuşabilir. Peki yüzlerce papağanı aynı odaya koyup birbirlerinden öğrenmelerini isterseniz, sonunda ortaya bilgi mi çıkar, yoksa yalnızca tekrar edilen sesler mi?

Her sorunun cevabını makinelerden alma­ya başladığımızda, bir gün kendi başımıza ce­vap veremediğimizi fark edersek, gerçekten da­ha bilgili mi olmuş olacağız yoksa biz de o sesleri tekrar eden bir papağan mı olacağız?

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 11.116,99 -0,92 %
Dolar 49,7631 0,14 %
Euro 55,8775 0,37 %
Euro/Dolar 1,1220 0,15 %
Altın (GR) 6.439,21 -0,80 %
Altın (ONS) 3.990,83 -0,12 %
Brent 110,27 -1,49 %