İthal enerji faturasında 100 milyar dolar riski
Savaşın birinci ayında, ithal petrol, doğal gaz ve diğer ürünlere ödenen aylık fatura yüzde 60’a yakın artışla 8 milyar doları geçti. Fiyatların bu seviyede kalması durumunda bile yıllık brüt enerji faturasının 100 milyar doları bulabileceği tahmin ediliyor.
Savaşın ilk bir ayında özellikle petrol fiyatlarında yol açtığı yükselişin kaçınılmaz sonucu olarak Türkiye’nin enerji ithalat faturası yüzde 60’a yakın oranda büyüdü. Fiyatlar bundan sonra artmasa bile enerji ithalatına ödenen toplam faturanın 100 milyar doları bulabileceği tahmin ediliyor.
ABD-İsrail ittifakının 28 Şubat’ta İran’a saldırması ile başlayan savaşın bir ayı geride kaldı. Savaş sürecinde hızla yükselişe geçen petrol fiyatları küresel ve ulusal ekonomide tüm dengeleri kökten sarstı. Türkiye’nin yanı başında yaşanan sıcak savaş, küresel çapta bir enerji şokuna sahne oldu. Piyasalar şu anda savaşın süresine odaklanmış durumda. Savaşın kısa sürede sona ermesi durumunda ekonomiye olumsuz etkilerinin geçici kalabileceği öngörülüyor. Ancak savaş sona ermez, gerilim sürerse, petroldeki devam edecek yükseliş ve bunun diğer enerji ürünleri ve emtia fiyatlarına zincirleme yansımaları ile Türkiye’de enflasyon ve cari açığa olumsuz etkinin giderek büyüyeceği, uzayan bir savaşın stagflasyon riskini artıracağı vurgulanıyor.
Petrolün varilinde 40 dolar artış
Brent petrolün 2025 sonlarında 60 dolar dolayına kadar inen varil fiyatı yıl ortalamasında 69,1 dolar düzeyinde oluşmuştu. Bu yıl ocak ve şubatta artarak devam eden ABD/İsrail-İran gerilimi ile yükselerek yeniden 70 doları aşan Brent petrol varil fiyatı, sıcak savaşın fiilen başlamasının ardından özellikle İran’ın küresel petrol arzının büyük bölümünün gerçekleştiği Hürmüz boğazını kapatması sonrasında hızla yükselişe geçti. Bu süreçte 100-120 dolar aralığına yükselen Brent petrol varil fiyatı iniş çıkışlarla 27 Mart itibarıyla 112,5 dolar düzeyinde oluştu. Şubat sonundaki 72,5 dolarlık düzey baz alınırsa petrolün varili savaşla geçen bir ayda ortalama yüzde 55 oranında 40 dolar arttı. Ham petrol fiyatının uluslararası piyasada hızla artması, net enerji ithalatçısı olan Türkiye’ye yüksek akaryakıt zamları ve buna bağlı olarak taşımacılık ve üretim maliyetlerinde hızlı artışlar olarak yansıdı. Türkiye 2025’te günlük ortalama 640 bin varil olmak üzere yılın tamamında 233,8 milyar varil ham petrol ithal etmiş, ödenen yıllık fatura 16,2 milyar dolar, aylık ortalaması 1,3 milyar dolar düzeyindeydi. Bu yıla ilişkin veriler henüz yayımlanmamakla birlikte 28 Şubat-27 Mart arasındaki bir aylık dönemde tüketim miktarının aynı kaldığı varsayılarak ve ortalama varil fiyatı 110 dolar baz alınarak hesaplandığında, bu dönemde sadece ham petrol ithalatına ödenen fatura 2,1 milyar dolar ödendiği sonucu çıkıyor. Bu ise bu bir aylık dönemdeki ham petrol ithalat faturasında geçen yılın aylık ortalama ithalat miktarına göre yüzde 59 dolayında bir artışa tekabül ediyor. Buna göre petrol fiyatları izleyen dönemde artmayıp hep bu düzeyde kalsa bile gelecek bir yılda sadece ham petrol ithalatına ödenen fatura 25 milyar doları geçecek.
Ekonomik görünüm ve beklentilerde bozulma
Petrol fiyatlarındaki yükseliş Türkiye’nin makro ekonomik görünümünde bozulma ve ileriye yönelik beklentilerde belirgin bozulmaya yol açtı. Merkez Bankası araştırması, petrol varil fiyatında her 10 dolarlık artışın, Türkiye’de enflasyonu yaklaşık 1 puan yükselttiğini gösterirken, kur etkisiyle birlikte bu marj 1,2 puana çıkıyor. Buna göre bir aylık savaş döneminde varil fiyatındaki 40 dolar dolayındaki artışın yıllık enflasyona etkisi, fiyat aynı düzeyde kalırsa şimdiden 5 puana yaklaştı. S&P Global, Türkiye için 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 23,4’ten yüzde 28,9’a revize etti. Yıl sonu enflasyonuna ilişkin piyasa beklentileri de yüzde 30’a yaklaştı.
Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu (PPK), mart ayı toplantısında politika faizini yüzde 37’de sabit tutarken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, savaşın kısa sürmesi halinde etkiyi “yönetilebilir” bulduğunu, ancak uzaması durumunda cari açık ve enflasyonun ciddi şekilde bozulacağını açıkladı.
Petrolün varil fiyatındaki her 10 dolarlık artışın yıllık cari açığı yaklaşık 5,1 milyar dolar artırdığına ilişkin Merkez Bankası verisi baz alınırsa, ilk bir ayda gerçekleşen 40 dolarlık artış yüzünden şimdiden 20 milyar doları aşan bir potansiyel ilave marj oluştu. Bu da fiyatlar izleyen dönemde düşmez de bu seviyede kalırsa, yıllık cari açıkta rekor bir büyüme anlamına geliyor. Petroldeki artışın cari açığa ilk etkisi, mayıs ayında yayımlanacak şubat ayı verisinde görülecek.
Savaş etkisiyle Merkez Bankası'nın brüt rezervleri, alınan son veri tarihi olan 19 Mart itibarıyla 177,5 milyar dolara inerken, 27 Şubat’tan bu tarihe kadar yaşanan erime 32,8 milyar doları buldu. Küresel riskten kaçış nedeniyle savaşın ilk bir aylık döneminde Türkiye’deki özellikle carry trade yatırımlarından yaklaşık 15 milyar dolarlık çıkış yaşandı.
Savaşın etkisiyle yükselen dolar kuru 44 TL’yi aşarken, BIST 100 endeksi 27 Şubat-27 Mart döneminde yüzde 8,6’lık düşüşle 12.698’e geriledi.
İthalatta, lojistik ve navlun maliyetleri ve sigorta primleri önemli oranda arttı, özellikle Orta Doğu’ya navlun 4-5 kata kadar çıktı.

Aylık enerji faturası 3 milyar dolar arttı
Merkez Bankası ödemeler dengesi verilerine göre 2025 yılının tümünde ham petrol, doğal gaz ve diğer ürünler toplamında sigorta, navlun, lojistik maliyetleri dahil brüt enerji ithalatı (CIF) 62,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Resmi olmayan verilere göre bunun içinde ham petrol yüzde 26, rafineri ürünleri yüzde 21 dolayında bir paya sahip olurken, en büyük pay yüzde 53’le doğal gaz ve diğer enerji ürünlerine ait. Bu paylara göre yapılan hesaplama 2025 yılında aylık ortalama bazda rafineri ürünleri ithalatına 1,1 milyar, doğal gaz ve diğer enerji ürünlerine ise 2,8 milyar dolar ödendiğini gösteriyor. Ham petrolle birlikte geçen yılki aylık ortalama enerji ithalatı 5,2 milyar dolara karşılık geliyor.
Uluslararası kurum ve analistlerin verileri, 28 Şubat-27 Mart arasında küresel piyasada rafineri ürünlerinin yüzde 50, doğal gaz ve diğer enerji ürünlerinin de ortalama yüzde 60 dolayında zamlandığını gösteriyor. Bu artışlar baz alınarak yapılan hesaplama, savaşla geçen bir aylık dönemde Türkiye için rafineri ürünlerinde 1,6 milyar, doğal gaz ve diğer ürünlerinde ise toplam 4,4 milyar dolarlık bir faturaya işaret ediyor. Buna göre ham petrol, doğal gaz ve diğer ürünler toplamında aylık ithal enerji faturası yüzde 57 artışla 8,2 milyar dolara çıkmış bulunuyor.
Fiyatların izleyen dönemde hep aynı kalacağına dayalı görece iyimser senaryoda yıllık ithalat faturası rafineri ürünlerinde 19,7 milyar, doğal gaz ve diğer ürünler toplamında 53,2 milyar dolara karşılık geliyor. Böylece geçen yılın tümünde 62,5 milyar dolar olan üç kategorideki toplam enerji ithalat faturasının izleyen bir yıllık dönemde 98 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe ulaşacağı görülüyor. Bu da izleyen dönemde geri çekilme olmazsa, olası en küçük artışta bile bu faturanın 100 milyar doları da geçeceğini gösteriyor.