12 °C
Osman AROLAT
Osman AROLAT AROLAT'tan osman.arolat@dunya.com

İş dünyası bir şekilde ekonominin gündemden düşmemesini istiyor

Siyasiler koalisyon görüşmeleri ve terör konusunu gündemin ağırlıklı konuları olarak gündemde önde tutarlarken, iş dünyası sözcüleri, bir şekilde ekonominin gündemde yer almasını, gündemden düşmemesini istiyorlar ve ekonomik konularda görüşlerini açıklıyorlar. Dün de bunun iki örneğini İran’la yeni dönem ekonomik ilişkiler konusunda görüş açıklayan uyarıda bulunan iki oda yöneticisinin açıklamalarında görüyoruz.

EBSO Meclis Başkanı Salih Esen, İran pazarından yeni dönemde Batılı ülkelerin bize rakip olacağını ve İran’ın başka ülke pazarlarında bizimle bazı sektörlerde rakip olabileceğinin altını çizerek “Ambargonun kalkması sadece fırsat doğurmadı, riskler de var. Madalyonun öteki yüzünü de görmeliyiz” uyarısını yapıyor. Esen, bugüne kadar İran’la Türkiye’den başka ilişki kuracak ülke olmadığını belirterek, “Ama şimdi düne kadar ambargolu olan ülkenin Batı ile flörtü yeni bir dönemi işaret ediyor, yeni kapılar açılıyor, yeni anlaşmalar gündeme geliyor” diyerek bunların ortaya çıkardığı yeni şartların dikkate alınması gerektiğinin altını çiziyor. 

BTSO Başkanı İbrahim Burkay ise İran’a ambargonun gevşetilmesinin ardından Ortadoğu’da yeni ve uzlaşmacı politikalar gelişeceğini belirtiyor. Burkay, Türkiye’nin İran ile imzaladığı Tercihli Ticaret Anlaşmasının öneminin altını çizerek, “Bu durum Türkiye’nin yanı sıra Bursa’nın mal ticareti başta olmak üzere İran ticaretini daha güçlendireceğinin altını çiziyor. İran’a Bursa’dan tarım ve gıda ürünleri, tekstil konfeksiyon ürünleri, makine ekipmanları, otomotiv ana ve yan sanayii, mobilya ve inşaat malzemeleri ihracatını geliştirebileceklerini belirtiyor. İran’dan ise petro-kimya, kimyasallar, ana metal, çimento ve cam ithalatının artabileceğini düşündüğünü söylüyor. 

İran’la dış ticaretimiz yeni bir döneme girerken, son yıllarda İran dış ticaretimizin gelişimine de bakmamız gerekir. Bu konuda önce UND’nin girişimiyle İran’la uzun süredir sorun yaşadığımız lojistik konusunda çözüm yolunda adımlar attığını biliyoruz. Dış ticaret rakamlarına Esendere, Kapıköy ve Sarısu sınır ticaret bölgelerinin verilerinin dahil olmadığını biliyoruz.

Son 5 yıla baktığımızda 2011 yılı dış ticaretimiz 15 milyar 40 milyon, 2012’de 21 milyar 885 milyon dolara yükselirken, 2013’te 14 milyar 575 milyon dolara, 2014’te ise 13 milyar 719 milyon dolara gerilemiş durumda.

Son 5 yılın en yüksek Türkiye-İran dış ticaretinin gerçekleştiği 2012 yılında ihracatımız 9 milyar 921 milyon dolar ile yüzde 45 oranında iken, ithalatımız 11 milyar 964 milyon dolarla yüzde 55 olduğunu görüyoruz. İran’dan enerji alımlarımızın, petrol ve doğalgaz ithalatımız bu ülkeyle dış ticaretimizde 2 milyar 43 milyon açık verdiğimizi ortaya koyuyor. Buna karşılık başta gıda, tekstil-konfeksiyon, otomotiv yan sanayi olmak üzere çeşitli sektör temsilcileri İran’a ihracatta sektörlerinin daha çok mal satabilecek potansiyele sahip olduklarını belirtiyorlar.

Siyaset ağırlıklı gündemimizin bir yanında ekonominin de yer almasını öneren işadamları, bir yandan da koalisyon hükümetinin bir an önce kurularak ekonomik konulara eğil inmesini de talep ediyorlar.

Ben de bu nedenle gündemde yer alan iki sanayi odası yöneticisinin İran konusunu ele alan demeçlerini yazımın konusu yaptım.